12 Ocak 2008 Cumartesi

Evlilik -Kelime oyunları-3



Yeni konumuz,


Öykücü'nün önerdiği :EVLİLİK konusu


Ben yaşadığım olaylar üzerine,kendi düşüncelerimi yazıyorum.Hem de geçmişteki düşüncelerimi.........



Şimdi okuyacağınız yazıyı,boşanmadan önce günlüğüme yazdığım yazılarımdan alıntı yaparak yayınlıyorum.Hiç bir ekleme yapmıyorum, ama yarısını yayınlıyorum.Çünkü diğer yarısında. beni bile yoran detaylar var...


Günlük,25.12.1998


.......................Ben yüreği ve kafası dolu olan bir insanım.Ama önce aklım,sonra yüreğim..Duygularımı hiç dert etmedim kendime.onlar öyle güzel yön buluyorlar ki..Çok yoğun yaşasam da dışarıya aşırı taşmayan bir yönüm.Dolu dolu yaşayıp,bunu hissettirmek çok daha önemli.


Duygularım sevgili yoğunluğu yaşamadılar.Burada kafam iyice karıştı.Belki de en büyük hatam burada oldu.Kafam"mantık" dedi,yüreğim"hadi öyle olsun"dedi.Fakat sonra çatışmaya girince,duygusuz bir ilişki yaşamak zorunda kaldım.


Hayatta taşıyamayacağım şeylerden biri de özgürlüğümün elimden alınması.Bu elimden alınmaya çalışılırsa koparım,ve koptum.Asla geri dönmem!


Her ne kadar,geçmişe dönüp,üzüntü duymamak için kendimi tutup,gelecekte çok daha farklı mutluluklar tadacağımı düşünmeye çalışsam da ,bunları,çocukların tahsilleri,evlilikleri,mutlulukları,torunlar diye sıralasamda,"Ah!keşke"diyerek geçmişimi yönlendirebilirdim düşüncesinden kurtulamıyorum.


Yaşadığım her acının,beni olgunlaştırdığını sanmıyorum,sadece tecrübe sahibi yapıyor.Bu da bereaberliğimizi daha sarsıyor.Zira güven bende sıfırlanıyor!Tekrar kazanılması olanaksız.Hiçbir şekilde evliliğimizin düzeleceğine inanmıyorum.Hoşgörü benim zararıma işledi,kaldı ki yeni ufuklara umut,asla olmayacak bir dua......


Evlilik düzensiz gidince,duygularda ucuzluk başlıyor.Düzen bozulunca evreler başlıyor ve arayışlar çoğalıyor.Kadın için daha zor günler başlıyor.Eskiden özgür bir yaşam düşünürdüm,şimdilerde hayallerimi süslüyor.Bir umut gibi görüp,bu yılbaşı Noel babanın bana bunu bir armağan olarak sunmasını hayal ediyorum.


Yaşamım,yenilenip coşacağına,eskiyor.Çünkü benim varlığım,hazmedilmeyip,yük olarak görüldüğü müddetçe eskiyor.Yıllara teslim olup,hakaretlerin altında eziliyor,hakikaten eskiyor!Yaşlanma doğal süreç,eskime ise insanlar tarafından harcanmaya çalışılan özgürlüktür.....


Yaşamımla gurur duyuyorum.Zorlanmadan doğal yaşadığım için hiç avunmadım.Kendimle övündüğüm yönlerimi, insanlar keşfettiğinde, iyi ilişkiler kendiliğinden gelişiyor.Dostlarımla güven alışverişinde bulunmak kadar güzel birşey olamaz.Geleceğe hoş duygularla bakıyorum.İnanıyorum ki,şimdiki pürüzlere,ileride çocuklarımla beraber çözüm bulacağım.


Eşim ,elini vicdanına koyup,beynini dinlemeye yöneltse,yaptığı haksızlıkları,ve baskıları,dahası yaşattığı yoklukları,emeksiz beklentilerini farkedip,iyiye yönelir.Ama,maalesef, bana acı veren gerçekler,ona göre benim tedavi olmam gereken bir hastalık..


Ama gel gör ki,yaşam;birlikte birbirimize zarar da versek,acı da çeksek ve çektirsek te acımasızca devam edebiliyor.


