23 Kasım 2008 Pazar

Radyolu günlerim....

Radyo dinlediğimiz günleri özledim birden...
Asi dizisini seyretmeyi uzun süre önce (konusu sıktığı için)bıraktım,ama geçen akşam tesadüf ettim ve baba rolündeki Çetin Tekindor'u seyrederken,70'li yıllarda "radyo tiyatrosu" dinlerken bizleri nasıl büyüsü altına aldığını hatırladım birden...
O saate kadar işleri bitirip beklerdik,evde herkes yemeğini yemiş olurdu ve herkes köşesine çekilmiş,kendine özel işleriyle meşguliyetine başlamış olurdu.Babam gazetesini alır koltuğuna oturur,annem delinmiş çoraplar,düğmeler ve sökükleri dikmek için kendi koltuğunda,bizler de ders çalışıyor görüntüsünde heyecanla başlasa da dinlesek heyecanıyla beklemeye başlardık...

Aynı resimdeki gibi bir radyomuz vardı.Annem hala saklıyor onu.Yakınlarda ona el koymak istiyorum...Kokusu bile başkaydı o radyonun...

Efekt,"Korkmaz Çakar" diye başlayınca suspus olurduk.
O buğulu sesleriyle,canlandırdıkları karakterleri gözümüzde canlandırırdık.Belki de herbir karakterin yerine koyardık kendimizi,ya da olmak isterdik...Hayal gücümüzü yönlendirirdi,dinlediğimiz her hikaye...
Ve en önemlisi,düzgün Türkçe konuşulurdu...Olumsuz hiçbir etkisi bile yoktu....
"Arap bacı"lı konuşmalar neredeyse tek lehçeli programdı...Şu an ismini hatırlayamadığım....giller ailesinin bir ferdiydi....(hatırlayanlar yazsın.Akşamdan beri kafam patladı ama hatırlayamadım).Kenter kardeşlerin seslendirdiği Aristokrtat bir ailenin maceralarıydı...
Gençler ,belki anlayamazlar.Radyolar şu an içeriğini çok değiştirdi çünkü.Belki sadece TRT radyoları anımsatabilir o zamanları.
Bizim jenerasyonun gülümsediğini görür gibiyim.Çünkü aynı tadı onların da aldığını düşünüyorum...Müthiş güzel zamanlardı...Geç saatlere alındığında,üç kardeş yattığımız odada,ışıkları söndürüp,yorganlarımızın altında karanlıkta dinlerdik.Gizli gizli ağladığımız çok olurdu.Kahkahalarla güldüğümüzde,yan odadan annemin "susun,sessiz olun"ikazlarıyla kıkır kıkır güldüğümüz zamanları özledim ve sessizce ağladım inanır mısınız?

Çok özel günlermiş.....


O zamanlar,seslendirme sanatçısı olmayı kafama koymuştum.Anneme söylediğimde,şöyle bir baktığını hatırlıyorum.Nedense bir daha düşünmedim bile o bakıştan sonra!

Ama hep saygı duymuşumdur o seslere...
Eskiden televizyonda film seyrettikten sonra,seslendirenlerin adları yazardı en sonda.Şimdi verilmiyor.Ben çok merak ederdim.Ve tüm seslendirme sanatçılarının isimlerini ezberlerdim.

Ben tekrar alt yazıyla verilmesini isterim.Çok güzel sesler var.Tesadüfen tutturduğum tahminlerim oluyor artık...Ama işin mutfağındaki isimleri bilmek hakkımız diye düşünüyorum...


Tomris Oğuzalp


O zamanlar onun gibi sesim olmasını isterdim...


Çetin Tekindor




Radyo tiyatrosunun vazgeçilmez seslerinden biriydi benim için.

6 yorum:

Adsız dedi ki...

:)
ben hala bir asi severim
annem ve babamın bana öyle davrandıklarını hayal ederek

sen hep kendi derinliğini yansıtmaya başaran etkili kadın
etkin kalbime kadar değiyor her sözünde ve ....eski günler

hayal kurmaya yatkın zamanlardı

YaşamIn KIyIsInda dedi ki...

Gerçekten gülümseyerek okudum, ne güzeldi o günler.
O radyoda aynı benim çocukluğumun radyosu, birden sahip olasım geldi.
UĞURGİLLER'di o radyo tiyatrosunun adı. sonra tv da bir ara yapmaya kalktılar ama tutmadı.
Geçmişten bir tutam bal, ellerine sağlık.
Sevgiler...

sufi dedi ki...

Sevgili Tütü'cüm
O radyonun başında Zeki Müren'i dinlediğim günleri getirdin aklıma."Hem kendisine hem sesine aşığım" diyormuşum.Yamanan çoraplarımızın içine geçirilen mermer yumurtaları, daha sonraları ipek çoraplarımızı çorap çekicilere götürdüğümüzü de unutmadım.Sevgilerimle

etki alanı dedi ki...

Aynur'um,
Seninle derin konuşmamız gerektiğini düşünüyorum...
İkiniz muhteşem anne babasınız,ama çocukluğunu bir araya geldiğimizde konuşmamız gerekecek gibi.Ne dersin?

.........................

Sen çok yaşa.
Uğurgiller'di!
Gecenin bir yarısı aklıma düştü ve anımsayamadım bir türlü...
Ne kadar güzeldi değil mi?
Hayal gücümüzü tetikleyen radyoyu unutabilir miyim?
Şu anda bile internetten dinlediğim radyo açık...Hep dinlerim,hem işimi yapıp hem dinlemek,çok özel geliyor bana...

Ve bu yazıma beklediğim kişiler (sufi ve siz,bir de Erdil bey var ama okumadı sanırım)de tepkisiz kalmadı...teşekkür ederim..

..............................

Tabi ya Sufi'm,
Zeki Müren çıksın diye az beklemezdik radyo başında...Bir de şarkı seçerdik,bakalım şimdi kim çıkacak,bu şarkı benim olsun gibi ,şimdi şu çıkacak gibi fallar da uydururduk kendi aramızda...
Ben en çok,"hoyda yarim hoyda,ikimiz bir boyda"türküsünü çok söylermişim çocukluğumda...

Çorapları dikmek bende de alışkanlık olmuş,hemen atamıyorum.Birkaçkez daha giyilebilecekken atmak yanlış geliyor bana...Annem terziydi,hiçbirşeyimizi dışarıdan almazdık.Her bayram yeni elbiseler dikerdi canım annem.
Keşke ben de dikiş bilseydim....Hiç sevemedim ki...

Ama sökükleri dikmeyi severim....
Nostalji derin bir konu...

Adsız dedi ki...

içimizdeki açıkları kapatıyoruzdur onunlaaa belkii
insan çocuğuyla kendini yeniden yapılandırıyor

Adsız dedi ki...

Hi thеrе јust wаnted to
giνe you a quick heads uρ. The text іn yоuг рοst seem to bе running off thе scrееn in Ie.
I'm not sure if this is a format issue or something to do with browser compatibility but I figured I'ԁ
post to lеt yоu know. Thе lаyout looκ
greаt though! Нoрe you get the іssue sοlvеd sοon.
Many thanks

Revіeω mу homepage: follow the link - 1kviews