Emekliye ayrıldıktan sonra,bir müddet evde oturmak bana çok iyi geldi.Kendi paramı kazanmanın önemini anlatan olaylarla karşılaşınca,araştırmaya girdim,ama hep boş döndüm.Kızım o zamanlar ilkokulu yeni bitirmişti.Tatilde her çocuk gibi dışarda oyun oynarken birgün telaşla geldi.
"Anne ben dışarıda bir şeyler satmak istiyorum"dedi.
"Neden "dedim
"Bütün çocuklar,ya sakız satıyorlar ya da cola"dedi"Ben de birşeyler satmalıyım"diyerek direnen bir sesle beni iknaya çalıştı.
Ben şaşkın;
"Kızım ne satabilirsin ki " diyorum ve bir yandan da isteğini köreltmemeye çalışıyorum.
"Toka olabilir ya da takı olabilir"diyor inatla...
Nereden alınır bilmem,evde hiç boncuk yok derken,birden aklıma hiç kullanılmamış,her genç kızın çeyizine konulan ,gün gelir lazım olur denilen tülbentler geldi.Gün geldi deyip kenarlarındaki boncukları söktüm.Ne yapabilirim diye düşünürken,taaaa ortaokuldayken,bir elişleri ansiklopedisinden kendi kendime öğrendiğim 'Fas işi'boncuk örme tekniğini çözmeye çalıştım.En basit papatya figüründen kolye ve bilezik yaptım.Tam üç takım çıktı.
"Hadi bakalım buyrun küçükhanım"dedim.
Sevinçle küçük bir tepsinin içine özenle güzel bir eşarp yerleştirdi ve takıları yerleştirdi.
Güldüm.Akşama kadar rahatım diye düşünürken kapı çaldı.
Zeynep kapıda.
"Kızım ne oldu"
"Anne sattım hepsini"
"Nasıl yani,daha on dakika olmadı"
"Sipariş bile aldım"deyince şaşırdım.
Tabi en yakın kırtasiyeden alınan boncuklarla yapılan işler beni sarmaya başladı.Yavaş yavaş Eminönüne doğru gitmeye başladım ve takılar elimde birikmeye başladı.
El emeğini değerlendiren bir vakfa üye oldum.Ama orada yapamadım.Çevreden Ortaköy'de tezgah aç önerileine hiç sıcak bakamadım.Hem daha Fırat çok küçüktü hem de memur zihniyeti olan bir insanın işporta tarzı bir satışı kabul etmesi zordu.Bunun için biraz dişli olmak lazım diye düşünmüştüm.Şimdi öyle düşünmüyorum ama o zaman O düşüncedeydim.İnsan zamanla pişiyor...
Evde kadın dergilerini karıştırırken,son sayfasında firma telefonlarını gördüm.Doğrudan Vakko'yu aradım.Doğru kişiye ulaşana kadar epey telefon trafiği yaşadım.Ertesi güne randevu aldım ve Merter'deki merkezine gittim.İlgili şahıs;
"Biliyor musunuz,biz de böyle otantik çalışan kişilere ulaşmaya çalışıyorduk,sizi tasarımcımıza yönlendireceğim"dedi.
Ve ne tesadüf ki tasarımcının atölyesi benim eve yakın bir mesafedeydi.Hayat hanım benim için çok önemli bir insandır.İlk karşılaşmamızı hiç unutmuyorum.Çantayı masaya boşalttığımda bir çığlık attı.Ve yardımcılarını çağırdı.Atölye Metrocity'nin arkasında,dışarıdan bakıldığında sıradan,ama içi olağanüstü dekorlu bir atölyeydi.
"Bakın ,bakın bir hazine bulduk"dedi.
Ben şaşkın...
Evden dışarıya çıkmadan,boncukları dahi kapıma getiren,modeli gönderip yaptıran bir firmaydı.Evimde çocuklarımın bana en ihtiyaç duydukları anda,hem para kazanıp,hem de onların yanında olabiliyordum.
Hikaye böyle başladı.Park Bravoyla devam etti.Araya Elle,Ayyıldız mayoları,Fabrika ve hotiç gibi markalar girdi.Bir firmanın defilesinde 15 tasarımım yer aldı.
Bunu niye anlattım?
Büyük firmalar ulaşılamayacak kadar uzakta değiller ve el emeğine çok önem veren firmalar çoğunlukta.
Lütfen el emeğinizi değerlendirecek yerlere ulaşın.Dolaştığım bloglarda öyle güzel tasarımlara rastlıyorum ki değerlenmeleri lazım diyorum.Bir çok insan nasıl ve nereye başvuracaklarını şaşırıyorlar,ve bilemiyorlar.
Bir yazıya rastladım.Belki nereden başlayacağını bilmeyenler vardır.
