31 Aralık 2012 Pazartesi

Özgürlük,adalet ve demokrasimize sahip çıkma azminin yok olmaması dileklerimle....

yeni yıl yep yeni bir sayfa açması umuduyla herkesin yeni yılını kutlarız



Haysev'den duyuru....Lütfen duyarsız kalmayalım...




2012'inin en kötü yasa tasarısı hala gündemde! *

 
2012'de gündeme bomba gibi düşen ve 100 binleri tüm Türkiye'de ayağa kaldıran "ölüm yasası" herhalde bu yılın en büyük acısıydı. Yasa tasarısı hala mecliste, tüm Türkiye yürüdüğü ve tepki verdiği halde hala geri adım atan ya da hayvanlarını seven bir ülkenin vatandaşlarına olumlu bir cevap veren yok! 2013 farklı olmayacak, bu tasarı yine gündemde olacak ve yine iş sizlere düşecek. Evinizde, sokağınızda, barınaklarda yaşayan dostlarımız için sakın vazgeçmeyin ve yeni yıl hediyesi olarak aşağıdaki dilekçeyi lütfen yine aşağıda verilmiş olan adreslere yollayın. Durmayın, durursanız onlar ölecek...

DİLEKÇE:

Sayın Başbakanım,
Sayın Milletvekillim,

Bir seçmen olarak, şu an Meclis’e sunulmuş bulunan 5199 no'lu Hayvanları Koruma Yasası’nın bazı maddelerinin değişikliklerini içeren; Orman ve Su işleri Bakanlığı tarafından hazırlanmış olan değişiklik tasarısı ile CHP Milletvekili’ne ait kanun teklifi hakkında ilginiz ve alakanız için yazıyorum.

Bu tasarıların, sadece biz hayvan severler olarak değil, vicdanı olan her Türk insanının düşünce ve inançlarına ters düştüğü apaçık ortadır.

Bu yasa tasarısında bizlerin en çok tepki vermesine neden olan maddeler arasında sahipsiz hayvanların sokaklardan toplatılıp, kısırlaştırılıp sahiplendirilinceye kadar 'doğal yaşam parklarına' yerleştirilecek olmasıdır. Bu madde şu anda devletin uyguladığı ''Kısırlaştır, Aşıla, Yaşat" politikasına istinaden sokak köpeklerinin kısırlaştırılıp, aşılanıp, küpelendikten sonra alındıkları ortama geri bırakılma politikasıyla tamamen ters düşmektedir. 5199 sayılı hayvan Koruma Yasası’nın iyileştirilmesi beklenirken bu madde ile yasanın YAŞATARAK koruyucu önlem alması ortadan kalkmaktadır. Yaşadıklarımızdan biliyoruz ki hiç bir kurum, kuruluş binlerce köpeği, kediye bakamaz. Sizlerin belirttiği gibi refah, sağlık ortamı yaratılması için ortaya çıkan maliyet milyarlarca lirayı bulacaktır. Halbuki bulunduğu yerde zaten onlara bakan gönüllüler gerek devlet gerek diğer kurumların üstünden bu yükün büyük bir bölümünü almaktadır.

Hayvanları bir yere toplayıp oradan sahiplendirilinceye kadar bir arada tutmak mali yükü arttıracağı gibi aynı oranda hastalık, birbirini parçalama, açlığın getirdiği ölüm kampları oluşturmak olacaktır. Hayırsız Adalar yaratılacaktır.

Ormanın kendine ait bir dokusu vardır. Bu doku bozulacak, ormanda yaşayanlar için de bu parklar büyük birer tehdit olacaktır.
Binlerce yıl öncesi doğallığından koparttığımız kedi, köpeklerin doğal ortamı artık ormanlar değildir. Doğan bebeği nasıl tekrar ana karnına koymak mümkün değilse binlerce yıl öncesi doğallığından koparttığımız kedi ve köpekleri, kuşları doğal ortam diye ormanlara toplamak da imkansızdır.

