9 Nisan 2013 Salı

ATATÜRK ve Latife hanım,nikah sonrası 1923


BU AKŞAM LATİFE HANIM İLE ATATÜRK ÜN BUYUK İHTİMALLE NİKAH SONRASI İLK GÖRÜNTÜLERİNİ YAYINLIYORUM BUYUK İHTİMALLE 1923 SENESİ VİDEODAKİ DİĞER KİŞİLERİ TANIYANLAR LÜTFEN YORUM YAZARAK AYDINLATSIN.. LATİFE HANIMI BU KADAR NET GÖS...TEREN BİR VİDEOYA HİÇ RASLAMADIM BEN VİDEOYU BEN BULMADIM BİR ARKADAŞIM BANA YOLLADI ARKADAŞIMIN İSMİ YUNUS KARIŞ KENDİSİNE TEŞEKKÜR EDİYORUM.. BEN BU GÖRÜNTÜLERİ İLK KEZ GÖRDÜM UMARIM BEĞENİLİR VE PAYLAŞILIR VİDEO KAYNAĞI İTNSOURCE.COM FACEBOOKTA KALİTELİ AKADEMİK BİLİMSEL YAYINA DEVAM TARİHE İLGİ DUYAN HERKES BENİ EKLEYEBİLİR .....

LATİFE HANIM HAKKINDA ANSİKLOPEDİK BİLGİ
Latife Uşşaki (Uşakizade Latife veya daha sık anıldığı şekilde, Latife Hanım) (17 Haziran 1898; İzmir - 12 Temmuz 1975; İstanbul), Türkiye'nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'ün eşidir. 29 Ocak 1923 - 5 Ağustos 1925 tarihleri arasında iki buçuk yıl Mustafa Kemal Atatürk ile evli kalmıştır.

Latife Hanım, 17 Haziran 1898 yılında İzmir'de doğdu. İzmir’in tanınmış ailelerinden olan Uşak kökenli Uşakizade (sonra Uşşaklı) Muammer Bey ile Adeviye Hanım'ın kızı olan Latife Hanım'ın Vecihe (ö.1992), İsmail, Münci, Ömer ve Rukiye adlarında 5 kardeşi vardı. İzmir Lisesi’ni bitirdi. Paris'te Sorbonne Üniversitesi’nde hukuk okudu. Londra'da dil öğrenimi gördü. Kurtuluş Savaşı henüz bitmeden Türkiye'ye döndü.
11 Eylül 1922'de, Türk ordusunun İzmir'e girişinin ardından, güvenli bir karargâh arayışındaki kurmayları, Başkumandan Mustafa Kemal’e Uşakizade ailesinin köşkünü de önerdiler. Ailesi yurtdışında olan ve köşkte babaannesiyle birlikte kalan Latife Hanım'dan bir davet mektubu istendi. Bu öneriyi sevinerek kabul eden Latife Hanım, davet mektubunu yazdı ve köşklerinde Atatürk’ü 20 gün ağırladı. Bu tanışmadan sonra haberleşmeleri devam etti. Bir süre sonra Mustafa Kemal’in annesi Zübeyde Hanım da, sağlık sorunları nedeniyle İzmir'e gittiğinde köşkte ağırlandı. Zübeyde Hanım'ın 14 Ocak 1923'te ölümü üzerine İzmir’e giden Mustafa Kemal ile Latife Hanım 29 Ocak 1923'te Muammer Bey’in evinde, sade bir nikâhla evlendiler. Bu, nikâhta kendileri de bulunduğu için dönemin âdetlerine uymayan bir törendi. Mareşal Fevzi Çakmak ve Kâzım Karabekir Mustafa Kemal’in, Mustafa Abdülhalik Renda ile Salih Bozok ise Latife Hanım’ın tanıkları idi.