Dileğim doğru yerlere ulaşılması ....
Herkesin yapacağı bir iş mutlaka vardır.
Lütfen okuyun!
...........
Oturduğunuz yerden evde iş ile evden para kazanmanın yolları
Aile bütçenize katkıda bulunmak istiyorsunuz, fakat tam gün çalışacak zamanınız yok. Evde, çayınızı yudumlarken, üstelik ev işlerinizi veya ailenizi ihmal etmeden de para kazanabilirsiniz.
Çoğu kadın, çocuğu okula başladıktan sonra evde bir başına büyük bir boşluğa düşer. Oysa durum göründüğü kadar vahim değil. Çünkü günümüzde evde çalışarak da para kazanmak mümkün.
Keyifli uğraş: Temsilcilik
Kozmetik markalarından ev araç gereçlerine kadar temsilcilik sistemi ile ürün pazarlayan firmalar mevcut. Bu firmaların en önemli özelliği, ürünlerinin mağazalarda satılmıyor olması. Dolaysıyla müşteri, ürünü temsilciden temin etmek zorunda. Temsilciler ister kendi evlerinde ister müşterinin evine giderek ürünlerini tanıtıp pazarlayabiliyor. Firma, temsilcilere bunun karşılığında belirli bir komisyon ödüyor. Kazanacağınız ücret performansınıza bağlı. Bu tür bir işe başlamak için temsilcilik usulü satış yapan firmaların internet sitelerinden yararlanabilirsiniz.
Öneri: Avon: www.avon.com.tr
Oriflame: www.oriflame.com.tr
Tekstilin süsü püsüMağazalardan satın aldığımız boncuklu, işlemeli kazak ve tişörtlerin çoğunun hala elde hazırlandığını biliyor muydunuz? Bunun için tekstil firmaları, giysilere yapılacak boncuk veya işleme işlerini aracı kurumlara devrediyor. Aracı kurumlar özellikle ev kadınlarından oluşan ekiplere sahip. Kuruma başvurduğunuz taktirde işleyebileceğinize inandığınız miktarda ürün alabilir ve evinizde otururken işleyebilirsiniz.
Öneri: Size en yakın konfeksiyon atölyesine veya tekstil firmasına danışabilirsiniz.
Yabancı dilin artısı
Bir yabancı dile çeviri yapabilecek derecede hakimseniz ve bir bilgisayarınız varsa, evde çevirmenlik yapabilirsiniz. İngilizce, Fransızca ve Almanca'nın dışında İtalyanca, İsponyalca gibi daha az bilinen diller son yıllarda bir hayli ilgi görüyor. Çeviri bürolarını telefonla arayarak veya bizzat başvurarak çevirmen açığı olup olmadığını öğrenebilirsiniz. Çeviri bürolarında genelde broşür, kullanma talimatı, hukuki veya tıbbi metinlerin çevirileri yapılıyor. Bunun dışında büyük kitap evlerine de çeviri yapabilirsiniz.
Öneri: EC Tercüme gibi internet üzerinden çeviri bürolarına ulaşabilirsiniz.
El emeği göz nuru dantel
Geçmişte olduğu gibi günümüzde de dantel, evlenme çağındaki kızların çeyizlerinde birinci sırada yer alıyor. Çevrenizde evlenmek üzere olan veya çeyizini hazırlamak isteyen genç kızlar varsa, annelerine kızlarının çeyizlerinin ne durumda olduğunu sorun. Dantel takımları henüz tamamlanmadıysa, belli bir ücret karşılığında hazırlamayı teklif edin. Eğer bir sayfiye yerinde oturuyorsanız, yaz aylarında turistlere yönelik hediyelik eşya satan mağazalar için de dantel hazırlayabilirsiniz.
Öneri: Komşularınıza veya yakın çevrenize başvurabilirsiniz.
Ahşap boyama
Hediyelik eşya mağazalarında satışa sunulan ahşap boyamalar büyük rağbet görüyor. Bu tür eşya satan mağazalara ahşap boyamaları ne şekilde tedarik ettiklerini danışabilirsiniz. Boyama konusunda kendinize güveniyorsanız, mağazalara boyama hazırlamayı teklif edebilirsiniz. Öğrenmek için ise çeşitli kurslara başvurabilirsiniz. Özellikle Halk Eğitim Merkezleri'nde boyama kursları bulunuyor.
Öneri: Oturduğunuz şehirdeki hediyelik eşya satan mağazaları araştırabilirsiniz.
