9 Haziran 2008 Pazartesi

Fısıltı-------------Kelime oyunları------------


Yalnızlık,fısıltının kaynağıdır....

Yani benim için...

Özellikle benim duygularımı harekete geçiren bir sahne yaşanmışsa peşpeşe....
Salondaki cam kenarı,gece olduğunda ,karanlıkta sığındığım bir limandır herzaman...

Gökyüzünde bir yıldızım vardır benim,en parlak yıldız...Baktığınızda görürsünüz....Saat 23.00 gibi görünmeye başlar...Uzaktan göz kırpar bana..Eğer sıkıntımı anlarsa daha çok ışıldayarak,"haydi anlat"der ,göz kırparak bana...

Dökülürüm...

Gözyaşlarım akarken,anlayamadığım fısıltılarımı duyarım usulca...Yavaşça bağırırım,kızarım, tüm öfkemi ve kırgınlığımı dile getirdikten sonra,hiç bir şey olmamış gibi sakinleşip kalkarım..Kurbağa gözlerden başka hiç bir belirti kalmaz...
Bir ayna düşünün...
Adeta kendimle dertleşirim o an...Duygular düşünceleri,düşünceler duygularımı ortaya çıkarır..Anlatırım da anlatırım...

Fısıltıyla bağırılır mı?Ben fısıltıyla sesimi duyurduğumu düşünürüm..Ve bu defa haykırırım fısıltıyla....Duygularımı ifade ettiğim bir andır benim için o saatler...
Bazen de sadece ağlarım...Gözyaşlarım fısıldar..
O, tek yıldız,sakinleştirir beni...
Ağlama duvarım benim.!.
Sırdaşım!
Kimseye fısıldamaz benim fısıldadıklarımı...

8 Haziran 2008 Pazar

Korku-------Fotoğrafın dili-4.çalışma-

-"Keşke "diyor.."keşke"
"Hayata daha fazla birşeyler verseydim"
Geçmişe döndü,sigarasını tüttürdüğü,buz gibi taşta otururken...

Ne güzel bir evi vardı,kocaman bahçede iki katlı ...
Güzel evinin sıcaklığını hissetti bir an...
Kocasını,bir borçlunun evine zorla gönderdiğini,çıkan kavga sonucu,onu kaybettiği günler kabus gibiydi...
Tek oğlu,istemediği biriyle evlendi diye,evden kovuşunu,bir ay sonra evinin yanışını ve gözlerini açtığında tanımadığı bir yerde olduğu günleri hatırladığı zaman hafızasının o bölümünün neden olmadığını hatırlamaya çalışırken....
-"Kıskançlık ve hırsın sonucuyum ben "diye düşündü...
Halbuki oğlu ısrarla yanlarına gelmesini istiyordu...Torunlarıyla beraber olmasını istiyordu...
Neden kabul etmemişti?
Gurur muydu onu iten yoksa utanç mıydı bilmiyordu...
Artık anlayamıyordu...Gelgitleri oluyordu...Bazen hatırlıyor,bazen ara uzuyordu...Ne ara torunları olmuştu...?
Nerede olduğunu bile bilmiyordu...
Oğlu neredeydi?Neden yalnızdı?
Kötülüğün hayatına girmesine nasıl bu kadar izin vermişti..?
Adı neydi?

Birden korktu!
Yalnız ölmekten....

Ama bilmiyordu ki gazetelerde kayıp sayfalarında resmi olduğunu...
"Resimde gördüğünüz kişi annemdir.Hafızasını kaybettiği için,bulunduğu bakım evinden ayrıldığının farkında bile değil...Görenlerin .....nolu telefona bildirmelerini rica ediyorum...."

Kaybolmuş bir kişilik bulunabilir mi?
Yüzündeki yaşanmışlığın temelinde bir kötülüğün olduğunu kim bilebilir ki?
Elbette korkmalıydı!

