4 Şubat 2008 Pazartesi

Ertelemek-Ertelenmek--------Kelime Oyunları-5--------


Kendini çok sessize alarak yürüyordu kalabalık ve gürültülü sokakta...Neler düşündüğünü kendi bile anlamıyordu..Plan yapamayacak kadar yorgundu çünkü..Eve gidecek ,banyo yapıp akşamki defileye yetişecekti..Kolay değil bir ayını geçirmişti tasarım atölyesinde..

"keşke" dedi dolar olarak ödemeselerdi.."Şimdi nasıl bozduracağım,zarar etmesem bari"

Osmanbey'den,Şişli'deki Atatürk'ün pembe köşküne kadar nasıl geldiğini anlamadı.

Bir yazı dikkatini çekti;Yakın Doğu Üniversitesi!

Evet! Gazetede ilanını görmüştü..

Şöyle bir baktı ve elli metre kadar yürüdükten sonra,döndü ve geri yürüdü..İçeri girdi biraz kalabalık vardı..Konuşmaya cesaret edemedi ve brşür ve CD alıp çıktı...İlerlemeye başladı..Tuhaf bir şekilde heyecanlandı..Yürürken bir yandan da broşürü karıştırmaya başladı..Ziraat bankasının köşesine kadar geldikten sonra durdu!

Geri döndü ve onca yolu o yorgunlukla tekrar yürüdü..Derin bir nefes alarak içeri girdi..Birden kendini çok lüks bir yerde yalnız kalmış gibi hissetti..Sadece yabancı bir mekandı..Neden heyecandan kalbi duracak gibiydi peki..?Anlamıyordu..

Uzun boylu çok hoş bir hanım vardı masada..Önceki kalabalık masasında yoktu..Yaklaştı ve..

-"Özür dilerim hanımefendi""bir şey soracağım"

_"Lütfen buyrun" dedi sıcacık bir ses..

Cesaretlendi....

-"Benim uzun senelerdir üniversiteler hakkında bir bilgim yok.Sizden rica etsem beni bu üniversite hakkında bilgilendirir misiniz?"

-"İsmim Rabia"dedi

Karşılıklı tanışmadan sonra,telefona uzadı,ve;

-"Lütfen yarım saat gelen telefonları bağlamayın"dedi.

Okul hakkındaki bilgileri verdi.Öğrencinin bilgilerini aldı.Ve sonuç olarak puanlarını hesapladıktan sonra,yarı burslu olarak ve yıllık 1800 dolar ödeyerek 5 yıllık okuyabileceğini söylediğinde,kadın sevinçten bayılacak gibi oldu.

-"O zaman kızım bu üniversitede okuyabilecek!"dedi

Yurt olayını ayarladıktan sonra,ne gibi işlemler yapacağını sordu.

Rabia hanım şaşkın..

-"Peki,kızınız bu okulda okumak isteyecek mi?"dedi.

-"Uçacaktır"dedi kadın..

Rabia hanım şaşkın..

-"O zaman,önkayıt için 125 doları yandaki bankaya yatırın.Ama kızınız istemezse,bu para hemen size verilemez.Bir müddet sonra sizin hesabınıza yatırılır.İsterseniz,bu akşam sorun yarın gelin""

-"Hayır!" diyor kadın."Bu akşam ona sürpriz yapacağım"

-"Tamam" diyor Rabia hanım.Ama şaşkınlığı yüzünden okunuyor..

-"İlk defa böyle bir durumla karşılaşıyorum "diyor.

O gün türk parası değil de,Dolar olarak ödenmesinin bir nedeni varmış diye düşündü kadın gülümseyerek..

İşlemleri yaptıktan sonra,tuhaf bir mutlulukla adeta uçarak evinin yolunu tuttu..





.........................................................................................................



Bu olayın devamını,kendi ağzımdan anlatacağım:

O dönem bir firmanın defilesi için 15 kıyafete aksesuar hazırladım.Her zaman Türk lirası olarak ödeme yapan firmada,o akşam dolar vardı sadece(mankenlere ödeme yapılınca para kalmamıştı).İsteksiz almıştım ödemeyi.Ama gerçekten herşeyin bir anlamı mutlaka varmış.Eğer o gün o doları almasaydım,o akşam Zeynebi üniversiteye yazdıramayacaktım.....