Kaynak: http://www.ailemveben.com.tr/hayatin_icinden/kariyer/00402/
Ek bilgi için ilgili anahtar sözcükler: evde iş, evde para kazanmak, evde para kazanmanın yolları, evden iş, evde para kazanma yolları, evden para kazan, evden para kazanmak, kolay para kazan evden, evde yapılabilecek iş ilanları, evde ticaret, evde para kazanma, evden para kazanmanın yolları, evde nasıl para kazanılır, evde iş programı, evde is, evde tasarruf, evde satış, evde para kazanmanın yöntemleri, evde para kazanmak istiyorum, evde para kazandıran işler, evde oturdugun yerde para kazan, evden para kazanma yolları, evden para kazanmanın yollari, evden nasıl para kazanabilirim, evden kolayca para kazanma, evde nasıl para kazanma yöntemleri, evde kazan, evde internet para kazan, evde büro, takı tasarım
www.ParaKazanmaYollari.com
5 Aralık 2007 Çarşamba
3 Aralık 2007 Pazartesi
Kardeşini Seç !
B Ü Y Ü K A İ L E M İ Z E H O Ş G E L D İ N İ Z ...
Kardeşinizin yumuk minik ellerini avuclarınızın içine alın, sıkı sıkı sarın…..Üşümesinler…28 KASIM 2004 tarihinde tarafımdan kurulan bu site, kardeşten kardeşe uzanan gönül birliği sitesidir... Hiç bir dernek ve de vakıfla ilişkisi yoktur. Okullu kardeşlerimizi desteklemeyi amaçlayan tek kişilik sivil harekettir…Onlara yardım değil, hediye yolluyorsunuz....Küçük kardeşleriniz, gönüllüler tarafından ihtiyaç sahibi öğrenciler arasından, titizlikle seçilip listelere yazılıyor. Hediyelerinizi abartmayın, sık sık yollayın. Bir defter, bir kalem, bir mont bir bot dünyalara bedel... Kardeşlerinize eğitim öğretim hayatı boyunca destek olmaya, onlarla sonuna kadar el ele yürümeye karar verin... Eğer bunu yapamayacaksanız kardeş seçmeyin... Bu çocuklar bizim, Türkiye’mizin çocukları... ONLARI HİÇ UNUTMAYIN... Mutlaka mektup yazın . Kardeşinize sevginizi yollayın... Kişiliklerini geliştirin... Yolumuz, önderimiz ATATÜRK'ümüzün yolu. Doğudan batıya, kuzeyden güneye tek vücut olmanın yolu. Yolumuz açık olsun.
CENGİZ TÜNAY - ALİ TÜNAY
A S L A P A R A Y O L L A M A Y I N
Tesadüfen rastladığım bu adresi sizinle paylaşmak istedim.Eminim yardım etmek istediğimiz zaman doğru adreslere ulaşamıyoruz.Öyle sevindim ki anlatamam.Önümüzdeki hafta bu konuya ağırlık verip şahsen ilgileneceğim.Önce oğlumla konuşup,apartmandaki arkadaşları da organize etmem lazım.Çok mutlu oldum.
Cengiz Bey'e ve Ali Bey'e çok teşekkür ederim.
Kardeşini Seç
www.kardesinisec.com
Hane dışı bölümümden de ulaşabilirsiniz.
Kardeşinizin yumuk minik ellerini avuclarınızın içine alın, sıkı sıkı sarın…..Üşümesinler…28 KASIM 2004 tarihinde tarafımdan kurulan bu site, kardeşten kardeşe uzanan gönül birliği sitesidir... Hiç bir dernek ve de vakıfla ilişkisi yoktur. Okullu kardeşlerimizi desteklemeyi amaçlayan tek kişilik sivil harekettir…Onlara yardım değil, hediye yolluyorsunuz....Küçük kardeşleriniz, gönüllüler tarafından ihtiyaç sahibi öğrenciler arasından, titizlikle seçilip listelere yazılıyor. Hediyelerinizi abartmayın, sık sık yollayın. Bir defter, bir kalem, bir mont bir bot dünyalara bedel... Kardeşlerinize eğitim öğretim hayatı boyunca destek olmaya, onlarla sonuna kadar el ele yürümeye karar verin... Eğer bunu yapamayacaksanız kardeş seçmeyin... Bu çocuklar bizim, Türkiye’mizin çocukları... ONLARI HİÇ UNUTMAYIN... Mutlaka mektup yazın . Kardeşinize sevginizi yollayın... Kişiliklerini geliştirin... Yolumuz, önderimiz ATATÜRK'ümüzün yolu. Doğudan batıya, kuzeyden güneye tek vücut olmanın yolu. Yolumuz açık olsun.
CENGİZ TÜNAY - ALİ TÜNAY
A S L A P A R A Y O L L A M A Y I N
Tesadüfen rastladığım bu adresi sizinle paylaşmak istedim.Eminim yardım etmek istediğimiz zaman doğru adreslere ulaşamıyoruz.Öyle sevindim ki anlatamam.Önümüzdeki hafta bu konuya ağırlık verip şahsen ilgileneceğim.Önce oğlumla konuşup,apartmandaki arkadaşları da organize etmem lazım.Çok mutlu oldum.
