16 Haziran 2008 Pazartesi

İçimizdeki çocuk-----------Fotoğrafın dili (5.çalışma)-----


Fotoğrafı görür görmez çocukluğuma ışınlandım!

Koyu renk saçı olan kız çocuğu, aynı benim çocukluğum,eteğini tuttuğum ise kızkardeşimdi sanki..Bu kadar benzerlik olur!(ayrıca kardeşime sahip olmak adına oyundan zevk alamadığım günleri hatırladım birden.içim cız etti).

Kendimizden bahsederken,en çabuk başladığımız ve başardığımız tek konudur çocukluğumuz;

Bir tavuk kümesimiz vardı...İçine rahatça girip yumurta topladığımız.Kimsenin kimseyi umarsamadığı bir kümesti...Benden korkmazlardı...Yumurta toplamak için girdiğimde,hiç istifini bozan olmazdı...Her tavuğun ve horoza isim takmıştık.....Ligorin cinsi tavuklardı..Bembeyaz....Orada olmak oyun gibiydi benim için...

Hayvanlara yakın olmak beni hep mutlu etmiştir..Bu nedenle onların etrafında olabilmek için,oyun alanı olarak kullandığımız mekanlardan biri de,kümesin üstü idi. Yüksekliğini,aşağı yukarı 1,90-2 metre gibi düşünün,o kadardı.Merdiven dayayıp üstüne çıkardık ve oradan en uzağa kim atlar yarışması yapardık(6 yaşımdaydım).Tabanlarımız patlardı en uzak noktaya ulaşmak için atlayalım diye..

İp atlamak,sek sek oynamak,saklambaç,öndenturba,tıp,tren(resimdeki gibi),40 taş,5 taş,9 taş gibi oyunlarla zaman geçirirken,içinde bulunduğumuz güzelliğin farkında değilmişiz.Ne kadar yararlı oyunlar oynarmışız meğer...

Anımsamak iyi geldi bana..

Hissederek canlandırdım gözümde...

Fotoğrafı kim seçtiyse teşekkür ederim...

Daha önce,kelime oyunlarında uzun bir anlatım yapmıştım.

Çocuk ve çocukluk

Öykü atölyesi-Fotoğrafın dili

10 yorum:

Yıldız Yağmurları dedi ki...

Sevgili Tütü, Bu resmin güzel hatıraları canlandıracağına inanıyordum, yanılmadığıma sevindim ;)
Güzel paylaşımın için teşekkürler.
Sevgiler...

ilham perisi dedi ki...

Ne güzel anlatmışsın,keşke o çocuksu neşemiz hiç bitmeseydi..

Yuki dedi ki...

şu zamanın gibi hatıralarını dinlemek de çok güzelmiş Tütü,o çocuk ben olsaydım keşke,eteklerimi tutup merdivenlerden inmek yerine,rüzgara kapılıp dizlerim parçalanana kadar koşsaydım. bir tren olsaydım,rotam kahkahalarımıza kadar gitseydi..
çok güzel anlatıyorsun,etkileniyorum.. sevgilerimle :)

etki alanı dedi ki...

Bana ,çocukluğun deyin,sizi bıktırana kadar anlatırım yıldız yağmurları...
Çok büyük bir zevk aldım anlatırken....
Teşekkür ederim...

...............................

Bitse de,anılar çok güçlü kalıyor,ilham perisi...En azından hatırladığımızda neşemiz yerine gelsin...
Herkes bu kadar şanslı olmuyor maalesef...Elimde sihirli bir değneğim olsa,tüm çocukların güzellikler içinde olmasını sağlardım.
Mutlu kal.

..............................

Sen daha kendin çocuksun tatlı yuki...Biraz erken olgunlaştıran bir hayatın olmuşçasına yazıyorsun...Bir tek ben değil,okuyan herkes etkileniyordur yazdıklarından...Bu yeteneğini değerlendir bence..
Rotan hep kahkahalara dönük olsun...

AYLİN YAPRAK dedi ki...

