15 Ekim 2008 Çarşamba

Yoksulluk---Tüm blogların ortak konusu---

( Bana göre bu fotoğraf, yoksulluğa yenilmeyen bir zekanın keşfinin remidir...)

YOKSULLUK!


Kadın,buna daha çok "yoksunluk "diyordu...

Kocasını bıraktığı gün ikinci bir hayatın içinde mutluluk denizinde buldu kendini.Yeteneklerinden kaynaklanan mesleğine dört elle sarılıp,çocuklarına en güzel yaşamı sunuyordu...Çevresinde olan herkese el uzatıp,kimsenin ,hiçbirşeyden yoksun olmaması için elinden geleni yapıyor,tanıdığı tüm ev kadınlarına elişlerinden para kazanmasını sağlıyordu...Zincir daha da büyüyüp,tanımadığı kadınlara da iş sahası açıyordu...


Ama birden bitti! (ÇİN !)

Huzur ve mutlulukla geçen yıllarını arıyordu şimdi...


Belki donmuyordu,karın doyurmak için yardım istemiyordu ve kirada değildi...Ama borçlarını,elektrik,su ,telefon ve apartman aidatını ödeyebilmek için,
emekliliğin dışında bir gelire daha ihtiyacı vardı...
Şükredeceği olanaklar yetmiyordu.Okuyan çocukları için iş aramaya başladı.Kapıların çoğu "yaş" sınırına dayanıyordu.Bulduğu işler ise çok uzaktı ve kriz nedeniyle asgari ücretin altında fiyatlar veriliyordu.
Tükendiğini hissediyordu...
Tüm çevresinden çekilip eve kapandı...
Telefonları da kapatıp kendisiyle başbaşa kalmak istedi...

"Çaresizlik içindeyim"ve "ne yapmalıyım"ile dolu günler,öyle bir izler bırakmaya başladı ki,kadın kendini hastanede buldu..Baş edemediği rahatsızlıklar uç vermiş,kanser teşhisi konulmuştu!

"Hayır"dedi..."Ben bu değilim"..

"Bu kadar basit değil teslimiyet" diyerek acizliği kendine yakıştıramadı...

Gülümsedi...

Çocukları daha yerlerini bulmadan yenilmeyecekti...

Hastalık süresince,gülümsemeyi silmedi yüzünden...

"Kanser"sözcüğünü neredeyse "nezle "gibi lanse etti,başta acıyarak bakan gözler,şaşkınlık ve gıptayla bakmaya başladılar.Yanından gülerek ayrılıyorlardı..
Dostlarım dediği arkadaşları hep yanındaydı...Ailesinin desteğiyle,bu hastalığı atlattı..

Şimdi önüne bakıp,yeni ufuklar için gayret edecekti...

Ekranlarda gördüğü,dağıtılan yardımlarda ,birbirini ezerek bir parça yardıma ulaşmaya çalışanları gördükçe,"daha da kötüye gidecek"endişesi ,ülkesinin doğru bir politika içinde olmadığı konusundaki düşüncesini doğruluyordu."İnsanları onursuzluşturarak,ihtiyaçlar doğrultusunda,emekçiliği dilenciliğe çeviren bir çok detaylar var bu amaçlı politikada...."diyordu.

Denetim! dedi arkadaşına...

Televizyon programları bile en yüksek rantlar uğruna,reklamlı yardımlar yapmaya başladılar...

"Nasıl bir hızla çoğaldığı malum!

Deniz Feneri,nice yoksulluk haberleriyle çıktı karşımıza..."diye söyleniyordu arkadaşına...

Yaşadığı şehirden nefret ediyordu,ama ayrılamıyordu...

"Çare,çare,çare "diyordu ...Ama kendisine!
Kimse bilmeyecekti zorda olduğunu!

Birden,bu şehre farklı bakmaya başladı.

Karar verdi!

Evini kiraya vererek,daha düşük fiyatlı bir eve kiraya çıktı.Ev kendini ödüyordu.

Üniversiteyi bitiren çocuğu işe girdi.

Kendisi yaşını önemsemeyen bir kurumda işe başladı...

Şimdi tekrar mutlu...

"Karar vermek" diyordu...."El açtırmadan ,emeğimin karşılığını alabileceğim çare diledim Tanrımdan"

"Yardım isteseydim,yoksunluğumu yoksulluğa çevirecektim"dedi çocuklarına....

"Hayatın gerçek anlamıdır emekçi olmak""Alnınızdan damlayan terle ıslanmalı kazanacağınız para"der kadın."Ve bir dilim ekmeği dahi çöpe atmamayı amaç edinin.Çünkü kolay kazanılmıyor."

....................

Bunu elimizden almalarına müsade etmeyelim...Uygarlık ve medeniyet çağında,imkanı olanlar olmayanlara olanak sağlayıp iş olanakları sunmalılar...

Yakacak yardımı değil,yakacağı kazanacak iş imkanları sağlamak lazım....

Benim paramla ,bana yoksulluk kapıları açılmamalı!
İsraftan kaçınmalıyız....

Kimsenin aç kalmamasını diliyorum...

7 yorum:

Zerrin Pasta Evi dedi ki...

Öyle güzel yazmışın ki... Kalemine sağlık...