Toplanma konusundaki ısrar, tasarıda ötenazi denilen öldürmeye, deneye, ırkların sınıflandırılmasına tanınan kolaylık, evlerdeki hayvan sayısının kurumlarca tesbiti, kısırlaştırmanın amacını aşıp ticarete dönüştüren maddelerin yer alması bu tasarıları ölüm yasası haline getirmekte ve sadece hayvan severleri değil yaşam hakkına saygı gösteren, insan hakları savunucularını da endişe içinde bırakmaktadır.

Bu nitelikte bir yasa tasarısının, koruma kanunu adı altında meclisimize sunulmasını anlamakta güçlük çekiyoruz. Binlerce imza ve meydanlarda eylemle, sivil toplum kuruluşlarının imzasıyla düzenlenen iki deklerasyonla bu tasarıya tepkimizi göstermemize rağmen cevap olarak bu tasarının “Pekçok kurum ve kuruluşla, sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte ortak hazırlandığı “ belirtilmiştir. Binlerce tepkinin içinde olan bizler böyle bir tasarının sivil toplum kuruluşu desteği ile hazırlandığına inanmakta zorlanıyoruz. Yaşam hakkına saygı duyan hiçbir sivil toplum kurumu böyle bir hazırlığın içinde olamaz. Olan varsa hayvan ve yaşam haklarını temsile yeterli değildir.

Tasarı yaşatmaktan ziyade bir soy kırıma neden olacak maddeleri içermektedir. Geri çekilmeyip, Veteriner Hekimleri Odası ve Baroların Hayvan Hakları Komisyonları’nın temsilcileri, bağımsız STK lar, çıkarsız, alanında tecrübeli bireylerin yer alacağı kapsamlı ve ortak bir çalışma yapılmazsa soykırımın düğmesine basmış olacaksınız. Çözüm olmayacağı gibi hayırsız adalara sebep olanların isimleri gibi tarihte yer alacaksınız.

Binlerce sese duyarsız kalmayacağınız inancıyla, ölüm ve bir o kadar devlete, hükümete maddi, manevi yük getirecek tasarının çekilmesini yeniden değerlendirilmeye alınmasını saygılarımla arz ederim.

Dilekçemize 4982 Sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu ile 3071 Sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun hükümleri gereğince, kanuni süresi içerisinde cevap ve bilgi verilmesini arz ve talep ederiz.

İsim / Soyad:
T.C Kimkik no:

Lütfen isminizi ve TC Kimlik numaranızı eklemeyi ihmal etmeyiniz!

Yollanacak email adresleri:
bimer@basbakanlik.gov.tr; bimer1@basbakanlik.gov.tr,receptayyip.erdogan@tbmm.gov.tr, veyseleroglu@gmail.com, veyseleroglu@tbmm.gov.tr, bilgiedinme@basbakanlik.gov.tr,bilgiedinme@cevreorman.gov.tr, bilgiedinme@icisleri.gov.tr, bilgiedinme@ormansu.gov.tr, cevreorman@cevreorman.gov.tr,hukuk@icisleri.gov.tr, mustesarlik@icisleri.gov.tr, myarasir@ormansu.gov.tr, navci@ormansu.gov.tr, ndemiral@cevreorman.gov.tr,nuhungemisi@ormansu.gov.tr, tyilmaz@ormansu.gov.tr, zsaltu@ormansu.gov.tr, mustyrd_eldemir@ormansu.gov.tr,mustyrd_ceritli@ormansu.gov.tr, mustyrd_kocaker@ormansu.gov.tr, mustyrd_kucuk@ormansu.gov.tr, bakanyrd@ormansu.gov.tr,dkmp@ormansu.gov.tr, hksm@ormansu.gov.tr, sabrikiris@ormansu.gov.tr, mustafaakincioglu@ormansu.gov.tr,ndemiral@ormansu.gov.tr, istanbul@ormansu.gov.tr, bolge1@ormansu.gov.tr, eroglu@ormansu.gov.tr, nakman@ormansu.gov.tr,mustesar@ormansu.gov.tr, cem@ormansu.gov.tr, mustafakurtulmuslu@ogm.gov.tr, sgb@ormansu.gov.tr, teftis@ormansu.gov.tr,hukuk@ormansu.gov.tr, basin@ormansu.gov.tr, ouzun@ormansu.gov.tr, hacatal@ormansu.gov.tr, did@ormansu.gov.tr,mgurbuz@ormansu.gov.tr, narpa@ormansu.gov.tr, yasaryilmaz@ormansu.gov.tr, etemboz@ormansu.gov.tr,yceran@ormansu.gov.tr, aagir@ormansu.gov.tr, tusta@ormansu.gov.tr, ckinaci@ormansu.gov.tr,h.aytac@ormansu.gov.tr,havci@ormansu.gov.tr, hkocaker@ormansu.gov.tr, hozbek@ormansu.gov.tr, ikozan@cevreorman.gov.tr,info@istanbulormansu.gov.tr, ismailceritli@ormansu.gov.tr, meldemir@ormansu.gov.tr, ahmetozyanik0653@gmail.com