Hayata ne verirsen onu alırsın!
........................................
Fotoğraf : Özlem Özel Gürbüz
Öykü atölyesi : Fotoğrafın dili

6 Haziran 2008 Cuma

Burnumdan renk renk geldi(!)



YAŞAMDA RENKLER

Geçen gün,televizyonda ,sınav öncesinde çocuklara sarı renk yüklendiğinde zihnin daha açık olacağı gibi bir açıklama yapan bir uzmanı dinleyen arkadaşım,daha çok özürlü oğlu için(sakinleşmesini sağlayabilir düşüncesi ile),ama oğlu ve Fırat için de farklı bir motive olacağını düşündü .Zaten onların sınav öncesinde birlikte vakit geçirmesi için hep beraber dışarı çıkacağımızdan,ilk olarak,renk yüklemesi için gidebileceğimizi düşünüp randevu aldık..
Aldık amaaa...
Benim oğlum hop oturdu hop kalktı..İstemem diye tuttturdu..Benden bu tür bir şey beklemediği için adeta hayal kırıklığına uğradı...Birilerine söylediğimde,kızıp "kimseye söyleme lütfen"diyerek utancını dile getirdi."Tamam "dedim."Yaptırmayacağım".Ama arkadaşı için birlikte hareket etmemiz gerekiyordu..Yol boyunca burnumdan getirdi..Neredeyse üstüne atlayıp tepinesim geldi!.Hadi sınav öncesi deyip,arkadaşıma belli etmemek adına,sunii bir gülümseme ile bakışlarımla oğluma tehditler savurarak yürümeye devam ettim...
Ne o?
Sınav öncesi moral gezisi(!).
Gerim gerim gerginiz!
Adrese gittiğimizde,spor salonu olduğunu görünce biraz sakinleşti..Tenis salonunda bir odada faaliyet vardı...Girdik...Metin Bey'le tanıştık...Renkler konusunda fikir alıp havayı yumuşatmak istedim..Baktım sorular sormaya ve Tibet maceralarını anlatıkça ,Metin bey'i merakla dinlemeye başladılar...Biraz rahatladım...Asistanı bekledik bir müddet...Birkaç kişi daha gelince,biraz daha rahatladı beyimiz...Oradaki
Fotoğraf studyosunun ne işe yaradığını sordu..Vücut aurasını çekip,ona göre önerilerde bulunduklarını,vücut çakraları ve reiki konusunun ne olduğunu sordukça,bambaşka bir alanı daha öğrenince ,yüzü meraklı bir gülümseme almaya başladı...Fiyatları öğrendikçe bizim gibi ağızları açık kaldı.(Biz TV'deki promosyondan faydalandığımız için ücretsiz faydalandık bu hizmetten)
Yeni yeni kelimeler .....
Anlayabildi mi ?
Sanmıyorum,çünkü benim bile aklım almıyorken,o nasıl anlasın ki..
Çok eğlenceli geldi bu ortam ona ve arkadaşına...
Asistan,ikisinin de,gözlerine gözlük gibi bir alet taktı ve çalıştırdı.8 dakika sonra kapattı.Sarı renk yüklenmiş oldu...Çalışırken mor mum yakılırsa,başarı olur hikayesi ile 5 YTL bayılıp mum aldık...
Sonra çıktık...
Fikrimi soracak olursanız........
Söylemeyeyim....
Farklı anlaşılabilir.....
Saygı duymak gerek..Çünkü çok emek var ortada....
Hamburger faslı ve buz pateni yaptıktan sonra ,sarı bir kalem(Görünce,finali tam kapatalım diye ben aldım) alıp eve geldik..
Akşam mum eşliğinde bilgisayar oyunu oynandı(ders çalışma sırasında denmişti değil mi?).Neyse ki mumun kokusunu beğendi...
Yarın büyük sınav var...
Eğer kazanamazsa,sarılık geçirir miyiz dersiniz? (!!!!)
:-))
.........................................................
Bilgi ve randevu için:
Renkler
*****************************************************

Bir başka renk analizi hakkında bilgi edinmek isterseniz:

5 Haziran 2008 Perşembe

Son OKS-Son Hafta...

