4 Mart 2008 Salı

Duvar-2- --------Kelime oyunları-----------

Hiçbir şey kesin değil


Aldanmalar....

Siz de yaşamışsınızdır........

Özellikle çocuklukta olur böyle yanılmalar..Ay ışığının,içeriye sızan kısmının duvara yansımasıyla

oluşan şekillerin,ruh halimize göre nesnelenmesi....Bilinmeyenin,o ana hükmetmesidir bu şekiller..Özellikle,rüzgarlı günlerde titrek gölgelenmeler meydana gelir ya,işte o zaman korkunun sesini duyarız..


Çocukluğumdan beri çok kitaba bakınca,,ve okuyunca,şekillere hikaye yazmam hiç zor olmazdı..



Aslında,ilk olarak gölgeleri keşfetmem,Elektrik kesintilerinde yakılan mumlardan sonra oldu..Yapılacak bir şey bulamayınca duvara yansıyan gölgelerimize gülmeye başlamıştık..Babam bildiği birkaç şekli bize gösterdikten sonra keşif başlamış oldu...Her türlü şekli denemeye başladık .İnanılmaz zevkli gelmişti.Tavşan ve kurt gölgesi yapmak en kolay olanıydı...



Yeni bir oyun keşfetmenin zevkini yaşıyorduk.Gece yatınca,perdeleri açıp,ay ışığından faydalanıp hayal dünyamızın içine dalıyorduk..Çarşafı başımıza geçirip,hayalet gölgeleri yapıp,

sonra da korku senaryoları yazıp,tirtir titreyerek yorganın altına saklanırdık.
Ulaşamadığımız şeylerin hayallerini yaratırdık.Masallar hayat bulurdu duvarlarımızda...


Hacivat -Karagöz oynardık ablamla,gülmekten çok kez yarım bırakmak zorunda kalırdık..



Duygularımızı ifade etmenin bir başka yolunu bulmuştuk.Duvarda konuşurduk adeta..Harflerin yansımasıyla,kelime oyunu oynardık..Yeni bir iletişim kurmuştuk..


Öğrenme zenginliğini yaşadığımızın farkında mıydık acaba?

Çocuklarımla da çok oynadım bunu..Özellikle yattıktan sonra,onların ufacık elleriyle bana anlattıkları hikayelere doyamazdım..


Bu arada önemli bir şeyi mutlaka paylaşmalıyım sizinle..

Ben çocuklarıma hiç masal anlatmadım!

Biraz hazırcı bir anneydim.."Sabah masal öğrenin,akşam bana anlatın" derdim çocuklarıma..Onlar da anneanneden ve teyzelerinden öğrendiklerini akşam bana anlatırlardı...

En komik olanına geliyorum!

Ben onlardan önce uyurdum!Bazen beni uyutmak için masal anlatırlardı ve gerçekten uyutup,anneannenin yanına kaçarlardı..

Bunu en çok Zeynep yapardı..Anneanneyle güzel vakit geçirince,beni uyutup, onun yanına giderdi.



Bir hayalet gibi yavaşça kalktığını hisserdim..






Kabaca bakıldığında,pek önemli görünmeyen gölge oyunları,belki de çocuk gelişiminde en faydalı öğrenme şekli olabilir..Hayal gücünü ve düşüncelerini anlatmakta zorluk çekmeyeceklerine inanıyorum..
Lütfen ,çocuklarınızın zihnini bir sınayın.Işıkları kapatın,mum yakın ve başlayın..Bakalım neler yaratacaklar?Ayrıca televizyonun ve bilgisayarın




araya koyduğu mesafeyi,bu oyunla kapatabilirsiniz..Nasıl eğlenceli oluyor anlatamam...
Bilinçaltı keşifler ortaya çıkıyor..Bir sinema salonu gibi,oyun ve seyirci aynı anda...

Bilmiyorum ,hiç denediniz mi..


Bana meditasyon gibi geliyordu o zamanlar..


Duvar kelimesi için daha farklı bir yazı düşünüyordum..Ama zaten içimiz kararmaya müsait,bari dedim biraz yaratıcı ve gevşeyici açıdan ele alayım..


Bu da şu anlama geliyor ki,dingin bir zihin için dinlenme şart...


Uzun senelerdir ,bu dinlenceyi yapmamıştım..Sanırım bu akşam epey eğleneceğiz..

Dört duvara sığınıp,bir çok şeyden kaçabiliyoruz,Duvara dayanıp,dinlenebiliyoruz,Resimlerimizi duvara asıp ölümsüzleştirebiliyoruz.