Zeynep iyi bir puan almasına rağmen istediği bölüme girmesine yetmediği için,üniversiteyi kazanamadı.Hem ağlıyor hem de apartmandan toplanan,yıl sonu kitaplarının arasından bir sonraki seneye hazırlanmak için,test kitaplarını ayırıyordu..Hemen plan yaptı.

-"Anne" dedi"ben bu yıl kursa gitmeyeceğim.Kendim çalışıp seneye imtihanda başarılı olacağım"deyince,içim parçalandı..Birşeyler olmalı diyordum.okumayı çok seven kızımın bir senesi boşa gitmemeli.Ama özel okullar 10.000 dolardan başlıyordu..Mümkün değildi...

Zeynep gece gündüz çalışmaya başladı..Daha sonuçlar yeni açıklanmasına rağmen..Hem ağlıyor,hem çalışıyor(gözyaşlarını bizden sakladığını zannederek),hem evde bana yardım ediyor,hem kardeşine destek oluyor.Tuhaf bir enerjiyle kendisini yormaya başlamıştı...Okumayı seven çocuğumu bir yıl ertelemek doğru olmazdı...

İşte anlattığım bu hikaye bu olayın sonucunda geliştiği için genel olarak anlattım.Bundan sonraki duyguları aktarabilmem için,yaşadığımız duyguları an be an anlatıyorum..

...........................................................................................................................

Eve nasıl gittiğimi hatırlamıyorum.İçeri girdiğimde Zeynep bir arkadaşıyla oturuyordu.Belli ki dertlenmişti..Beni görünce hemen toparlandı..

-"Anne ben kuaföre gidip fön çektireyim,defile için" dedi,

-"Tamam kızım"dedim ,ama heyecandan öleceğim.

Broşürü kapının önüne koyup içeri girdim.Gördüğünde ne tepki verecek diye nabzını yoklamak istedim.Hemen gördü.Hüzünlendi

-"Anne" dedi."Bu tür broşürleri bir daha alma olur mu?.Seneye en iyi yeri tutturacağım.Bunları görünce kötü oluyorum"ve gitti.

Gelinceye kadar,sanki kan vücudumdan çekildi.Zaten günlerce uyumamışım defile sebebiyle...Odaya gittim,yatağa yüzüstü uzandım,broşürü halının üzerine koyup,incelemeye başladım.Yukarıdan aşağı bakınca uyuyakalmışım...Zeynebin sesiyle kendime geldim..

-"Anne hasta mısın yoksa?""Gitmeyelim o zaman.Yat dinlen "dedi

Sakince.

-"Hayır kızım" dedim.

Yere oturdu,ve hem konuşup hem de broşüre bakmaya başladı.Hafif bir iç çektiii...

-"Ahhh! Ah!" "Böyle bir üniversitede okumak lazım" dedi"ama bir hayal""

Gülümsedim..

Devam ediyor...

-"Anne gördün mü 5 yıldızlı otel gibi"

-"Yaw anne! İçim gidiyor.Alma şunları bir daha"

Hafifçe doğruldum ,Veee....

-"Hayırlı olsun kızım" dedim.

Sessizlik...

Ve lütfen bundan sonrasını ağır çekim olarak düşünün..

Zeynep kavrayamadı..

-"Nasıl yani?"dedi.

-"Seni bu okula yazdırdım "dedim yavaşça..

O kocaman gözlerini sonuna kadar açarak..

-"Anneeee""sen ciddi misin?""nasıl ödeyeceksin"gibi makineli tüfek gibi sorularla anlamaya çalışıyordu..

-"Yazıldın kızım"dedim yine..

O kocaman gözlerin,yaşlarla dolup bana nasıl sarılarak ağladığını anlatmam mümkün değil size...

-"Annem,annem" diye diye ağlıyor..

O ağlıyor,ben ağlıyorum..Birbirimize sarılarak ne kadar böyle durduğumuzu hatırlamıyorum ama ,birden gülme kriziyle birbirimizden ayrıldık....