Bir tanem,oğlum Fırat ve arkadaşları,tüm 8.sınıf öğrencileri bu hafta sonu büyük bir sınava giriyorlar....Başarılar diliyorum...



Önce burayı okuyun!





Geçen gün televizyonda ,başarı için renk yüklemesi yapılması gerektiğini duymuş arkadaşım..Araştırıp telefonuna ulaşmış..Randevu almak isterseniz ,ilgisini çekenler için,telefon numarasını veriyorum;
0212 286 26 76
...................................................................................................
OKS öncesi öğrencilere son öneriler
Psikolog Ferahim Yeşilyurt, öğrencilere Orta Öğretim Kurumları Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavının (OKS) yapılacağı 8 Hazirana kadar iyi bir planlama yapmalarını önerdi.

İSTANBUL - International Hospital’dan Psikolog Ferahim Yeşilyurt, sınava sayılı günler kala öğrencilerdeki kaygı düzeyinin giderek arttığını belirterek, kaygıları azaltmak üzere bazı önerilerde bulundu.

“Öğrenciler, sınavın yapılacağı 8 Hazirana kadar iyi bir planlama yapmalı” diyen Yeşilyurt’un önerileri şöyle:“Örneğin elinizdeki tüm kaynakları bitirmek isteyebilirsiniz. Ancak kalan zamanda tüm soruları bitirecek vaktiniz olmayabilir. Zamanınızı, eksik olduğunuz konularda sorular çözme yönünde planlayabilirsiniz. Elinizdeki çözmek istediğiniz soruları belirleyin. Deneme sınavlarının sonuçlarını abartmayın. Bu sonuçlar, sizin eksik olduğunuz konuları tespit edebilmek için yapılmaktadır. Mümkün olduğunca deneme sınavlarını kaçırmayın. Bu sınavlar sadece soru çözmenize değil, sınav ortamına fizyolojik ve psikolojik olarak da hazırlanmanıza yardımcı olur. Evde test çözerken mutlaka zaman tutmaya özen gösterin. Psikolojik dayanıklılığınızı artırın. Kendinizi başka öğrencilerle kıyaslamayın. Çevrenizdeki öğrencilerin çözdüğü soru sayılarını öğrenip kendinizi kıyaslamaya çalışmayın. Çünkü bu kıyaslamalar genellikle aldatıcı olmaktadır. Başarılarınızı ödüllendirin. Sıkıldığınızda, kendinizi verimsiz hissettiğinizde, rehber öğretmeninizden, okul öğretmenlerinizden veya bir psikologdan yardım isteyin.”
.............................................................................................


Milli Eğitim Bakanlığı’nca yapılan Ortaöğretim Kurumları Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı’na başvuran aday sayısı geçen yıla göre artış gösterdi. Bu yıl son kez yapılacak OKS’ye başvuru yaklaşık 915 bin oldu.
Aday sayısı arttıMilli Eğitim Bakanlığı’nca yapılan Ortaöğretim Kurumları Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı’na başvuran aday sayısı geçen yıla göre artış gösterdi. Bu yıl son kez yapılacak OKS’ye başvuru yaklaşık 915 bin oldu. 8 Haziran 2008 Pazar günü saat 10.00’ da yapılacak sınavda, Türkçe, matematik, fen bilgisi ve sosyal bilgiler derslerinden 25’er tane olmak üzere toplam 100 soru sorulacak. Sınav 120 dakika sürecek.Sınavda çıkacak sorular bilgi düzeyinde olmayacak. Derslere ait temel ilke ve kavramlarla düşünebilme, neden-sonuç ilişkisi kurabilme, analiz yapma yeteneğine dayalı, günlük hayatla ilişkilendirilebilecek tarzda sorulardan oluşacak.

