22 Ağustos 2008 Cuma

Gerçek bir sahne! Hayata Dair....









Ne değişti hayatımda?
-Oksijenim!
-Mekanım!
-Bir bahçem oldu!
-Üniversiteli oldum!

Ama ,geriye baktığımda,arkadaşlarımın geride değil de yanımda olduklarını gördüm.Hala değişmeyen ve değişmeyeceğinden emin olduğum değerlerin kalıcı olduğunu görmek ,aldığım oksijeni daha bir kıymetli kılıyor....Nereye gidersem gideyim onlarla beraber olmak,bulunduğum mekanı daha kıymetli yapıyor....

Peki,neyi özlemeliyim?

Fırsatlarla dolu bir gün istiyorum!Elimi attığım her işin üstesinden gelebileceğim,sihirli bir gün!

Elimden bu kadarı geliyor.

kimseden çiçek beklemeden kendi bahçemi yarattım hep!

Böyle abuk subuk,duygusal,daldan dala atlayan düşüncelerle gelgitler yaşarken,internette gördüğüm bir yazı ,bu düşüncelerimle öylesine denk düştü ki anlatamam.....















Çin Bambu ağacının yetişmesi, olumlu ısrar için güzel bir örnektir.
Çinliler bu ağacı şöyle yetiştirir:

Önce ağacın tohumu ekilir, sulanır ve gübrelenir.

Birinci yıl tohumda herhangi bir değişiklik olmaz.Tohum yeniden sulanıp gübrelenir. Bambu ağacı ikinci yılda da toprağın dışınafiliz vermez.

Üçüncü ve dördüncü yıllarda her yıl yapılan işlem tekrar edilerek bambu tohumusulanır ve gübrelenir.

Fakat inatçı tohum bu yılda da filiz vermez.

Çinliler büyük bir sabırla beşinci yılda da bambuya su ve gübre vermeye devamederler.

Ve nihayet beşinci yılın sonlarına doğru bambu yeşermeye başlar ve altı hafta gibi kısa bir sürede yaklaşık 27 metre boyuna ulaşır.
Akla gelen ilk soru şudur :

Çin bambu ağacı 27 metre boyuna altı hafta da mı Yoksa beş yılda mı ulaşmıştır?
Bu sorunun cevabı tabii ki beş yıldır.

Büyük bir sabırla ve ısrarla tohum beş yıl süresince sulanıp gübrelenmeseydiağacın büyümesinden hatta var olmasından söz edebilir miydik ?...
Bir başarının şartları her zaman çok basittir.
Bir süre için çalışın, Bir süre tahammül edin.Her zaman inanın Ve hiçbir zaman geri dönmeyin.

Yarından birşeyler beklemek.
Önce, evlendigimizde hayatin daha iyi olacagina inandiririz kendimizi.Evlendikten sonra, bir çocugumuz dogduktan, hatta ardindan bir tane dahaolduktan sonra hayatin daha iyi olacagina inandiririz.
Sonra, çocuklaryeterince büyük olmadiklari için kizar, onlar büyüyünce daha mutlu
olacagimiza inaniriz. Bundan sonra, ergenlik dönemlerinde çocuklarla
ugrasmamiz gerektigi için öfkeleniriz.Kendimize, çocuklarimiz bu dönemden çikinca daha mutlu olacagimizi,yasantimizin yeni bir araba alinca, güzel bir tatile çikinca, emekli

olunca dört dörtlük olacagini söyleriz.
Gerçek ise, mutlu olmak için su andan daha iyi bir zaman olmadigidir. Egersimdi degil ise ne zaman?.
Hayatiniz her zaman mücadelelerle doluolacaktir. En iyisi bunu kabul edip her ne olursa olsun mutlu olmaya kararvermektir.
En sevdigim sözlerden biri Alfred Souza'ye aittir.
Der ki:
"Uzun bir zamandan beri hayatın-gerçek hayatın-başlamak üzere olduguizlenimine kapilmistim. Fakat her zaman yolumun üzerinde bir engel,öncelikle erişilmesi gereken birsey, bitmemisşbir iş, hala hizmet edilecek zaman, ödenecek bir borç oldu. Sonra hayat baslayacaktı. Sonunda anladım ki, bu engeller benim hayatımdı."