Eşimden ayrılmayı çok istiyorum.Çünkü hiçbir konuda anlaşamıyoruz.Heyecanlarımız ve zevklerimiz o kadar ayrı ki,ayrılmamıza sebep gösterilecek kadar zıt duygular.Ayrılığı çok istememe rağmen ,zincirle bağlıymışım gibi kıpırdayamıyorum.Öylesine büyük haksızlıklarla karşılaştım ki,ömür boyu unutabileceğimi sanmıyorum.Ve bu kötü etkinin,geçebileceğini de sanmıyorum.Benim zincirlerim,çocuklarım!Ama benim bu duygularımın,bana karşı kullanılmasını hazmedemiyorum.Her ağır kavganın faturası ağır ödeniyor.Her kavganın ardından,hastalık sonrasındaki nekahat devresi geçirir gibi oluyorum.Hastalık gelip geçiyor,ancak izleri ve anıları belleğimden silinmiyor..


Evliliğimiz,sağlam temeller üzerine kurulmadığı için,çok daha ciddi durumlara yol açıyor.Umursamazlıkla gelen başıboşluk,değişken huylar,med cezir esintileri.Benim mutsuzluklarım,onu rahatsız edeceğine,zevk veriyor.


Sabrım tükendi mi bilmiyorum.Bıkkınlıkla gelen yaşamı,sabırla yenmeye ve hoşgörü eklemeye çalıştım.


AMA OLMUYOR BE !!!


Ben de taş değilim ya! Her ne kadar uyum sağlamaya çalıştıysam da,hayat görüşlerimiz o kadar farklı ki!Aynı paralelde düşündüğüm zamanlar bile,terazi kefeleri hiç aynı hizada durmuyor...


16 yıl, çok büyük bir bedel gibi geliyor bana.Bu bir kader diyorum,ama herşey de kadercilikle çözülmüyor maalesef..Hırs,enerji ve zekaya baskı uygulanmasına müsaade edrsen,buna başka şey derler! Her zaman,ilişkilerde kararlı bir tutum sergilemeli,dikkatli ve tedbiri elden bırakmamalı diyorum.Aksi takdirde,hem eşler hem de çocuklar için tamiri zor hayatlar oluşur...


Boşandıktan sonra olanları da,eğer boşanma konusunu işlersek,o zaman anlatırım.Günlüğümde bunun için de yazı bulunmaktadır....

16 yorum:

sofi dedi ki...

Tütü, bende 16 yıl evli kaldım hemde evliliğimin başında yürüyemiyeceğini anladığım halde, yazdıklarını okuduğumda sadece acı hissettim ben o dönemi öylesine silmişimki hayata tutunabilme adına hatırlamak dahi istemiyorum.

MoonSun dedi ki...

Tutum, bak o zaman bu satirlari yazmissin, sen taa o zamanlardan her seyin ustesinden gelecek guce sahipmissin... Simdi hayatin tadini cikartma zamani :))

GULTEINEN ENKELINI dedi ki...

Sana sikica sarilmak istedim.
Sanki kendi gunlugumu okuyor gibi oldum ayrica...

Adsız dedi ki...

sıkmayın canınızı,olur olur herşey
olacağını olur.acıda,bedellerde
insanı nasırlaştırır.bence bugünü
yaşayın ve gülümseyin.bugün bidaha
gelmeyecek,yarını kim bilir?
kendinize iyi bakın.
Dilek Aksu

Geveze Kalem dedi ki...

Bir ilişkinin bitmesi karşısında ne denir bilmiyorum. Eğer boşanmayla sıkıntılı günler geride bırakılmışsa, 'Geçmiş olsun,' denir herhalde.
Geçmiş olsun, yolunuz açık olsun...

Yıldız Yağmurları dedi ki...

Okurken, bunları yaşamak zorunda kalan bir insanın neler hissettiğini anlamaya çalıştım ama orada gerçekten güçlü bir insan var, hayata tutunmaktan bir an bile vaz geçmemiş ben en çok buna sevindim. Sevgili Tütü dileirim ki bu verdiğin en doğru karardır ve geleceğin sana beklediğinden daha büyük umutlar sunması dileğiyle... daha fazlasını söylemek istemiyorum çünkü ihtimalki üzücü hatıralar bunlar, geçmişi unutmak mümkün değil orası da kesin, onlarla yaşamaya alışmak lazım... yine de bu paylaşımın için teşekkürler.
Sevgiyle
Dilek

etki alanı dedi ki...