Cengiz Bey'e ve Ali Bey'e çok teşekkür ederim.
Kardeşini Seç
www.kardesinisec.com
Hane dışı bölümümden de ulaşabilirsiniz.
2 Aralık 2007 Pazar
8 Ay kaldı
Yürüyorum,yürüyorum,toplam 15 dakika.
Yiyorum yiyorum,maşallahım var!
Zayıflıyorum,galiba rüyamda.
Huzursuz uyanmalar!
Gece sık sık uyanıp,yine dolap faresi oldum.İnsan gözü kapalı yiyecek arar ve bulur mu?
Eeee...
Dolabı yerleştirirken geceyi hesaplıyorum herhalde.Planlı koyup ezberlediğim kesin.
Işığı açmadan,dolabı aralayıp,alacağımı alıp,koordinatlarını ezberlediğim sürahi ve bardağın da hakkını verdikten sonra gidip yatıyorum.2 saat aralıklarla yaptığım bu egzersizler ne yapıyor dersiniz?
Tabii şişkinlik! (kilolarımın yeni ismi)
Sabahları,odun gibi kasları yumuşatmak için,yatakta bir sağ,bir sol eylemlerle adeta hacıyatmaz öyküleri yaşıyorum.
Karanlık kuşunun kabahatleri sabah kalkınca ortaya çıkıyor.Gece ne aşırılmışsa,kırıntıları buzdolabının önünde dökülmüş vaziyette..Su derseniz,dibe vurmuş,temiz bardak gecenin menüsünün renginde izlerle dolu....
Daha bitmedi!
İş yerinde de ganaj aşırıyorum...
Diyeceğim vahim durumdayım....çok vahim!
Biri bana dur desin!!!!
(Sevgili yildiznaf,sakın beni örnek alma ,oldu mu anacım)
Yine beni ben durduracağım..
Yiyorum yiyorum,maşallahım var!
Zayıflıyorum,galiba rüyamda.
Huzursuz uyanmalar!
Gece sık sık uyanıp,yine dolap faresi oldum.İnsan gözü kapalı yiyecek arar ve bulur mu?
Eeee...
Dolabı yerleştirirken geceyi hesaplıyorum herhalde.Planlı koyup ezberlediğim kesin.
Işığı açmadan,dolabı aralayıp,alacağımı alıp,koordinatlarını ezberlediğim sürahi ve bardağın da hakkını verdikten sonra gidip yatıyorum.2 saat aralıklarla yaptığım bu egzersizler ne yapıyor dersiniz?
Tabii şişkinlik! (kilolarımın yeni ismi)
Sabahları,odun gibi kasları yumuşatmak için,yatakta bir sağ,bir sol eylemlerle adeta hacıyatmaz öyküleri yaşıyorum.
Karanlık kuşunun kabahatleri sabah kalkınca ortaya çıkıyor.Gece ne aşırılmışsa,kırıntıları buzdolabının önünde dökülmüş vaziyette..Su derseniz,dibe vurmuş,temiz bardak gecenin menüsünün renginde izlerle dolu....
Daha bitmedi!
İş yerinde de ganaj aşırıyorum...
Diyeceğim vahim durumdayım....çok vahim!
Biri bana dur desin!!!!
(Sevgili yildiznaf,sakın beni örnek alma ,oldu mu anacım)
Yine beni ben durduracağım..
1 Aralık 2007 Cumartesi
Müsadenizle....
Yürümek istiyorum!
Yürümek ! Yürümek! Yürümek!
Ayaklarım acıyıncaya kadar....
Sanki herşey gözümün önünde..
Olmalı,ama olmuyor.
Yapamıyorum.
Kıyamıyorum....
Ama kıyılıyorum.
Kırılıyorum...
Ama kıramıyorum.
Neden önceden, sonrayı göremiyorum.
İyiyle avunup,yapılanları unutuyorum....
Öyle oynak ki duygularım,
Gözlerim acıyıncaya kadar ağlıyorum.
Kör olup görmesem,
Sağır olup duymasam.
Zaten tökezliyorum.....
Gri hava rengimi koyulaştırdı,
Ruhumun üstünde bir baskı.....
En sağlıklı gerçeklilik nedir?
Kaygılar endişeye,
Endişe boyun eğmeye...
Sanki görünmez bir tuzak içindeyim.
Sınırlarım zorlanıyor!
Çığlık mı?
Nereye,kime atacağım!
Ama atmalıyım ...
Yeni bir hayat için!
...........