İnsanlardan kaçmak için,ruhumuzda duvarlar örebiliyoruz...Ağlama duvarı oluşturabiliyoruz...


Bazen bütünüyle deşarj olmak için,aynı zamanda üretken de olabiliriz..


Bakalım hangi şekiller çıkacak ortaya?



Haydi eller havaya..!!!


NOT: Baktım çok fazla derin konularla yazılmış duvar başlığı,Farklı bir pencereden daha bakalım istedim....Bir ağır yazı da benden gelecekti yoksa...

8 yorum:

evrim (akira) dedi ki...

ayy evet ne kadar zevkliydi, unutuluyor ama galiba yavaştan:(
hatırlattığın ve güzel yazın için teşekkürler:)

ERDIL dedi ki...

http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=29694 Biz onsuz oda bizsiz olamaz.Duvarlari bizler öreriz.Bizler yikariz.Onlar olmasa gölgemizi nasil görürüz.
Saygilarla.

ebru dedi ki...

şimdilerde oğlanların izlediği bir çizgidizide var bunlar, çok hoşuma gidiyor..
demek sen çocuklarına anlattırırdın masalları bir de onlardan önce uyurdun? çok hoşsun tütü, çok tatlı..

Geveze Kalem dedi ki...

Tütü'cüğüm, aslında en derin konulardan birine değinmişsin farkında olmadan.

'Öğrenme zenginliği yaşadığımızın farkında mıydık acaba?' cümlesi hafife alınacak bir cümle değil. Bu bahsettiğin konunun alt başlıkları öyle çok açılabilir ki...

Çok beğendim ve ben de anılarıma döndüm.
Sevgiler...

fikriminincegülü dedi ki...

Hala elektrik kesintilerinin en eğlenceli aktivitesidir benim için - her ne kadar karanlıktan hoşlanmasam ve o korku senaryolarını yazmaya devam etsem de -

Lakin benim afacan, yaptığım hayvanları canavar olup yutuveriyor yahu.:)

etki alanı dedi ki...

Uğradığın için teşekkürler Evrim..
Kelimeler anahtar olunca,hafızalar kendiliğinden açılıyor...Ne çok oynardık...

...............................

Kesinlikle Erdil bey,
O platformdaki yazılarınızı okudum..Harika konulara değinmişsiniz...Geri kalan yazılarınızı,önümüzdeki günlerde okuyacağım...Ellerinize sağlık..

...............................

Sorma Ebru,
Ne fena bir anneyim değil mi?
Sen masal anlatmaya üşen,çocuklara anlattır...Ohhh,ne ala...
Ama çok yorgun gelirdim işten,ve konuşacak halim kalmazdı..Ancak bu çözümü bulabilmiştim...
Ne uyanıkmışım :-))

..............................

Ben zaten her konunun altını derin kazarım..Her konudan bir yaratıcılık çıkarmazsam,işe yaramaz hissederim çocukluğumdan beri..Boşa geçen zaman olmamalı..Dolu dolu yaşamalıyız..
Aslında şu sıralar,işe yaramaz hissediyorum ya,hayırlısı..
Ama ince noktayı hemen yakalamışsın Sema'cığım..Teşekkür ederim..

..................................

Eskiden karanlıktan korkardım..Şu an korkularımdan arındım..Ama sokaktaki karanlıktan hala çok korkarım..Kavgadan korkmam,kalleşlikten korkarım...Korkak insanların gölgeleri karanlık olur..En kötüsü de odur..
Senin afacan,kurabiye canavarı mı yoksa :-))

Archi*Sugar (Esra) dedi ki...

cocukken cok isterdim bu golge oyunlarini yapabilmeyi ama bir turlu beceremezdim.

Senin masalla ilgili anlatimin bana anneannemin bir hikayesini hatirlatti: Cocukla annesi yatak odasindaymis. Sonra gece yarisi cocuk salonda oturan babasi ve anneannesinin yanina gitmis, oturmus. Anneanne sormus: "annen nerde?". Cocuk:"beni uyutuyor!" :-P

etki alanı dedi ki...

Aynen o hikayenin kahramanı gibiydim..
İlerde torunlarıma da aynı şeyi yapabilir miyim diye düşünmeye başladım...
Ben de gölge oyunlarını unutmuşum Esra'cığım..Zaten dolma gibi parmaklarla,şişman hayvan figürleri yapabilirim ancak! :-))