25 Aralık 2012 Salı

Bir de anlasanız...

Zararlarının boyutunu herkes biliyor.
Ben bundan söz etmeyeceğim.
Hayatım boyunca hiç içmedim,asla da cazip gelmedi bana...
Çok şükür ki çocuklarım da içmiyorlar...
 
Sadece sokakta  ,kimseye aldırış etmeden içenlere çok kızıyorum.
Yanından geçen,durakta beklerken içenlere  adeta saldırasım geliyor.Dumanı kime zarar verir diye düşünmeden içenlere sesleniyorum.Yanınızda astım hastası ,kanser hastası olabileceğini düşünün lütfen,ya da benim gibi rahatsız olabilecek,hoşlanmayan insanları düşünün,veya çocukların olduğu noktalarda içmeyin sonraya bırakın.
Özellikle duraklarda rüzgara göre bir köşe bulup ona göre pozisyon belirleyin lütfen.
Zaten hava kirliliğinin getirdiği rahatsızlıklar var.Toplum olarak kalabalık hareket ediyoruz içenler, hele,havadar yerde özgürce kasıla kasıla içenler var ki,sinir olduğumu farkettiğinde ise bazılarının  tarafıma doğru üflemeleri deli ediyor beni.Duman da sahibini savunurcasına bana saldırıyor sanki,yönümü değiştiriyorum ama beni takip ediyor adeta...
İzmaritleri yere atmaları,ağızlarını temizleyip yere tükürmeleri.....Çıldırıyorum!
 
Lütfen!
Dumanınızı takip edip,yer belirleyin...En azından bunu yapın.
Aslında açık hava da daha çok dikkat edilmesi lazım...
 
Madem iradesiz içensin,başlamışsın bir kere, tamam!
Kanser yapıyorsun,zehir saçıyorsun,ozonu deliyorsun,bunu da anlıyorum...
 
Ama,sağına soluna bak da öyle iç oldu mu ,sayın tiryaki!
 

24 Aralık 2012 Pazartesi

Feribot martıları (İstanbul-Bursa hattı)

Deniz, martı kokuyor....
 
Kanatlarından yayılan farklı bir koku var martılarda....Ve inanılmaz bir aydınlık getiriyorlar havada süzülürken her biri...
..martılar ki sokak çocuklarıdır denizin...demiş  Can Yücel
Çok doğru,havadaki şamataları uslanmaz çocuklar gibi.
 