Sofi'ciğim,
99'da boşandım,etti 17.Tanışma,söz,nişan derken 20 yılı tamamlamışız.Geçmişe dönüp bakmıyorum bile.Yaşanmış ve bitmiş.Yıllardır,konu açıldığında insanlar adeta kendi egolarını tatmin etmek için ,karşıma acı bir tablo çıkatmaya çalışırlar.Oysa şu an ne kadar mutlu olduğuma inanmak istemezler.Hayatın eş olmadan yürümeyeceğini düşünen geleneksel bir zihniyet var ülkemizde,halbuki evliyken bile yalnız yaşayan nice kadınımız var.Evlilik onları dış dünyaya karşı koruyucu bir şemsiye dir.Oysa yalnız bir kadının çocukları için,neler yapacağını ve ne denli güçlü olduğunun farkında değillerdir.Eminim sen de yaşıyorsundur..Halbuki mutsuz yaşanan evliliğin etkileri asla tartışılmaz evliyken......Bu böyle gider...
Öpüyorum seni....


Ahh moonsun,
Bana bırakılsaydı,en başından ayrılmayı düşünmüştüm.Ama hep geleneksel düşünceler ve ne kadar modern olursanız olun gelen bir aile baskısı olabiliyor..
Ama geçmişte kalan bir hayat..Asla çocuklarıma kalan bir miras olmayacak bu düşünceler.Onlar istedikleri gibi bir hayat elde edene kadar mücadele edeceklerdir...
Sevgiyle kal..


Ben de sana sarılmak isterdim gulteinen...Benzerlikler şaşırtıcı..Hiç bir kadın kendi mutluluğunu bozmaz,demek ki ters giden birşeyler var.Değil mi?


Sevgili Dilek,
Uğradığın için teşekkür ederim.
Ben bu konuda asla duygusal değilim.Hatta geriye baktığım zaman,ya da çocuklarla oturup aile toplantısı yaptığımızda,onların canının acımasını hiç istemediğim için,olabildiğince esprili bir şekilde,gırgır ve şamata içinde bahsederiz.Çünkü özgür bir Tülay yarattım ben..Kimsenin özgürlüğünün elinden alınmaması dileğimle....
Sevgiler..


Hatta "gözün aydın "derler Geveze Kalem.Bu yazı,boşanmadan 6 ay önce yazılmış bir yazı.Biraz depresif bir tablo çizmişim ama evlilik deyince aklıma hiç birşey gelmedi,halbuki boğazıma kadar batmışken ve malzeme doluyken kalakaldım bu kelime karşısında.Aklıma günlüğüm geldi.En iyi o zaman ki duygularım anlatır diye düşündüm,evlilik kelimesini...
Ve boşandıktan sonra benden daha mutlu bir insan yoktur diye düşünüyorum.Çünkü kendi Cumhuriyetimi kurdum..Deliler gibi yoruluyorum,ama akşam başımı yastığa koyduğum zaman,huzur içinde uyuyorum....
Sevgiler..



Yıldız yağmurları,
Bu yazıyı, altından kalkamayacağım kadar ağır bir kelime olarak gördüm birden.Kolaya kaçıp,eski notlarıma sığındım.Eğer şu anki düşüncelerimle yazacak olsaydım,iki satır anca dolardı.Halbuki çok önemli.Belki dedim,benim o zamanlar içinde bulunduğum durumu yaşayan kadınlar vardır.Kendilerini bulsunlar diye düşündüm.Çünkü insan kendi içinde bulunduğu durumu anlatacak kelime yada cümle bulamaz.Atıyorum,dertleşecek nsan bulamaz.
Çok isterdim mutlu bir evliiğim olsun ve burada ufak ufak tiyolar vereyim.
Ama umarım kendinde cesaret bulamayan kadınlar için,yol açıcı olabilirim.Çünkü farkında olmadan tüm güçlerini birleştirip,votran'ı oluşturuyor kadın tek başına..
Asıl ben bu paylaşımın içine aldığınız için teşekkür ederim.
Sevgiler..

ashkar dedi ki...