Acıyı çeken kişi, kendine doğru yol almadan, kendi derinliğine inmeden hemen suçlamayı sürdürür. Oysa bir ihtiyacın yarattığı duyguyu "doldurursak" o kişiyi kendi içine doğru bir yolculuk yapmaya, eyleme geçme bilincini ve gücünü genişleten içe bakma çalışmasını yapmaya çağırmış oluruz."
Kibar Olma Kendin Ol - T. d'Ansembourg
Yürümek ! Yürümek! Yürümek!
Ayaklarım acıyıncaya kadar....
Sanki herşey gözümün önünde..
Olmalı,ama olmuyor.
Yapamıyorum.
Kıyamıyorum....
Ama kıyılıyorum.
Kırılıyorum...
Ama kıramıyorum.
Neden önceden, sonrayı göremiyorum.
İyiyle avunup,yapılanları unutuyorum....
Öyle oynak ki duygularım,
Gözlerim acıyıncaya kadar ağlıyorum.
Kör olup görmesem,
Sağır olup duymasam.
Zaten tökezliyorum.....
Gri hava rengimi koyulaştırdı,
Ruhumun üstünde bir baskı.....
En sağlıklı gerçeklilik nedir?
Kaygılar endişeye,
Endişe boyun eğmeye...
Sanki görünmez bir tuzak içindeyim.
Sınırlarım zorlanıyor!
Çığlık mı?
Nereye,kime atacağım!
Ama atmalıyım ...
Yeni bir hayat için!
...........
Acıyı çeken kişi, kendine doğru yol almadan, kendi derinliğine inmeden hemen suçlamayı sürdürür. Oysa bir ihtiyacın yarattığı duyguyu "doldurursak" o kişiyi kendi içine doğru bir yolculuk yapmaya, eyleme geçme bilincini ve gücünü genişleten içe bakma çalışmasını yapmaya çağırmış oluruz."
Kibar Olma Kendin Ol - T. d'Ansembourg
Atasözlerimizdeki tezatlar
Güzel Türkçemiz o kadar zengin ki hemen hemen yaşadığımız her olayın ardından “ee atalarımız boşuna dememiş” ile başlayan bir atasözü kondurabiliyoruz. Peki atalarımız bizim yaşadığımız olayları önceden biliyorlar mıydı? Cevabı çok basit. Hayır… Onların yaptığı tek şey yaşayabileceğimiz her olayın ardından bize öğüt verici birkaç anı bırakmaktı. Hal böyle olunca ortaya birbiriyle çelişen olayların doğurduğu birbiriyle çelişen atasözleri ortaya çıkmış. İşte böylece her olaya uydurabileceğimiz bir atasözü bulabiliyoruz. Eee hakikaten atalarımız işlerini biliyorlarmış… İşte size birkaç tane örnek…
Damlaya damlaya göl olur. / Taşıma suyla değirmen dönmez.
İyi insan lafın üstüne gelir. / İti an çomağı hazırla…
Bir elin nesi var iki elin sesi var. / Nerde çokluk orda …luk.
Fazla mal göz çıkarmaz. / Azıcık aşım ağrısız başım…
Kervan yolda düzelir. / Balık baştan kokar.
Söz gümüşse,sükut altındır. / Sükut ikrardan gelir.
Harama uçkur çözülmez. / Güzele bakmak sevaptır.
İki gönül bir olunca samanlık seyran olur. / İki çıplak bir hamama yakışır.
Bülbülün çektiği dili belası… / Bilmemek ayıp değil öğrenmemek (sormamak) ayıp.
Eşeğe altın semer vursan, eşek yine eşektir. / Ye kürküm ye…
Eğri otur doğru konuş… / Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.
Düşenin dostu olmaz. / Dost kara günde belli olur.
Ava giden avlanır. / Atın ölümü arpadan olsun.
Erken kalkan yol alır. / Acele işe şeytan karışır.
Birlikten kuvvet doğar. / Körler, sağırlar; birbirlerini ağırlar.
Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır. / Lafla peynir gemisi yürümez.
Gün ola harman ola… / Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir.
Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol. / Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma.
İyilik yap denize at. / Merhametten maraz doğar.
Zararın neresinden dönülse kardır. / Gelen gideni aratır.
Yüzü güzel olanın huyu da güzel olur. / Yüzü güzel olanı değil huyu güzel olanı sev.
Akıl akıldan üstündür. / Aklın yolu birdir.
El elden üstündür. / Alet işler el övünür.
Acı patlıcanı kırağı çalmaz. / Kurunun yanında yaş da yanar.
Zorla güzellik olmaz. / Zora dağlar dayanmaz.
Öfke baldan tatlıdır. / Öfke ile kalkan zararla oturur.
İşleyen demir ışıldar. / İnsan yedisinde neyse yetmişinde de odur.