Bende senelerdir tek başıma ayakta kalmak uğruna ne zorluklar yaşadım ve yaşıyorum da...

Kiradayım ve aybaşı göz açıp kapayıncaya kadar geliyor.Yaşam her geçen gün zorlaşıyor. Yoruldum artık. Bugünler de daha da farkındayım bunun.Halsiz,yorgun ve keyifsizim.
Allah'a bin şükür yine de evimin ihtiyaçlarını karşılayabiliyorum.Kimseye muhtaç olmadan. İş yerimde bazı sebeplerden dolayı sıkıntı da ne olacak,ne kadar devam edecek bilmiyorum.Emekliliğime 1.5 yıl kaldı. Olsam ne olacak ki...

Yaşamın Kıyısında dedi ki...

Seni o dimdik ayakta tutan ayaklarına bayılıyorum.
Çaresizliğe yenilmeyen, yorgunluğu hissetmeyen bedenin kalbinle besleniyor sanırım.
Sevgiler...

sufi dedi ki...

Canım Tütü,
Aynı sorunlar içinde bocalayan bizlere sözcü olmuşsun yazınla.Ellerine sağlık.Çok şükür ki işe girdin yazılarından da anlaşılıyor ki mutlusun.Darısı diğer iş arayanların başına.Hep mutlu,hep böyle enerjik ve sağlıklı ol emi...

ela dedi ki...

Ne yaşarsak yaşayalım, önemli olan sonunda ayakta kalmak varlığımızı sürdürebilmek değilmidir. Bunu yapabilen insanlarla çevrili olmak nede güzel bir duygu.Gücünü hiç kaybetmezsin umarım...sevgiler

lalecik dedi ki...

Tütü'm süpersin. Nasıl ihtiyacım vardı böyle bir yazıya anlatamam.Umarım kimsenin yoksunluğu yoksulluğa gitmez, moral verdin bana. Seni öpüyorum.

etki alanı dedi ki...

Sevgili Zerrin,
Evliyken yalnız olmaktansa,böyle yalnızlık her zaman tercihimdi...
Ama çocukları olunca bir insanın,özellikle anneysen,zorluklar küt diye düşebiliyor kafana...Yine de planlar çoktur bende.Sadece bir dönem,nereye adım atsam tökezleniyordum.A'dan Z'ye tüm planlarımın tükandiği bir dönemdi o dönem.Bedelini çok ağır ödememe rağmen,"yaşandı ve bitti" diyorum.
Aslında emekliliği hiç tavsiye etmiyorum kimseye.3.sınıf vatandaş haline geliyorsun.Resmi yerler ve kurumlar adam yerine koymuyor.Çünkü kalifiye eleman olarak görmüyor.Yeni bir iş bulmadan emekli olma derim canım.
Tecrübe konuşuyor...

...........................

Her zaman söylüyorum Nur hanım.Ayaklar üstünde durmak içindir diye...Ama çelmeler olunca ilerlemek zor oluyor yalnızca...
Kuvvet veren sözleriniz için teşekkür ediyorum...

...........................

Şükür diyorum sufim.Uzun süren bir sıkıntı döneminden sonra şükür diyorum...
Senin yazının etkisinden kurtulamıyorum hala(Gitmezsen kendimi öldürürm anne).Akşam aklıma geldi,tam da o sırada "Annem" dizisinde,sevgil bakanımızın ağlama sahneleriydi...Öyle gerçekti ki ağlaması,o sırda aklımdan geçen yazınla birleşince dökülüverdim.Pek hazırmışım demek ki...Sanırım aklımdan çıkmayacak ender yazılardan biri seni bu yazın...
Lütfen hikayenin devamını yaz ...Ya da bana söyle,inanılmaz merak ettim çünkü...

..................................

Hoşgeldin sevgili ela,
Sözlerin çok güzel.Ama bu kadar zorluğu kimsenin yaşamasını istemem.Çünkü detaylar daha sıkıntılı...
Bloğunu okumak isterim,davetiye gönderirsen..

...............

Kimin ne kadar sıkıntıda olduğunu kimse bilemez.Hepimiz bir paylaşım içindeyiz bu blog dünyasında...Herşey güllük gülistanlık değil maaalesef...Neler yaşanıyor.Gün geliyor dalga geçiyorum kendi yaşantımla,gün geliyor böyle acıyan canımın çığlığını duyuyorsunuz...Benzer yaşamları duyunca,yalnız olmadıklarını hissetmelerini istiyorum insanların...Ve gayretli olmalarını...Yaş 49 ama 3x49 luk bir tecrübe var bu hayatta Laleciğim....Seni anladığımı bil lütfen...
Ben de seni kocaman öpüyorum...
Aynur'lar gelmek istiyorlar,fırsatın olursa,gelebilir misin?

Adsız dedi ki...

Hеy! Somеone in my Faсebook gгοuρ shared this site with us so Ι came to gіve it a look.
I'm definitely enjoying the information. I'm bοokmаrking аnԁ will be tweеting thіѕ to
mу folloωers! Outѕtanding blog аnd ехсеllеnt dеsign anԁ stуle.


Ѕtоp bу my ωeb-site; http://africanamericansupersite.com