Yeni devletin başkenti Ankara’ya gelerek Çankaya’da ilk Cumhurbaşkanlığı köşkü olarak kullanılan Kuleli Köşk (günümüzde Atatürk Müzesi olarak kullanılan bugünkü adıyla Eski Köşk)’te yaşadı. Eşinin isteği üzerine TBMM’deki oturumları izlemeye giden Latife Hanım, TBMM'ye giren ilk Türk kadını oldu. Pek çok yurt gezisinde eşine eşlik etti. 1925 yazında Doğu Anadolu gezisinde aralarında geçen tatsız bir tartışmadan sonra Latife Hanım ve Atatürk boşandılar. Boşanma haberi, 12 Ağustos 1925 günü radyoda yayımlanan bir hükümet bildirisi ile duyuruldu.
Ölümüne kadar İzmir'de ve İstanbul'da yaşayan Latife Hanım, evliliği ve eşi hakkında konuşmayı ya da yazmayı kesinlikle kabul etmedi, ikinci kuşak yakınlarına da aynı yönde vasiyette bulundu. 12 Temmuz 1975'te İstanbul'da 77 yaşındayken göğüs kanserinden hayatını kaybetti. Dönemin İstanbul valisi Namık Kemal Şentürk'ün gayretiyle kara, hava ve deniz birliklerinden oluşan bir şeref kıtasının katıldığı cenazesi Teşvikiye Camisi'nden kaldırıldı; Edirnekapı Şehitliği'ndeki aile mezarlığına defnedildi. Latife Hanım'ın anıları ve sakladığı kıymetli belgeler Türk Tarih Kurumu'nda saklanmaktadır.
Latife Hanım'a soyadı kanunundan sonra bizzat Mustafa Kemal Atatürk tarafından "uşşaki" soyadı verilmiştir. "Uşşaki" aşıklar anlamına gelir. Atatürk'ün boşandığı eşine neden böyle bir soyadı verdiği o dönemlerde çok dedikodu malzemesi olmuş. Bu durum zaman içinde unutulmuş, Latife Hanım'ın soyadını ailesi ile aynı olduğu yanılgısı ortaya çıkmış ve bu düşünce yerleşmiş. Latife Hanım yanlış bir soyadı ile tanınmaya başlanmıştır. Oysa Latife Hanım'ın ailesinin soyadı "uşaklıgil"dir.
İzmir'de ailesi tarafından yaptırılmış ve sonradan Latife Hanım'ın mülkiyetine geçmiş iki köşk bulunmaktadır. Bunlardan Göztepe'deki günümüzde İzmir Özel Türk Koleji kampüsü içinde yer alan aile malikhanesi müze olarak hizmet vermekte olup, Karşıyaka Belediyesi tarafından restore edilmiş olan Karşıyaka'daki ikinci köşkten kültürel işlevlerde yararlanılmaktadır.
 


7 Nisan 2013 Pazar

T:C

"İsminin önüne TC yazınca ne olacak?" diyenlere...



SİLİVRİ BAYRAM HAVASINDA....AKIN AKIN DALGA DALGA GELİYORLAR..SİLİVRİ BAYRAM HAVASINDA....AKIN AKIN DALGA DALGA GELİYORLAR

Fotoğraf

26 Mart 2013 Salı

yavaş yavaş ölüyoruz....


8 senedir tüketemediler diyoruz ya sürekli,yanılıyoruz....
Anlamadık!Aldandık! gibi mazeretler duyuluyor ya...

Oyulduk,Oyulduk!

Hayatımızı,gururumuzu,yaşantımızı borçlu olduğumuz Atamızı ve sonunda sahip olduğumuz topraklarımızı elimizden alıyorlar.Hem de elimizi kolumuzu bağlayarak...

Yavaş yavaş ölüyoruz....


Yavaş yavaş ölürler Seyahat etmeyenler,
Yavaş yavaş ölürler okumayanlar,
Müzik dinlemeyenler,
Vicdanlarında hoş görmeyi barındırmayanlar.

Yavaş yavaş ölürler,
 İzzeti nefislerini yıkanlar
 Hiçbir zaman yardım istemeyenler.

Yavaş yavaş ölürler
Alışkanlıklara esir olanlar,
 Her gün aynı yolları yürüyenler,
Ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler,
Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyen,
veya bir yabancı ile konuşmayanlar.

  Yavaş yavaş ölürler
 İhtiraslardan ve verdikleri heyecanlardan kaçınanlar,
Tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı görmek istemekten kaçınanlar
Yavaş yavaş ölürler.

  Yavaş yavaş ölürler
 Aşkta veya işte bedbaht olup istikamet değiştirmeyenler,
 Rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar,
Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin dışına çıkmamış olanlar.

Yavaş yavaş ölürler.

Pablo Neruda

7 Mart 2013 Perşembe

Bu günün anlamını bilmeyenlere......