Yazınla çocukluğumda oynadığım oyunların karelerine gittim,mahallemizdeki tuhafiyeyi ve tamer amcayı hatırladım ve sonra yukarıya fırlattığımız topları,bir de balkona kaçan toplarımızı bilmemkim amcadan kim isteyecek tartışmalarımızı.Keşke şimdilerde de tartıştığımız şeyler bu kadar basit olsaydı.Çocukluk işte,keşke hep çocuk kalınsaydı.Kalemine sağlık,emeğine sağlık TÜTÜ.

nt dedi ki...

İnsanın "hey gidi günler" diyesi geliyor. Ama şu da var her yaşın kendine has bir güzelliği olsa gerek.
Bir de öndenturba oyununu bilmiyorum, nasıl bişeydir? :)

etki alanı dedi ki...

Ne kadar güzel anlatmışsın,zihnimize yerleşen karakterleri Aylin'ciğim...Mahallemizdeki tüm esnafın yüzü hep gözümün önüne geldi senin yorumunu okuyunca.Çocukluk unutulamayacak kadar önemli bir zaman dilimi.Bütün çocukların mutlu olmalarını diliyorum...

..........................
Elbette her yaşın güzelliği var nt.Ama çocukluk,bir kişinin temel yapısıdır,tıpkı bir bina gibi..Temel sağlam olursa,en şiddetli depremler bile onu yıkamaz...Bu yüzden annemle babama ne kadar teşekkür etsem azdır...

Öndenturba,tıp ve saklambaç karışımı bir oyundur.
Bir kişi duvara dönük durur,arkada yaklaşık en az 5 metre olacak şekilde bir ara verilerek,kaç kişi varsa durur.Yanyana,diyelim ki 5 kişi...Duvardaki arkadaş,ritimli şekilde"Önden turba,sakın durma,bir,iki,üç"der ve aniden arkasını döner.O,tekerlemeyi söyleyene kadar arkadakiler mümkün olduğunca,sessiz ve hızlı bir şekilde ona doğru ilerler.Döndüğü anda hareket eden olursa,oyundan çıkar.Öyleki,ayağını atarken dönerse öyle kalacaksın...Gülmekten ölürdük neredeyse...Diyelim ki ayağı takıldı ve düştü,ve o anda ebe (öyle derdik)birden döndü,asla kıpırdıyamazsın ve ses çıkaramazsın.Yüzünü buruşturduysan öyle heykel gibi kalacaksın..
Aniden dönünce çok komik pozlarla karşılaşabiliyorsun.Manken gibi poz verenler,nanik yapanlar,tek ayak üzerinde denge kurmaya çalışanlar(ki çoğunlukla bu tipler düşüp,oyundan çıkarlar)..En sona kalan eğer ebeye dokunabilirse aynı kişi ebe oluyordu tekrar.
Çok değişik ve eğlenceli bir oyundur...

nt dedi ki...

Oyunu biliyorum küçükken biz de oynardık ama adını hatırlamıyorum. Acaba şimdilerde çocuklardan oynayanlar var mı? Pek sanmıyorum. Tarih olacak güzelim oyunlar...

Yaşamın Kıyısında dedi ki...

Senin çocukluğun, benim çocukluğumu getirdi aklıma.
Net hatırlanan ve özlenendir çocukluk.
Senin çocukluğunu anlatışındaki yazının içine girmek istedim biran.
Sevgilerle...

etki alanı dedi ki...

Birçok oyun tarih oldu bile,sevgili nt...

Küçük köylerde hala oynanıyor...Geçenlerde TRT 1 de verilmişti,çelik çomak.Onu yazmayı unutmuşum,halbuki ne çok oynardık.Ve çok zevk alırdık...

Bilgisayar ve dersaneler,birçok şey gibi bunları da unutturan faktörlerden sadece ikisi...
Elden ne gelir ki?

................................

Çok ama çok teşekkür edrim Nur hanım..Biliyorum ki aynı heyecanı siz de hissettiniz...
Çok güzel günlerdi o günler..
Saygılarımla..