söz şimdide erkeklerde :)
kendi hemcinsim diye savunacak yada bayanları kızdıracak bişey söylemek istemem, sadece kendi düşüncelerim.
öncelikle yaşamış olduğun olaylar üzücü gerçekten. konunun özeti olarak özgürlüğünün kısıtlanması çerçevesinde bi olaylar topluluğu ve buna bağlı olarak gelişen olaylar. bir şey ama herşey değil. sadece senin izin verdiğin biligler dahilince konuşuyorum. şimdi ben diyeceğim bayanları anlamak zor diye sizde erkekleri diye karşılık vereceksiniz ama kendi adıma anlamakta bazen zorluk çekiyorum. bir bayana erkek arkadaşı tarafından bazı konularda kısıtlama getirdiğinde boğulduğunu zannediyor. hemen tartışmlar başlıyor. yanlış anlamalar yanlış anlamalar... devam ediyor. neymiş bayanlar özgürlüğünün kısıtlanmasını istemezlermiş. buna karşılık bir erkek kız arkadaşının davranışlarını kısıtlamayıp ona olabildiğince özgürlük sunduğunda bu seferde bayanlar tarafından erkekler "sen beni sevmiyorsun" diye suçlanmaya bağlıyorlar. "beni sevmiş olsaydın karşı çıkardın" tarzı şeyler. çok enteresan bi terazi yani. dengesi her an kaçmaya elverişli bişey.
olayları karşılıklı anlayış ve hoşgörü çerçevesinde yaşamak lazım. herkesin kendi hayatı olduğu bilmek ve bazı şeyleri paylaşamak gerektiğine inanıyorum.
aşka dair hayat felsefem herzaman " karşındakinin kişisel alanına girmeden ona yakın olmaya çalışmaktır" olarak aldım ama bayanların buna ne kadar inandığı tartışılır.

bunlar sadece benim düşüncelerim, sana karşı değil tütü sadece genele konuştum, umarım yanlış bişey veya seni kızdıracak bişey söylememşimdir.

lalecik dedi ki...

Canım Tütü, okurken yazdıklarını hüzünlendim. Oysa o kadar hayat dolu bir kadın bunları yaşamış olamaz gibi geliyor bana. Ama maalesef gülen gözlerin ardında büyük acılarda gizli olabiliyor. Sevindiğim taraf bunları atlatmış olman ve yaşama sevincinden bir şey kaybetmemiş olman. Biliyorum ki, önünde çok güzel günler var. Sevgiler canım, içindeki umut hiç bitmesin.

etki alanı dedi ki...

Sen fikri açık bir insansın ashkar.
Ve felsefene her zaman sahip çık.Çünkü erkekler evlendiklerinde birden evrimleşirler.Kendi elini kolunu istediği gibi nasıl hareket ettiriyorsa,birden eşini de öyle görüyor.yazılarımdan sadece özgürlük kavramını yakalamışsın.Oysa orada kıskançlığın getirdiği bunalımın sesini duymamışsın.Telefonla görüşürsün,sanki sevgilinle konuşmuşsun gibi ithamlar,eve geldiğinde kültablaları kontrol edilir ve"bugün tijen gelmiş""onunla bir daha görüşmeyeceksin".Düşünebiliyor musun ben bile arkadaşımın ne sigara içtiğini bilmezken,ismiyle biliniyor ve hüküm veriliyor.Sonra telefonun yanındaki kağıdın üstünü kurşun kalemle karalayıp not alip almadığıma bakardı.O zamanlar gülüp geçerdim.Salak salak"bu adam beni ne kadar seviyor "derdim.Halbuki özel hayatıma tecavüz ediyordu.Kapıya komşum gelir,bir bakarım ben geri planda kalmışım,ikisi konuşmaya dalardı.Dışarıdan bakanlar"ne kadar evcimen bir adam "derdi.
Sonraları şöyle düşündüm"ben bu adamda şüphe uyandıracak ne yaptım",sürekli kendimi suçlayacak bir neden aradım.Şimdi düşündüklerim ise çok farklı.Kişi kendisini nasıl biliyorsa karşısındakini de öyle bilirmiş.Ben saf saf kendimi suçlarken,onun evli kadınlara baktığını görememişim.
İnsanlar doyumsuz olunca yanlış yola saparmış.
Ha!
Hiç mi mutlu olmadın diye sorabilirsin.Anne olduğum zaman çok mutluydum.Hala da böyle evlatlara sahip olmamda onunda payı olduğu için hala kendisine teşekkür ederim.Evimde ki mutluluğu sağlayan çocuklarımdı.Ufak şeylerden mutlu olan benim gibi bir insanın bu konuda yaşadığı mutluluğu düşünmeni isterim.Ben kıskançlık duygusunu hiç yaşamadım.hep ızdırap içinde de değildim.Ben her şeyi komediye çevirebilen insanlardanım.
Dilerim karşına,kişiliği oturmamış bir insan çıkmasın.Çok güzel düşüncelerin var,senin yaşamını zehir edenleri hayatından çıkarmayı mutlaka prensip edin.
Çünkü piskopatlığın,kadını erkeği yoktur,bu bir hastalıktır,evlendikten sonra geçer deme,çünkü daha ileri safhalara gidebiliyor.
Sen hiç yanlış konuşmuyorsun,ve beni hiç kızdırmıyorsun.aksine ne kadar mutlu olduğumu anlatamam.Bir erkeğin düşüncelerini açıkça söylemesi benim için çok değerli.
Fikrini açıkça belirttiğin için,seni kocaman öpüyorum çocuğum...
Doğru insanla karşılaşman dileğimle...

etki alanı dedi ki...