"ama nasıl" diye soruları cevapladıktan sonra,sevinçli bir vaziyette,benim tasarımlarımın da olduğu,ünlü mankenlerin sunduğu defileyi seyretmeye gittik... (buradaki hava atmayı anladınız siz)
Ertesi günü,kaydını yaptırdığımızda,Rabia hanım hala çok şaşkındı.
-"Bir anne ve çocuğunun aynı fikirde olduğuna ilk defa şahit oluyorum"diyordu.
Zeynebe baktığımda,gözündeki ışıltıyı ve yüzündeki mutluluğu görünce,o anda ölseydim gözüm açık gitmezdi emin olun..Çok farklı bir haz vardı içimde...
Ben bu konuda.Rabia hanıma çok şey borçluyum.Eğer o anda bana zaman ayırıp,açıklamalarda bulunmasaydı,belki cesaretim kırılıp dönecektim.Zaten o günden sonra,adeta dostluğa dönen bir arkadaşlık oldu aramızda....Yakın Doğu'nun tanıtım fuarlarına Zeynep'i görevlendirdi...Çok güzel bir bebeği oldu..Dilerim huzur ve mutlulukla dolu bir yaşamı olur.......



Eğer ben ,bu fırsatı yakalamasaydım,ertesi sene dahada zorlaşan Öss imtihanlarında tekrar kaybetme riskini göze alacaktım.Elime bir fırsat geçmişti,gerekirse merdiven silip (abarttım,özel okul bu,ama ne olursa olsun anlamındaydı bu söylediğim),çocuklarımın okumaları için elimden geleni yapmak için kendime söz vermiştim. Dilerim Fırat'ıma da aynı olanakları sağlayacak gücüm olur,hem destek olacak bir ablası var önünde...
Hayat ne ertelemeye ne de ertelenmeye değmeyecek kadar kısa....

Ebeveyn olmak,çocuklarının hayatını ertelememek için,kendi hayallerini ertelemektir...

Sevgiyle kalın...

Gurur....

Hikayesi geliyor....
(Sağdan ikinci)

29 Ocak 2008 Salı

Kova buçlarıııı..!!


Sevgili Kova burçları..!

Sevgili Sofi'nin bir arkadaşı,kova burcu hakkında bir yazı hazırlıyormuş...
Nasıl bir yazı olduğunu bilmiyorum,ama kova burcunda olan blog isimlerini istemiş Sofiden.
Ben de doğum günümü yazınca,böyle bir istekte bulundu... Kendisi de bir kova insanı...
Ben çok merak ediyorum...!
Eğer kova burcundaysanız....
Bir merhaba der misiniz?
Eminim çok güzel ve ilginç bir yazı olacak....


(resim internetten)

28 Ocak 2008 Pazartesi

50'ye bir kala......


Zaman akıp geçiyor.......
......................................
Geriye baktığımda,48 yılın her basamağında büyük anılar bıraktığımı görüyorum.Kimi basamakları,ikişer üçer atlamışım,kimine de keşke biraz daha zaman ayırsaydım dediğim 48 yıl!
Önümüzdeki koskoca bir yıl için dileğim;
Bir nefes kadar değerli,23 yıl ve 14 yıl önce aldığım iki armağanımla ve ailemle birlikte,sağlıklı bir yaşam geçirmek....
O iki armağanımdan,23 yıllık olanı,üniversiteyi bitirerek bana en güzel hediyeyi veriyor..
1 Şubat'ta yapılacak kep töreni için,14 yıllık armağanımla birlikte Kıbrıs'a gidiyoruz....
Kırkdokuzuncu basamağımı altın yaldızlarla kapladılar....
Hepinize sağlıklar diliyorum....
(resim internetten)

27 Ocak 2008 Pazar

Çorapçııı...!!!!!!!!!


Uzun süredir internetten yapabileceğim bir iş arayıp duruyordum.
Erol çorap diye bir ilan gördüm ve ilgimi çekti.Allah allah dedim,çoraptan nasıl para kazanılır?
Hemen karşılıklı haberleşmeden sonra,üye oldum.. siparişim geldi.Ücretsiz ilanlar verdim, arayanlar çoğaldı.Sponsorum ödül olarak bir üye yaptı...
Hem üye yaparak,hem de çorap satarak 10 gündür faaliyetteyim.Çorap herkesin ihtiyacı olan birşey...Firma yakında daha gelişip,iç çamaşırı ve pijama gibi tektilin çeşitleriyle ürün yelpazesini genişletecek..İlgilenen varsa lütfen okusun...
Eğer ilginizi çekerse mail adresimden bana ulaşabilirsiniz.sponsorumun açıklamalarla dolu internet sayfasının adresini de vereceğim.