Bu görüs açısı, mutluluga giden bir yol olmadigini görmemi sağladı.Mutluluk yoldur, öyleyse sahip oldugunuz her anın kıymetini bilin ve mutluluğu özel biriyle paylastığınız (vaktinizi beraber harcayacak kadar özel) için ona daha fazla değer verin. Unutmayın, zaman hiç kimse için beklemez.
Öyleyse okulu bitirene kadar, tekrar okula gidene kadar, 10 kilokaybettiginizde veya kazanana kadar, çocuklariniz olana kadar,çocuklariniz evden ayrilana kadar, ise baslayana kadar, emekli olanakadar, evlenene kadar, bosanana kadar, cuma gecesine kadar, pazar sabahinakadar, yeni bir araba veya ev alana kadar, arabanızın veya evinizin borcu ödenene kadar, ilkbahara kadar, yaza kadar, sonbahara kadar, kısa kadar,ayın birine veya onbeşine kadar, şarkınız söylenene kadar, içki içinceyekadar, ayilana kadar, ölene kadar MUTLU olmak için içinde bulundugunuzandan daha iyi bir zaman olduğuna karar vermek için beklemekten vazgeçin.MUTLULUK yarış değil, bir yolculuktur.

Yaşam icin oneriler

- Kepekli prinçten çok ye.
- İnsanlara beklediklerinden daha çok şey ver ve bunu zevk alarak yap.
- En sevdigin şiiri ezberle.
- Dinlediğin herşeye inanma, sahip oldugun herşeyi harcama ve istediğin kadar uyuma.
- "Seni seviyorum" dediğinde, cidden söyle.
- Üzgünüm dediğinde, o kisinin gözlerinin içine bak
- Evlenmeden önce en az 6 ay nişanlı kal.
- İlk bakışta aşka inan.
- Baskalarının düşleriyle asla alay etme.
- Tutkuyla ve derinden sev. Sonradan yara alabilirsin belki,ama hayatı komple yaşamanın tek yolu budur.
- Anlasmazlık durumlarında, dürüst ol.
- Kimseyi kırma, hakaret etme.
- İnsanları akrabalarina göre yargılama.
-Yavaş konuş, ama hızlı düşün.
- Biri sana, yanit vermek istemedigin bir soru yöneltirse,gülümse ve en büyük aşkın ve en büyük basarıların daha büyük riskleri oldugunu hatirla.
- Anneni ara.
- Biri hapşırığında, "çok yaşa" de
- Kaybettiğinde, ders al
- 3 "S"yi unutma: Kendine Saygi; baskalarina Saygi; herseyde Sorumluluk.
- Küçük bir anlasmazligin büyük bir arkadasligi bozmasina izin verme
- Hata yaptigini farkettiginde, onu hemen düzelt.
- Telefona cevap verirken gülümse. Seni arayan kisi bunun sesinden anlayacaktir.
- Konusmaktan, sohpetten hoslanan bir kadin/erkekle evlen. Yaslandiginizda, konusma yeteneginiz herseyden daha önemli olacak.
- Biraz yalnız kal.
- Degişikliklere kucak aç, ama degerlerini yitirme.
- Suskunluğun, bazan, en iyi yanıt olduğunu unutma.
- Daha çok kitap oku, daha az televizyon seyret.
- İyi ve saygin bir hayat sür. İlerde, yaslandiginda ve geçmisi hatirladiginda, birkez daha nasil zevk aldigini göreceksin.
- Allah'a güven ama arabani kilitle.
- Evde sevgi dolu bir atmosfer önemlidir. Huzurlu ve uyumlu bir ortam yaratmak için elinden geleni yap.
- Sevdiklerinle anlasmazliga düstügünde, o anki duruma önem ver.-
-Geçmiste çok yasama.
- Satirlar arasini oku.
- Bildiklerini paylaş. Ölümsüzlüğü elde etmenin bir yoludur.
- Gezegenimize karşı nazik ol.
- Dua et. Duada, ölçülemeyecek bir güç saklıdır.
- Sana sevgi gösterisinde bulunan birini engelleme.
- Başkalarının isine burnunu sokma.
- Onu öperken gözlerini kapatmayan bir kadın/erkege güvenme.
- Yılda birkez hiç gitmedigin bir yere git.
- Çok para kazaniyorsan eger, hayattayken, baskalarina yardim et. Bu, sansin sana verebilecegin en büyük tatmindir.
- Unutma, istediklerini elde edememek, bazen büyük bir sanstir.
- Bütün kurallari ögren, sonra bazilarina uyma.
- İki insan arasindaki askin birbirine duyduklari gereksinimden daha büyük oldugu iliskinin en iyi iliski oldugunu unutma.
- Basarini, onu elde etmek için vazgeçmek zorunda kaldigin seylere baglantili olarak degerlendir.
Ögrendim ki...
Öğrendim ki,Kimseyi ,sizi sevmeye zorlayamazsınız.Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz.Gerisini karşı tarafa bırakırsınız.
Öğrendim ki,Güveni geliştirmek yıllar alıyor.Yıkmak bir dakika..
Öğrendim ki,Hayatında nelere sahip olduğun değil,kiminle olduğun önemli.
Öğrendim ki,Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mümkün.Ama sonrası içinbirşeyler bilmek gerek.
Öğrendim ki,Kendini en iyilerle kıyaslamak değil,Kendi en iyinle kıyaslamak sonuçgetirir.
Öğrendim ki,İnsanların başına ne geldiği değil,o durumda ne yaptıkları önemli.
Öğrendim ki,Olmak istediğim insan olabilmem çok vakit alıyor.
Öğrendim ki,Karşılık vermek,düşünmekten çok daha basit.
Öğrendim ki,Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek.Hangisi son görüşme olacakbilemiyorsun.
Öğrendim ki,Sen tepkilerini kontrol edemezsen,tepkilerin hayatını kontrol eder.
Öğrendim ki,Kahraman dediğimiz insanlar birşey yapılması gerektiğinde,yapılmasıgerekeni şartlar ne olursa olsun yapanlardır.
Öğrendim ki,Bazı insanlar sizi çok seviyor ama bunu nasıl göstereceğini bilemiyor.
Öğrendim ki,Ne kadar ilgi ve ihtimam göstersenizde, bazıları hiç karşılıkvermiyor.
Öğrendim ki,Para ucuz başarıdır.
Öğrendim ki,Düştüğün anda seni tekmeleyeceğini düşündüklerinden bazıları kaldırmak için elini uzatır.
Öğrendim ki,Her şartta kendisiyle dürüst kalanlar,daha uzun yol yürüyor..