Lalem
Ben şişli adliyesinde boşandım.oradan çıktığımda gökyüzüne baktım ve ilk defa derin nefes aldığımı hissettim.Hani cami vardır ya orada.Sanki en tepesine çıkmışım gibi hissettim.
şİMDİ ÇOK HUZURLU VE MUTLUYUM.sEN BENİ GÖRDÜN ZATEN...hİÇ MUTSUZ BİR HALİM VARMIYdı..Hele umutsuz hiç olmadım.
Allah herkese istediği hayatı nasip etsin...
Öpüyorum seniii...

YILDIZNAF dedi ki...

Cok sevdigim bir tanidik, bosandiktan sonra bir bira icmis ve demis ki, ilk defa biranin tadini aldim sanki. Sevgili Etki Alani'm, sizin cami minaresine bakip orada oldugunuzu hayal etmeniz gibi birsey bu. Eger insan boylesine rahatliyorsa birsey bitince artik soylenecek soz yok demektir. Hep mutlu kalmaniz dilegiyle...

ashkar dedi ki...

iyi dileklerin için çok teşekkür ediyorum. sende hep mutlu ol bundan sonra :)))

Aslı dedi ki...

Tütüşüm,
Hayatın bize neler getireceğini bilmiyoruz elbet... Önemli olan bilinmeyenlerin karşısında ayakta dimdik durabilme cesareti. Sen bunu başarmışsın. Geleneksel yaklaşımları bir kenara bırakıp kendi değerinin önceliğini bilmişsin.
Dilerim bütün güzellikler seninle olur...
Öpüyorum bir bu yanaktan bir de bu yanaktan ;)

etki alanı dedi ki...

Yıldızım,yıldızım,
O an yaşadığım huzur ve sevincin dozunu anlatamam,orada boşanan başka çiftler de var,salya sümük ağlıyorlardı.Benim ise sevinçten gözyaşı dökesim vardı."Ama" dedim kendi kendime,"bundan sonra gözyaşı yok!" Zaten hakim uzattıkça uzattı.belki vazgeçerim diye...tam adamını seçmiş vazgeçer diye..O kadar acele ediyorum ki,bir an önce imzayı atayım diye..hakim anlam veremedi."nafaka istiyor musun"diyor."Hayır"diyorum.Çocuklar için"istiyorsa bağlar,babalarıdır".hakim şaşkın."kesin"demiştir,"bu kadının sevgilisi var.bu kadar acele edip hiç bir geliri olmayan bir insan nasıl nafaka talep etmez" diye.Halbuki ben adamımı tanıyorum.Bunca yıl bağlanan 20 ytl.lik nafakayı ödemedi.Ben kendimi kurtardığıma şükrediyorum.nasıl caminin tepesinde hissetmem değil mi...


Teşekkür ederim ashkar....


Aslı'cığım,
Ailemin haberi olsaydı,yine engel olmaya kalkarlardı.Hele annem....
Kimseye haber vermeden,bir hafta içinde boşandım.Eşim bile neye uğradığını şaşırdı.Blöf yaptığımı ve son anda vazgeçeceğimi sandı....Zaferrrrr benimdir!Emekliliğim var.Takı tasarımı yapıp marka firmalarla çalışınca muhteşem bir şekilde yaşadım.Olayın bizdeki etkisini şöyle anlatayım..Boşandıktan sonra sevinçle eve geldim..Zeynep arkadaşlarıyla evde oturuyor..Benim gözler ışıl ışıl,sevinçle "boşandık kızım"diyorum.Zeynep seviçle gelip bana sarılıyor.Arkadaşları şaşkın,anlam veremiyorlar,Fırat(4 yaşındaydı) olayın ne demek olduğunu anlamıyor,biz gülünce iyi bir şey olduğunu düşünüp,anlamsız bir şekilde neşemize katılıyor.Böyle dışarıdan garip görünen farklı bir mutluluktu bizim için o gün...Çünkü huzursuzluğun son bulduğu tarihi bir gündü....

Butterfly dedi ki...

14 yılımı verdım, duygularını paylasıyorum, cesaretım ıcın kendımı tebrık etmem cok uzun zamanımı aldı ama ıyı kı kurtuldum.