Soruların zorluk dereceleri için; yüzde 10 çok kolay, yüzde 20 kolay, yüzde 40 normal, yüzde 20 zor, yüzde 10 çok zor gibi bir dağılımdan söz edilebilir.160 barajOKS’yi kazanmak için; OKS-TM ve OKS-MF puan türlerinden en az birinin 160 veya daha yüksek olması gerekiyor. Örneğin; OKS-TM puanı 158, OKS-MF puanı da 162 olan bir aday OKS-MF puan türü ile öğrenci alan fen liselerini tercih edebilir. OKS-TM ile öğrenci alan okulları tercih edemez. Bu arada, önceki yıllarda Devlet Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavına ayrı, OKS için ayrı, Polis Koleji için ayrı puan hesabı yapıldığından karışıklıklar yaşanıyordu. 2007 yılında, tüm adaylar hangi sınavı seçerlerse seçsinler OKS’ye girmiş kabul edilerek hepsi için MF ve TM puan olmak üzere iki tür puan hesaplanmaya başladı.

Okul türleri zenginiyizSınavla öğrenci alınacak okul türleri şöyle:Resmi ve özel fen liseleri,Sosyal bilimler liseleri,Anadolu liseleri,Anadolu teknik liseleri,Anadolu meslek liseleri,Anadolu öğretmen liseleriAnadolu imam hatip liseleriSağlık meslek liseleriİstanbul Validebağ Anadolu Sağlık Meslek LisesiAdalet Meslek liseleriAnadolu tapu ve kadastro meslek lisesiTarım meslek liseleriAnadolu meteoroloji meslek lisesiSınavla öğrenci alan özel okullarPolis Koleji8. sınıf DPY
Kolejler de sınavlaÖzel okullara girmek isteyen ve başvuruda bulunan öğrenciler; resmi okullar için tercih yapmadan önce herhangi bir özel okulu kazanıp kazanmadığı, bir özel okula kayıt yapmadan önce de herhangi bir resmi okula yerleştirilip yerleştirilmediği bilgisine sahip olacak.Ayrıca kayıt kabul takvimi geniş tutularak özel okullara kayıt sürecinin daha çok yer değiştirmeye uygun olması sağlandı.OKS puanına eklenecek olan ilköğretim başarı puanı, özel okullar için yapılacak puan hesaplamasına ilave edilmeyecek. Merkezi yerleştirmede puanı yüksek olan adaya öncelik verilecek. Adayların tercihlerine göre ek listede belirtilen okullara merkezi yerleştirme yapılacak. Tercih edilen okullardan herhangi birine asil listeden kayıt hakkı kazanan aday, puan durumuna göre önceki tercihlerinin yedek listesinde bulunabilir. Örneğin; aday 2.tercihini asil listeden kazanmışsa, puanı yeterli olduğu taktirde, 1.tercihinin yedek listesinde yer alabilecek.
Sonuçlar 11 Temmuz’daSınav sonuç belgeleri, İstanbul Ortak Yerleştirme Kurulu tarafından 11 Temmuz 2008’den itibaren öğrencilerin adreslerine posta ile; asil ve yedek listeler ise sınavla öğrenci alan özel okullara elektronik ortamda gönderilecek.