Hayata yön verebilmek.
Hayatı yaşadığını hissedebilmek.
Bir de nehrin kenarındaki bankta yerini alıp gözünü ayırmadan onu izlemek.
Önceleri yapamadıklarımın, gidemediklerimin, bırakamadıklarımın sebeplerini uzaklarda arardım. “izin vermedi”, “ayıp olur”, “üzülür”… Böyle yaşarken her şeye bir bahane bulmak çok kolay. Bahaneler yönetmeye başlar hayatı.
Zamanla bahaneler gerçeklerin yerini alır. Yaratıcılık sınır tanımaz olur ama ne fayda. Hayat akıp gider. Siz kendinizi nehrin kenarında oturur bulursunuz. Ta ki dibe vurana dek.Dibe vurmak. Bir insanın ömrü boyunca başına gelebilecek nadide duygu. Her insan bu kadar şanslı değildir. Seyreder durur nehri. Kendi gerçekliğini yitirip gölgeleşmiştir. Nehir, akıp giderken bir gün bir el tam tepesinden bastırmaya başlar. Sonra el kulakları tıkar. Bir tek kelime, minicik bir görüntü, hiç tadılmamış başarısızlık duygusu bir tokat gibi şaklar.
Dibe vurdun!
Orada ne kadar kalacağın sana bağlı. Tıpkı nehri seyrettiğin gibi düştüğün o dipsiz kuyudan hiçbir zaman çıkamayabilirsin. Hayatta her şey tercihlerden ibaret. Hep başarmak ya da başarı sanrısıyla yaşamak, hep dipte saklanmak ya da tırnaklarınla çıktığın kuyunun sonunda gördüğün o gün doğuşunun tadına varmak.