26 Ocak 2008 Cumartesi

İki sobe birden-----------Sobe 5-------------


İki kez sobelendim.....

Birincisi 8 Ocak tarihinde Nino tarafından........

Biraz geç cevaplıyorum ama....



İSMİNİZ:Tülay

LAKABINIZ:TüTü

DOĞUM YERİM:Hiç göremediğim Gaziantep

HOBİLERİM:O kadar çok ki;Kitap okumak,yazı yazmak,slow müzik dinlemek,Değişik takılar yaratmak,dans etmek,kolleksiyon yapmak,arşiv yapmak,araştırma yapmak,yürümek,7 aydır açtığım bu bloga yazı yazmak.....
ETKİLENDİĞİM KİTAP:Şu an adını hatırlamıyorum.Nazi mezalimi konusunda yazılmış bir kitaptı.Lise zamanlarımda tam üç kez okumuştum.Okumaları için verdiğim kişilerden geri gelmediği için saklayamamışım..
Bir de Rüzgar Gibi Geçti Romanını akşam başlayıp,sabaha kadar okuduğumu hatırlıyorum....
Daha çok var,ama gençliğimde okuduğum kitaplardan ikisini yazdım...
EN DEĞERLİ ÜÇ ŞEYİM:Çocuklarım,Ailem ve anılarım....
GİTMEK İSTEDİĞİM YER:Bütün Dünyayı dolaşmak isterim.Değişik kültürleri tanımayı,yaptıkları elişlerini ve yemeklerini,tarhlerini görmeyi çok isterim..
EN YAKIN ÜÇ BLOG ARKADAŞIM:İlk sırada Ayşem var.Her gün okuduğum Biyo var.Nino ile neredeyse her gün MSN deyiz..Sezer,Işıl,Sofi,moonsun,gulteinen enkelini,kelime oyunu yazarları gibi gider de gider.....
EN SEVDİĞİM ŞARKI:ayırt etmek çok güç,ama Candan Erçetin'in "Elbette "şarkısı beni derinden etkiler her dinlediğimde....
UNUTAMADIĞIM BİR ANI:OOOO! O kadar çok ki,ara ara anlatıyorum zaten..Semazen gibi :)
İDEAL KADIN NASIL OLMALI:Aslında olması gereken;herşeyi becerebilen,duyarlı,bakımlı ve en hassas anne olmalı...Ama bunların hiç birini yapmadığı zaman daha değer verildiğini gördüm..
Ama kızıma öğretebildim mi? Göreceğiz..........
İDEAL ERKEK NASIL OLUR?Ailesine kol kanat geren,onlar için taşın suyunu çıkarabilen,Şakacı,beraber eğlenebilen ve en önemlisi başımı dayayabileceğim bir omuza sahip olması......
TEKNOLOJİNİN GELİŞİ OLUMLU MU OLUMSUZ MU?:Bir kere zamandan tasarruf için muhteşem! Ama yok edici gücünü sevmiyorum....Yanlış kullanıldığı zaman,hem değerler konusunda,hem de insanlığı yok eden terminatör yanını hiç sevmiyorum....
EN SEVDİĞİM YEMEK:Zeytinyağlılar,meze ve salatalar...........
EN SEVMEDİĞİM YEMEKLER: kıymalı ve etli yemekler...Cola dahil içkiler...
HAYATTAKİ EN BÜYÜK KORKUM:Çocuklarımdan sonra ölmek.....Allah hepimize sıralı ölüm versin...
MANTIK EVLİLİĞİ Mİ;YOKSA AŞK EVLİLİĞİ Mİ?:Sadece mantık evliliği yürümüyor..Bunu denedim...Her ikisinin harmanlanması lazım...Ve dozunda...
HAYATTAKİ SEVİNÇ KAYNAĞIM:Ailemin ve çocuklarımın,sağlıklı olması birinci sıradadır...Başarıları ikinci sırada...Arkadaş ve dostluklar üçüncü sırada...
BLOG SAHİBİ HAKKINDA DÜŞÜNDÜKLERİM:Bu biraz tuzak bir soru..Allahtan kendisini tanıyorum da(bir görmediğim kaldı).10 parmağında 10 marifet olan,ama benim gibi kilosuna dikkat etmeyen,bir anne ,bir eş ve bütün bunların yanında başarılı bir öğrenci....Galiba benim en büyük kızım olmaya aday....