Sınav sonuçları ayrıca http://oges.meb.gov.tr/ internet sayfasından ilan edilecek.Sınav Sonuç Belgesi kaybolan veya herhangi bir sebeple eline geçmeyen adayların velileri, 29 Temmuz 2008 tarihinden itibaren İstanbul Ortak Yerleştirme Kurulu Başkanlığı’ndan sınav sonuç belgesi örneğini alabilecekler.
Yaşı küçük olana öncelikMerkezi yerleştirme sırasında Toplam Ağırlıklı Standart Puanların eşit olması halinde Türkçe Ağırlıklı Standart Puanı yüksek olan adaya; bunun da eşit olması halinde Matematik Ağırlıklı Standart Puanı yüksek olan adaya; bunun da eşit olması halinde Fen Bilgisi Ağırlıklı Standart Puanı yüksek olan adaya; bunun da eşit olması halinde Sosyal Bilgiler Ağırlıklı Standart puanı yüksek olan adaya; bunun da eşit olması halinde tercih edilen okulu daha öncelikli tercih eden adaya; tercih edilen okul sırasının da aynı öncelikli olması halinde yaşı küçük olan adaya yerleştirmede öncelik verilecek.
Yetenekliler için alternatiflerSpora ve güzel sanatlara yeteneği olan öğrenciler için bu alanlarda eğitim veren kurumlar önemli bir alternatif. Spor liselerine ders yılı sonundan itibaren 29 Temmuz’a kadar müracat edilecek. Öğrencilerin yetenek sınavları, spor lisesi müdürlüklerince 18- 20 Ağustos tarihlerinde yapılacak. Sınav sonuçları, kontenjan kadar asıl ve yedek listeler belirlenerek 21 Ağustos’a kadar okulda ilan edilecek. Kesin kayıtlar ise 25- 27 Ağustos tarihleri arasında yapılacak. Açık kontenjan bulunması durumunda, yedek listeden puan sırasına göre açık kontenjan kadar kesin kayıt yaptırmaya hak kazananlar tespit edilecek. Başvuru şartlarıSpor lisesi yetenek sınavına başvuru yapacak öğrencilerin şu şartları taşımaları gerekiyor:- İlköğretimi o yıl bitirmek- 4 - 5 - 6 -7 ve 8’inci sınıflarına ait beden eğitimi dersinin, yıl sonu aritmatik ortalamasının en az 4.00 olması- Öğrenimlerinin bir kısmını yurt dışında yaparak sınavlara başvurunun yapıldığı öğretim yılı başında 8’inci sınıfa kaydolan öğrencilerden beden eğitimi dersinin yalnız 8’inci sınıfa ait yıl sonu notunun en az 4.00 olması.- Beden eğitimi ve spor yapmasına engel hali bulunmadığını belirten, sağlık raporu alınması.Sanata yatkın öğrencilerAnadolu Güzel Sanatlar Liseleri’ne başvurular 29 Temmuz’a kadar devam edecek. Yetenek sınavları, Ankara Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi, İstanbul Avni Akyol Güzel Sanatlar Lisesi ve İzmir Işılay Saygın Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi’nde 7 Ağustos’da, diğer liselerde ise 14 Ağustos’da yapılacak. Sınavlar resim ve müzik alanları için ayrı ayrı olmak üzere kontenjan kadar asıl ve yedek listeler belirlenerek 15 Ağustos’a kadar ilan edilecek. Kesin kayıtlar tüm okullar için 18- 21 Ağustos tarihleri arasında yapılacak. Anadolu Güzel Sanatlar Liseleri’ne başvuru şartları şöyle:- İlköğretim okulunu o yıl bitirmek- Girilecek alanla ilgili dersin 4’den 8’inci sınıfa kadar yıl sonu notlarının aritmetik ortalamasının en az 4 olması.- Öğrenimlerinin bir kısmını yurt dışında yaparak sınavlara başvurunun yapıldığı ders yılı başında 8. sınıfa kaydolan öğrencilerden, gireceği alanla ilgili dersin yalnız 8. sınıfa ait yıl sonu notunun en az 4 olması.- Öğrenimlerini yurtdışında tamamlayarak denkliğini yaptıran öğrencilerin, son 5 yıla ait girecekleri alanla ilgili dersin yıl sonu notlarının aritmetik ortalamasının en az 4 olduğunu belgelendirmesi.
Kaynak: Milliyet
....................................................................


OKS için yazılan öneri yazıları:


4 Haziran 2008 Çarşamba

TüTü 'nün anlamı....

Son zamanlarda,gelen maillerde,rumuz olarak kullandığım TüTü'nün ne anlama geldiği soruluyor...En son yorumlarda "hislerim ve ben" de sorunca anlatma ihtiyacı hissettim...