Gün doğuşunu uzun süre sonra seyredebilenler bilir onun mucizelerini.
Her gün güneş farklı yerden doğar farklı yerden batar. Nehri seyredenler bilmez bunu. Onlar görmez, duymaz, koklamaz.
Bakar dururlar.Oysa kuyudan çıkanlar tırnaklarının tatlı acısını unutmamıştır daha. Artık nehri karşıya yüzebilirler.

Boğulduklarında bilirler ki bu yalnız onların suçudur. İşte tam da bu yüzden boğulmamak için kendi rotalarını gözlemleri, birikimleri doğrultusunda kendileri çizerler. Gölgeleşmek bahanelerin ardında, en büyük korkularıdır. Hayatın her bir zerresinden tad almayı, pay çıkartmayı bilenler boğulmaz, ışık verirler.
Gölgeleştim!
Başarı sandığım başarısızlıklarım tokat gibi şakladığında kendimi en dipte buldum.
Ağladım!
Şikayet ettim!
Daha da kısa bir gölge oldum. Tırnaklarımı duvara yerleştirip tırmanmaya başladım.
Canım acıdı.
Ağladım.
Geri dönmek saklanmak istedim.
Direndim.

Tırmandım.
Güneş o kadar güzel doğuyor ki…






Sanki içimdekilerin yansıması gibi.....

6 yorum:

♥ Suzi ♥ dedi ki...

Tütücüm,ben bu arada bloguma yeni bişey yazdım gördünmü?Herhalde benden ümidi kesmiştin :P

Hülya dedi ki...

Erdiğini düşündüğüm kadına:Sayfana girince huzur buluyorum.Unuttuklarımı tekrar ediyorum.Ezberlerimi siliyorum.

[»¤ вєи∂єиiz ¤«] dedi ki...

seviyorum seni tütüm benim..başaramayacağın şey yok ve sen hiç değişmediğin için dostların da yanında her zaman.
ama gelişiyorsun ve bununla da guru duyuyor seni sevenler..ve sen...

not:msn de karşılaşamıcaz bu gidişle sonsuza kadar,gel inat etme linkleri kaybetmeden bir şablon yapayım sana 5 dakika sürer:))

WarhaWk dedi ki...

Söylediklerin kaderin olur !!!

Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür...
Düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür...
Duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür...
Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür...
Alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür...
Değerlerinize dikkat edin; karakterinize dönüşür...
Karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür...

(Mahatma Ghandi )

Kusura bakmayın biraz geciktim.
Saygılarımla,
Cenk

etki alanı dedi ki...

Sen o kadar becerikli bir insansın ki,hiç şaşırmadım Suzi'm...
Sandalyeler harika olmuş..Ellerine sağlık...Yani almak her zaman çözüm,önemli olan eskiyi değerlendirmek...
Kutluyorum..

...........................

Ben de seni çok özlemişim Hülya'cığım...
Annenin el becerilerini anlattığın yazını hayranlıkla okudum...Keşke hepimiz onun yarısı kadar olabilsek...Yoktan var eden insanlara bayılıyorum...Yeni evinde güle güle otur...

...........................

Kesinlikle uğrayacağım sana bendeniz...Önce kendime iş bulayım..PC başında daha fazla zaman geçireceğim...Senin bilgine ihtiyacım var çünkü...Bu konuda adeta uzmanlaşmışsın...Bekle beniiii....

...................
Sevgili Cenk,
Ne kadar düşündürücü ve muhteşem bir şey yazmışsın...En az üç kez okudum...
Teşekkür ederim....

Adsız dedi ki...

Oh my goоdness! Imprеssiѵe artіcle ԁudе!
Тhаnk you ѕo much, However I аm
encountеring tгoubles with your RSS. I don't understand the reason why I can't subscribe to it.
Is therе anybodу else gеtting ѕimіlаг RSS issueѕ?

Anуonе who knows the sοlution will you kindly responԁ?
Thаnks!!

my web page; www.wagjournal.com
Also see my web site > Take A Look Here - 1Kviews