Fazla mal göz çıkarmaz. / Azı karar çoğu zarar.
İnsanın kıymetini insan bilir. / İnsanoğlu çiğ süt emmiş.
Anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al. / Beş parmağın beşi birbirine benzemez.
Olmaz olmaz deme… / İş olacağına varır.
Eski dost düşman olmaz. / Güvenme dostuna saman doldurur postuna..
Harama el uzatılmaz. / Üzümü ye bağını sorma…
Damlaya damlaya göl olur. / Taşıma suyla değirmen dönmez.
İyi insan lafın üstüne gelir. / İti an çomağı hazırla…
Bir elin nesi var iki elin sesi var. / Nerde çokluk orda …luk.
Fazla mal göz çıkarmaz. / Azıcık aşım ağrısız başım…
Kervan yolda düzelir. / Balık baştan kokar.
Söz gümüşse,sükut altındır. / Sükut ikrardan gelir.
Harama uçkur çözülmez. / Güzele bakmak sevaptır.
İki gönül bir olunca samanlık seyran olur. / İki çıplak bir hamama yakışır.
Bülbülün çektiği dili belası… / Bilmemek ayıp değil öğrenmemek (sormamak) ayıp.
Eşeğe altın semer vursan, eşek yine eşektir. / Ye kürküm ye…
Eğri otur doğru konuş… / Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.
Düşenin dostu olmaz. / Dost kara günde belli olur.
Ava giden avlanır. / Atın ölümü arpadan olsun.
Erken kalkan yol alır. / Acele işe şeytan karışır.
Birlikten kuvvet doğar. / Körler, sağırlar; birbirlerini ağırlar.
Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır. / Lafla peynir gemisi yürümez.
Gün ola harman ola… / Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir.
Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol. / Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma.
İyilik yap denize at. / Merhametten maraz doğar.
Zararın neresinden dönülse kardır. / Gelen gideni aratır.
Yüzü güzel olanın huyu da güzel olur. / Yüzü güzel olanı değil huyu güzel olanı sev.
Akıl akıldan üstündür. / Aklın yolu birdir.
El elden üstündür. / Alet işler el övünür.
Acı patlıcanı kırağı çalmaz. / Kurunun yanında yaş da yanar.
Zorla güzellik olmaz. / Zora dağlar dayanmaz.
Öfke baldan tatlıdır. / Öfke ile kalkan zararla oturur.
İşleyen demir ışıldar. / İnsan yedisinde neyse yetmişinde de odur.
Fazla mal göz çıkarmaz. / Azı karar çoğu zarar.
İnsanın kıymetini insan bilir. / İnsanoğlu çiğ süt emmiş.
Anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al. / Beş parmağın beşi birbirine benzemez.
Olmaz olmaz deme… / İş olacağına varır.
Eski dost düşman olmaz. / Güvenme dostuna saman doldurur postuna..
Harama el uzatılmaz. / Üzümü ye bağını sorma…
30 Kasım 2007 Cuma
Acıktıran yiyecekler
Greyfurt: Diyet yapıyorsunuz uzak durmanız gerekenlerden biri de greyfurttur.Kansere karşı koruyucu olan greyfurdun kötü yanı iştah açıcı özelliğinin bulunmasıdır.
Karalahana: karaciğer ve bazı kan kanseri türlerine de iyi gelen kara lahana, ayrıca iyi bir iştah açıcıdır.
Patates: Patatesin yapısında bulunan kan basıncını düşürücü etki gösterir; bu nedenle glisemik endeksi yüksek olan yiyecekler arasında bulunan patates özellikle kızartma şeklinde pişirilirse çok çabuk acıkmanıza neden olur.
Kırmızı Biber: Kolesterolü önleyici özelliği bulunan kırmızı biber iştah açar. Bu nedenle acı biber yediğinizde doyduğunuzu çok kolay anlayamazsınız.
Nohut: Mideyi temizleyerek iştah açan nohut, sağlık açısından yararlı olsa da kilo verirken çok fazla tüketilmemesi gereken bir kurubaklagildir.
İncir:Kilo aldırıcı özelliği bulunan incir iştah açar,bu nedenle diyet döneminde yemeniz tavsiye edilmez.
Havuç: Havucu kalorisi ve glisemik endeksi diğer sebzelere göre daha yüksektir. Bu nedenle acıktırıcı özelliği olan havucun diyetlerde bulunmaması gerekir.
Alkol: Alkollü içeceklerden uzak durmaya çalışın. Alkollü içecekler, size kalori kazandırırken iştahınızın açılmasına neden olur.
Tuz:Tuz iştah açıcı özelliğe sahiptir. Çok tuzlu bir besinini ardından tatlı yeme isteğinin doğması,ü kan şekerinizdeki dalgalanmalar yüzündendir. Özelikle diyette tüketimden kaçınılmalıdır.