.............................................................................................................................................................
İkinci sobem 21 ocak tarihinde soficiğimden.....
Konu:
"Yapmak istediğimiz halde,bir türlü yapamadığımız kolay işler"
^^^^^^^^^^^^^^^^^
Bana mı söylüyorsunuz bunu??????
İşten ayrıldıktan sonra,kapıdan içeri girip:
-"Merhaba seyın evim..Bundan sonra benden beklediğiniz ilgi ve alaka için emrinize amadeyim efendim"diyerek reverans yaptım..O şişman bedenimle eğilebildiğim kadarıyla...
Ondan sonraki günlerde bayram temizliği yapar gibi,hızımı ev temizliğine verdim...Aslında işten ayrılmanın verdiği melankolik halimin getirdiği bir davranış sergiledim...Hiç birşey düşünmemek için fiziksel bir yorgunluk yükledim kendime...
Atılacak ne çok şey varmış evde..Oysa altı ayda bir böyle operasyonlarım vardır benim...
Abarttım ve salondaki el halısını vermeye kalkıştım...Ama verecek kimseyi bulamadığım için yaza kadar kızımın odasına serdim..Kapının önüne koyup atmaya kıyamadım..Elbet sahibini bulacak...
Dolapların içini boşalttım.Giysileri ayıkladım,ve ütüleyip tekrar yerleştirdim.....
Gözden çıkardığım giysileri komşuma verdim.O bir mahalleye götürüp dağıtıyor böyle kullanılmayan giysileri ve ev eşyalarını.Çok iyi oluyor,hem evde yer kaplamıyor,hem de ihtiyacı olan kullanıyor....
Ev işini bitirdikten sonra,kutulara koyup kaldırdığım boncuklarımı tekrar ortaya çıkardım....Daha önce yaptığım operasyonda 25 kg.a yakın bocukları dağıtmıştım....Şimdi aradığım bazı boncukları gidip almak zorunda kalıyorum...Ama hala evde 50 kiloya yakın boncuklarım var....Bazı konularda abartmayı seviyorum....Hep fazla fazla alırım..aldığım işlerin RPT'si gelince aynı renk boncuğu bulmak zor olduğu için,stok yapmak zorunda kalırdım...Malzeme bol olunca daha üretken oluyorum....Artık gecelerim gündüzüme karıştı.....
Bir ara yaptığım avizeyi yayınlayacağım...Artık boncuklardan yaptığım bir iş...
Evime gelince,
Yine dağılıyor ve toplanıyor.Ama bir odayı atölye olarak kullandığım için,bütün ev etkileniyor ve bakımsız kalıyor....Ev temizliği için evime kadın alamıyorum..Bu konuda çok özürlüyüm....Ama kendim de çok yıpranıyorum...Hep niyetleniyorum,sonra vazgeçiyorum....Artık yaş ilerliyor..Eskiden bir günde evin altını üstüne getirirdim..Şimdi,hergün bir odayı ele alıyorum....
Ağır vasıta oldum!
Ama canım oğlum,iş paylaşımı yaparak birçok işi benimle paylaşıyor.Örneğin,toz almak ve aynaların temizliği ona ait...düz çamaşırları ütüler,bana bırakmaz...Eğer yorgun olursam,elektrik süpürgesini çalıştırır....Şimdi kızım da geliyor...Voltranı oluştururuz artık..
Üçümüz bir fidanın güller açan dalıyız.......:))
^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^
Ben her iki konu için de sadece suzi'yi sobeliyorum..