Aslında bizler varız diye oradalar,balık bulamadıkları için gemiden atılacak bir lokma ekmeğin peşindeler...Gelin gibi süzülerek,neredeyse uzatılan ekmekleri elden alacak kadar yakınlaşıyorlar.
Garibim serçeler de,inip binenelerin ayak bastığı yerlerde,dökülen susamlar ve her türlü artıkları yiyerek  besleniyorlar.Şöyle bir baktım,ne yiyorlar diye...İnanılmaz şeyler var,çokokrem gördüm ya!(araya reklam da aldık,yani o tür bir şey)hepsi ezilmiş şeyler....Aslında geminin temizlikçileri serçeler...Geri dönüşüm için çalışıyorlar...

Çocukların zihninde yer aladığından eminim.Her biri adeta yarış edercesine,aldıkları tostların yarısını onlara atıyorlar ve zevkten dört köşe olarak kahkahalar atıyorlar.
Yorulanlar filikalarda dinlenme molası veriyorlar.Eğer saldırgan hayvanlar olsalar,gagalarını yakından inceleme fırsatım olduğu için söylüyorum,tuttukları yeri koparırlar.İnanılmaz sert ve yırtıcı...
 
 
Sanırım yaşlanıyorum,üşüdüm...
Hava oldukça serinlediği zamanlardı,en iyisi içeri girmek dedim.Limana kadar içeride bekledim.... 

23 Aralık 2012 Pazar

Koleksiyonum....

Bir eserin antika sayılması için kaç yıllık olması gerekiyor acaba?
Aslında bunun,benim için önemi yok....Sevdiğim eşyalara korkunç derecede bağlanıyorum.Sanki mistik bir bağ oluşuyor  ve onların bakımını yaparken bile inanılmaz bir keyif alıyorum.
Ben dokundukça eskiyorlar sanki,ve bu duygunun adı haz olsa gerek....
 Odamın baş köşesindeler hepside...Bu radyoyu,geçen ay annem verdi...Sanki şeker almış çocuklar gibi sevindim.Oysa antika satan bir çok dükkanda aynısından var.Ama bu radyonun başında az oturmadık biz,televizyonun olmadığı zamanlar,onunla geçerdi zamanımız.En çok da radyo tiyatrosunu dinlerdik.Tomris oğuzalp'in seslendirdiği başrol ,ve biterken Korkmaz Çakar ismi adeta kazınmış beynime...Orhan Boran ve Yuki'si....Bu radyoyla ailenin bir araya gelişini hatırlıyorum da,tümüyle anılarım ayaklanıyor adeta.Benim için bir çağın kapanışı gibi ve bu tarihin tanıklarından olmanın verdiği haz ise bambaşka...Eski dostum benim... rahat 55 yılık...
 Bu saati,evlendiğim zaman,anneannem hediye etmişti...Bildiğiniz kahverengi kutulu bir saatti...Ne zaman olduğunu hatırlamıyorum ama yere düştüğünde kaplaması kırılmıştı,ve saati de bozulmuştu."Beşiktaş Hobi Merkez"inde  çalıştığım dönemde ahşap hocalarımızdan Adnan bey istediğim renkte boyayabileceğini söylemişti.Sanki aklımı okumuştu,tam istediğim gibi olmuştu çünkü.Saatçiden işittiğim azarı da asla unutamam."hanımefendi,bunlar klasiktir ve değiştirilemez,çok ayıp ediyorsunuz"demişti.Ama benim için bu şekliyle çok daha kıymetli hale gelmişti....Beni yansıtıyor ....Baktıkça canım anneannemi hatırlıyorum ve teşekkür ediyorum....30 yıllık...
 Yine bir evlilik hediyesi...Ablamın akademide okurken yaptığı bir resim bu.Finallerinin konusuydu ,rönesans resimleri yapıyorlardı.Gözümün kaldığını anlamış olmalı ki,bana hediye etti....Aslında dünyaları vermiş oldu bana...En güzel köşeler onun oldu evimde...Benim için çok kıymetli...Rahat 35 yılı var.....
Bunu adeta yalvarark almıştım ablamdan.Bu da bir karakalem çalışması...Harika bir resim,salonumu süslemiştir hep....Bu da 35 yıllıktır sanırım....