Tarçın: Kokusuyla özellikle tatlıların vazgeçilmezi olan tarçın da çok çabuk acıktıran baharatlardandır.
Mısır: Glisemik endeks değerinin yüksek olması nedeniyle kan şekeri seviyesini yükselten mısır, yendikten sonra açlık hissi uyandırır. Bu nedenle diyet yapanların uzak durması gereken bir besindir.
İştahınızı Kesecek Yöntemler
· Yapılan araştırmalara göre, tat ana duyusunu değişik tatlarla tatmin etmek, daha az miktarla yetinmeyi sağlıyor.
· Su içmek kendinizi tok hissetmeniz açısından önemli. Ayrıca vücudunuz susuz kaldığında çoğu zaman açlık hissine benzer sinyaller gönderiyor. Bol su içmek, bedeninizin su istediği zamanlarda yemeğe yönelmenizi engelleyecektir.
· Yiyecekleri uzun süre çiğnedikten sonra yutmak, beynin vücuda giren besinleri kaydetmesine izin vermek anlamına giriyor.Bu sayede tat alma duygusu da tatmin oluyor. Böylece doyduğunuzu anlamanızla, yemeğe son vermeniz arasındaki zaman kısalıyor.
· Eğzersizleriniz zorlaştıkça vücut ısınız artar ve daha fazla kalori yakmaya başlarsınız. Böylece egzersizi takip eden birkaç saat boyunca iştahınız bastırılmış olur.
· Öğün aralarında dayanılmaz atıştırma duygusunu dişlerinizi fırçalayarak erteleyebilirsiniz.
· Beyin, vücutta enerjinin azaldığını fark eder etmez açlık hissettiğinize yol açan kimyasal maddeler salgılarlar. Bu kimyasal maddeleri salgılayan kısım, aynı zamanda duyguları kontrol eder ve sıkıldığımız ve kendimizi kötü hissettiğimizde hemen buzdolabına koşmamızın başlıca sebebi budur.
· Yemeklerin tadı, kokusu veya görüntüsü de açlık duygusuna neden olabiliyor.
Karalahana: karaciğer ve bazı kan kanseri türlerine de iyi gelen kara lahana, ayrıca iyi bir iştah açıcıdır.
Patates: Patatesin yapısında bulunan kan basıncını düşürücü etki gösterir; bu nedenle glisemik endeksi yüksek olan yiyecekler arasında bulunan patates özellikle kızartma şeklinde pişirilirse çok çabuk acıkmanıza neden olur.
Kırmızı Biber: Kolesterolü önleyici özelliği bulunan kırmızı biber iştah açar. Bu nedenle acı biber yediğinizde doyduğunuzu çok kolay anlayamazsınız.
Nohut: Mideyi temizleyerek iştah açan nohut, sağlık açısından yararlı olsa da kilo verirken çok fazla tüketilmemesi gereken bir kurubaklagildir.
İncir:Kilo aldırıcı özelliği bulunan incir iştah açar,bu nedenle diyet döneminde yemeniz tavsiye edilmez.
Havuç: Havucu kalorisi ve glisemik endeksi diğer sebzelere göre daha yüksektir. Bu nedenle acıktırıcı özelliği olan havucun diyetlerde bulunmaması gerekir.
Alkol: Alkollü içeceklerden uzak durmaya çalışın. Alkollü içecekler, size kalori kazandırırken iştahınızın açılmasına neden olur.
Tuz:Tuz iştah açıcı özelliğe sahiptir. Çok tuzlu bir besinini ardından tatlı yeme isteğinin doğması,ü kan şekerinizdeki dalgalanmalar yüzündendir. Özelikle diyette tüketimden kaçınılmalıdır.
Tarçın: Kokusuyla özellikle tatlıların vazgeçilmezi olan tarçın da çok çabuk acıktıran baharatlardandır.
Mısır: Glisemik endeks değerinin yüksek olması nedeniyle kan şekeri seviyesini yükselten mısır, yendikten sonra açlık hissi uyandırır. Bu nedenle diyet yapanların uzak durması gereken bir besindir.
İştahınızı Kesecek Yöntemler
· Yapılan araştırmalara göre, tat ana duyusunu değişik tatlarla tatmin etmek, daha az miktarla yetinmeyi sağlıyor.
· Su içmek kendinizi tok hissetmeniz açısından önemli. Ayrıca vücudunuz susuz kaldığında çoğu zaman açlık hissine benzer sinyaller gönderiyor. Bol su içmek, bedeninizin su istediği zamanlarda yemeğe yönelmenizi engelleyecektir.