24 Ocak 2008 Perşembe

Çocuk ve çocukluk--------Kelime oyunları-4-


Çocukluğum,mutluluk zamanlarımdır benim.
Hele akşamları ,babamın geleceği saatleri nasıl beklerdim anlatamam.Ya kitapla gelecektir,ya da çikolata ile...
Çocukluğumu hatırlatan bir simgedir şemsiye çikolatalar...
Geçmişimi hatırladığımda,gözümün önüne gelen ilk görüntüdür...
Biliyor musunuz,şimdilerde yine görüyorum,ve alıyorum,ama aynı tadı alamıyorum....İşin ilginç yanı,çocuklarımın gözünde aynı ışıltıyı görebiliyorum .....
Ayşegül kitaplarının kolleksiyonunu yapardım.Mahallede yarış vardı adeta.Kimin en fazla kitabı var diye..Kitap okumaya neredeyse 5 yaşımda başladım diyebilirim.Okunan kitapları ezberlerdim adeta...Annem ve babam o zamanlar büyük adam olacağımı düşünürlerdi eminim...Heyhaatttt!
Babam,çocuklarımda da çikolata tadı bırakmıştır...Onların hatıralarında da,paket içinde satılan ufak çukulatalardır.Babam ne zaman kapıdan içeri girse,onlarda onun elinde çikolata ararlardı.
Ve eminim ki farklı bir tadla hatıralarına yerleşmiştir.
Çocukluğumda,bir de anneannemin yaptığı bulgur pilavının tadını hiç bir yerde bulamıyorum.İnanılmaz bir tattı o...Aynı yiyecekler,farklı ellerden nasıl da farklı tadlarda olabiliyor...El tadı dedikleri olay,çocuklukta daha bir yer ediyor gibi..Çocuklarım da,annemin yaptığı dolmanın tadını ben de bulamıyorlar,Pirzola yaptığımda tad alamazlar..İlle de anneanneleri yapacak...Ancak lezzet tadıyorlar.Kişinin kendisiyle özleşen,adeta karasteristik bir yapılanma olan bu özelliği çok seviyorum..Bir an önce anneanne olmalıyım...
Aslında benim en duyarlı olduğum yönlerimden biri de kokudur.Hala kokuyla severim,kokuyla nefret ederim.Kokuyla yaklaşır ve uzaklaşırım.
Babam,hafif tütün kokusu,traş sabunu ve traş losyonu kokardı.Üçü birleşince baba kokardı.Buna bir de postal kokusu ekleyin,asker kokusu hazırol yapardı beni...
Annem,hafif kokular sever.Sadece krem sürerdi,ve ben onun hep nivea,Avon ve sabun koktuğunu bilirim.Biraz da temizlik kokusu ve azıcık ta yemek kokusu,alın size anne kokusu...
Ablamdan,biraz deniz kokusu,hafif ter kokusuyla birleşentuz ve biraz da boya kokusu alırdım..Hatta kalem kokusu gibi..Belki resimle çok uğraştığı içindir....
Funda,bisküi ve şeker kokardı.Aramızdaki 6 yaşın verdiği bir koku da olabilir bu...Biraz toz kokusu da alırdım..Hep sokakta oynadığı için herhalde...Ya da o zamanlar çok kıskanıyor da olabilirim onu...Pabucumu dama attığı için kıskançlık kokusu da olabilir.....Kimbilir....
Eskiden,bir ordunun içinde bile olsak,sevdiklerimi kokularından gözü kapalı bulurum gibi hissederdim....
Hele anneannem!
Dayımla beraber kalırlardı.Anneanemin evi yün kokardı.Hep elörgüsü ve tığ işi yaptığı için,kendisinden bile o kokuyu alırdım.Kolonya ve rutubet karışımı bir koku sarardı evi...İnanılmaz bir huzur ve güven vardı o evde..Evimin dışında en huzur bulduğum ortamdı.....
Dayım,hayatımın dönüm noktasının baş oyuncusudur.Hiçbir dayı yeğenini bu kadar sevemez..Canım dayım,bütün yeğenlerini çok severdi.Hiçbir ayırım yapmazdı.7 kuzendik,ve hepimize ayrı ayrı,"en sevdiğim yeğenim sensin" derdi.Ama ,ben onun gönül tahtında olduğumu bilirdim.Ya da hepimize aynı duyguyu yaşatmasını bilirdi..Bana,çocukluğumun kaprislerini,oyunlarını,komikliklerini,oyuncaklarını hissettiren tek insandır.Hep onun yanında olmak isterdim....Onun kokusunun tarifi yok! Ne kadar büyürsem büyüyeyim,onun kendi tarzındaki sevgi sesi ve sevgi sözcüklerini hatırladıkça ,farklı bir duygu içimi ısıtır...Cile gıle dayıcığım.....Anneanemle birlikte huzur içinde yatın..........................................
Bütün çocukların,güzel anılarla büyümelerni diliyorum.....