Tarlalarda erkeklerle birlikte çalışan,kasabalarda
pazar yerine giden, yumurta ve tavuğunu satan,
ondan sonra kendisine gerekenleri bizzat satın
alan,çalışmalarının hepsinde kocalarına yardımcı olan
kadınlar!.. Ben bu kadınlar arasında kocalarından daha iyi işten
anlıyanlara ve hesap yapanlara rastladım. Mustafa Kemal ATATÜRK
Tarlalarda erkeklerle birlikte çalışan,kasabalarda
pazar yerine giden, yumurta ve tavuğunu satan,
ondan sonra kendisine gerekenleri bizzat satın
alan,çalışmalarının hepsinde kocalarına yardımcı olan
kadınlar!.. Ben bu kadınlar arasında kocalarından daha iyi işten
anlıyanlara ve hesap yapanlara rastladım. Mustafa Kemal ATATÜRK
‎8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedir?

8 Mart 1857 tarihinde ABD'nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Bu grev esnasında polis işçilere saldırdı ve onları fabrikaya kilitledi. İşçilerin fabrikaya kilitlenmesinin ardından çıkan yangında, işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçi can verdi. Ölen işçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katıldı. Bu olaydan 53 sene sonra, 26 - 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka'nın Kopenhag kentinde düzenlenen 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihinde tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart'ın "Dünya Emekçi Kadınlar... Günü" olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi. Velakin, 8 Mart tarihinin Dünya Emekçi Kadınlar günü olarak anılması, tam olarak ...1921'de Moskova'da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı'nda gerçekleşti. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde anılması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960'lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri'nde de anmaya başlanmasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart'ın "Dünya Kadınlar Günü" olarak anılmasını kabul etti. Türkiye'de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında "Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmaya başlansa da, dönemin siyasi elitlerinin kadın hareketine vurduğu darbeler yüzünden 1975 yılına kadar 8 Mart günü sokağa taşınamadı. Kıbrıs’ta ise 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, ilk defa Yurtsever Kadınlar Birliği tarafından 1977 yılında kutlandı.

11 Şubat 2013 Pazartesi

KANSERIN DÜŞMANI KARBONAT!

Facebook sayfama gelen bir bilgiyi aynen iletiyorum
 
 
KANSERIN DÜŞMANI KARBONAT!
Terminal safhada prostat kanseri teşhisi konmuş; kanseri kemiklere metastas yapmış ve doktorlar tarafından artık yapılacak bir şey yok diyerek gönderilmiş bir adamın, bakkaldan elli kuruşa aldığımız basit bir karbonatla çok kısa sürede nasıl kanseri yendiğini anlatan bir video izledim.
Karbonat (baking soda/sodyum bikarbonat) vücuttaki pH seviyesini yükseltmekte birebir. Bahsi geçen adam her gün düzenli olarak aç karnına içtiği bir bardak karbonatlı...
su ile pH seviyesini 8 seviyelerine çıkarıp kanseriyle vedalaşıyor.
Ben bunu kabızlık ve bağırsak hastalığı geçiren anneanneme uyguladım. Ona bakan teyzemin yorumu şu oldu: “Allah razı olsun her şey yoluna girdi de, bu sefer de tuvalete zor yetiştiriyoruz.” Olsun, ben küçükken, yanında gaz çıkardığım zaman bana “İyi insanın içinde kötü şey durmaz, yap yavrum yap!” diyen anneannemle şimdi rolleri değişmiş olduk.
KARBONATIN KULLANIMI:
Bir büyük bardağa iki tatlı kaşığı karbonat atıldıktan sonra üzerine az az kaynar su dökülerek köpürtülür ve karbonatın suda iyice çözülmesi sağlanır. Sonra üzerine normal su dökülür, karıştırılıp içilir. Eğer kanser, MS, diyabet hastasıysanız vücudu alkali hale getirmek için ilk hafta aç karnına yemeklerden bir saat önce bu uygulama iki kere tekrarlanır. Sonraki üç hafta sadece sabahları kahvaltıdan önce aç karnına içilerek devam edilir. Bir ay sonra gidip hastalığınızı kontrol ettirip iyi olup olmadığınızı görebilirsiniz. Eğer idrarınızdaki pH 7,36 ve üstüyse vücudunuz “alkali” haldedir, dilerseniz her gün suya bir çay kaşığı karbonat atıp kullanmaya devam edebilir ya da sadece ihtiyaç duyduğunuzda bunu uygulayabilirsiniz.
İdrarınızdaki pH seviyesini öğrenmek için dijital pH ölçerler satılıyor, onlardan bir tane alıp her gün tartıya çıkmak gibi idrarınızdaki pH seviyenize bakıp bedeninizin sağlık durumunu anlayabilirsiniz. Dijital pH ölçer yerine pH kâğıtları da kullanabilirsiniz. Bunu da internetten araştırıp öğrenebilirsiniz.
Karbonat alayım derken kabartma tozuyla karıştırmamanız önemle rica olunur!