· Yiyecekleri uzun süre çiğnedikten sonra yutmak, beynin vücuda giren besinleri kaydetmesine izin vermek anlamına giriyor.Bu sayede tat alma duygusu da tatmin oluyor. Böylece doyduğunuzu anlamanızla, yemeğe son vermeniz arasındaki zaman kısalıyor.
· Eğzersizleriniz zorlaştıkça vücut ısınız artar ve daha fazla kalori yakmaya başlarsınız. Böylece egzersizi takip eden birkaç saat boyunca iştahınız bastırılmış olur.
· Öğün aralarında dayanılmaz atıştırma duygusunu dişlerinizi fırçalayarak erteleyebilirsiniz.
· Beyin, vücutta enerjinin azaldığını fark eder etmez açlık hissettiğinize yol açan kimyasal maddeler salgılarlar. Bu kimyasal maddeleri salgılayan kısım, aynı zamanda duyguları kontrol eder ve sıkıldığımız ve kendimizi kötü hissettiğimizde hemen buzdolabına koşmamızın başlıca sebebi budur.
· Yemeklerin tadı, kokusu veya görüntüsü de açlık duygusuna neden olabiliyor.
29 Kasım 2007 Perşembe
Coştum Yine.....
Televizyon dedik ya!
Birden yapımcılara seslenmek geldi içimden...
Çözümü var mı bilmiyorum ama şiddetin ve silahın olmadığı dizi yanlısıyım.(Geç bunları....aman da aman... tarzında tepkileri duyar gibiyim.)
Etki altında kalabilen bir toplumuz.Yaşam koşullarımızın yön değiştirmesi çok çabuk ve olası hale geldi.Hayata bakışımızı değiştirmek amaçlı,yaşam koşullarımızın adeta ezerek üzerinden geçebilen,neredeyse yoksulluğun sömürülmesi gereken bir gelecek gibi lanse edilmesinden bıktım.
Ayrıca,kurtlar vadisi ve benzeri dizilerin yayınlanmasından sonraki suç oranının yükseldiğine hepimiz şahit olduk.
Sanki kültürümüzde bunlar varmış gibi,şiddetle elde edilenin daha mübah olduğunu savunur hale geldiler.
Kahramanları tükettik !
(Ben yine süpermen gibi,masal kahramanlarını istiyorum.En azından hayal olduklarını biliriz.Ve biliriz ki iyilik galip gelecektir.Kötülük yok olacaktır.)
Sayın yapımcılar.!
Herkesin bi kişilik bazı vardır.Örnek alınacak kişileri,şiddetle yansıtılan projeler haline getirmeyin lütfen.!
Zaten insanların içi hapsedilmiş duygularla dolu.Tahrik edici sahneleri farklı dozlarla yansıtın.Hatta mümkünse yayınlamayın.
Vur! Kes! Biç! mantığını bırakın artık!
Evlerde yaşayan aileleri düşünün ve okul dolusu öğrencileri alacakaranlık kuşağı haline getirmeyin.Onlar bizim yaşam damarlarımız.
....
Ben sadece fikir verdim......
Birden yapımcılara seslenmek geldi içimden...
Çözümü var mı bilmiyorum ama şiddetin ve silahın olmadığı dizi yanlısıyım.(Geç bunları....aman da aman... tarzında tepkileri duyar gibiyim.)
Etki altında kalabilen bir toplumuz.Yaşam koşullarımızın yön değiştirmesi çok çabuk ve olası hale geldi.Hayata bakışımızı değiştirmek amaçlı,yaşam koşullarımızın adeta ezerek üzerinden geçebilen,neredeyse yoksulluğun sömürülmesi gereken bir gelecek gibi lanse edilmesinden bıktım.
Ayrıca,kurtlar vadisi ve benzeri dizilerin yayınlanmasından sonraki suç oranının yükseldiğine hepimiz şahit olduk.
Sanki kültürümüzde bunlar varmış gibi,şiddetle elde edilenin daha mübah olduğunu savunur hale geldiler.
Kahramanları tükettik !
(Ben yine süpermen gibi,masal kahramanlarını istiyorum.En azından hayal olduklarını biliriz.Ve biliriz ki iyilik galip gelecektir.Kötülük yok olacaktır.)
Sayın yapımcılar.!
Herkesin bi kişilik bazı vardır.Örnek alınacak kişileri,şiddetle yansıtılan projeler haline getirmeyin lütfen.!
Zaten insanların içi hapsedilmiş duygularla dolu.Tahrik edici sahneleri farklı dozlarla yansıtın.Hatta mümkünse yayınlamayın.
Vur! Kes! Biç! mantığını bırakın artık!
Evlerde yaşayan aileleri düşünün ve okul dolusu öğrencileri alacakaranlık kuşağı haline getirmeyin.Onlar bizim yaşam damarlarımız.
....
Ben sadece fikir verdim......
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)