Yıl 2007...(öykülere böyle başlanır ya.. :-)) )

Canım arkadaşım Ayşem'le çalışmaya başladıktan sonra, güzel değişimler başlayan hayatıma blog dünyası da girmeye başladı..Birçoğu ile tanışmaya başlamıştım bile..Gittikçe daha canlanıyordum..Tüm bu kavramlar arasına bir de yeni bir kimlik katıldı..Tükkan'ın açılışı için bloğunda bir YAZI yazdığında sürpriz bir kimlikle tanıştırdı beni ...

-"TüTü kim?"dediğimde
-"Sensin" dedi ve soru dolu bir bakışla cevap beklediğini anladım..

Beklemediğim bir durumdu...Zaten ,uzun bir süre sonra sürprizlerle karşıma çıkmıştı ve sürekli sürpriz yapıyordu bana....
Önce garip gelmişti,ama hoş bir gariplik...Çünkü "Tülay"ın dışında bir şekilde de hitap edilecekti bana...Bir,iki derken oldukça benimsemeye başladım...Bu kelimede,kişilik ve kendilik var...Beni yansıtan...Biraz da gizem...
Ayrıca dikkat çektiğine göre etkili de...

Yani TüTü'nün isim annesi ailemin bir üyesi haline gelen,canım arkadaşım Ayşem'dir....

2 Haziran 2008 Pazartesi

Sarsıntı--------Fotoğrafın dili-------

1971 yılı,Burdur'da Merkez Ortaokulunda orta 1'e devam ediyorum..Sanırım Mayıs ayındaydık...Ufaktan bir gürültü duyduk...Askeriyenin greyder arabaları ana yoldan çok geçerdi..Ancak bu sefer toplu geçiş yaptıklarını sandık..Çünkü inanılmaz bir uğultu,diyebilirimki neredeyse kulakları sağır edecek kadar dersimizi bölmüştü.Arabaları görmek için hepimiz camlara yığıldık,ancak tozdan birşey göremiyorduk..Birden öğretmenimizin sert sesiyle kendimize geldik.
-"Hepiniz yerinize!"
Uğultu devam ederken,hafif bir titremeyle bina sallandı.Aniden öğretmen,pencerenin altına saklandı..Birden anladım!
-"Depreemmm!" diye bağırdığımı hatırlıyorum...
Erzincan depremini yaşadığımdan olacak,hissettiğim anda anladım...
Herkes kapıya hücum etti.Koridor ,korku ve panik içindeki öğrenci çığlıklarıyla inliyor..Bu görüntü,kurtulamayacakmışsın hissini yaratıyor o anda...(Yalnız bu arada öğretmenimizin davranışı da tartışılır bir konu)O günden hatırladıklarım,merdivenlerden inerken,yukarıdan yağan ayakkabılar ve dış kapıda yüzü toz içinde,yalınayak ağlayarak beni arayan canım annemdir...Bir de sınıfta otururken,duvarın açılıp yan sınıfı görmemizle kapanmasını hatırlıyorum...
Korkunç bir gündü!
Evimize hiç bir şey olmamıştı..Bahçeli mustakil bir evdi...20 gün bahçesine çadır kurup yaşadık...
Babam asker olduğu için kurtarma çalışmalarına katılmıştı...Bazı akşamlar ağlayarak annemle konuştuğunu hatırlıyorum..Kimbilir ne manzaralarla karşılaşmıştı...
Ama bir hafta sonra çıkıp dolaşmaya başladığımızda,binaların çoğunun ayakta olduğunu gördük..Ama bu fotoğraf,bana o günlerde gördüğüm manzaraları hatırlattı....Hatırladığım görüntüler nedense hep gri resimler olarak hatıramda kalmış...Tıpkı bu resimdeki gibi......
İkiz çocukları olan bir öğretmenimin,birini kaybetmesinin oluşturduğu psikolojik etki hala beni sarsacak güçte...
7 katlı bir binanın cadde ile aynı hizaya gelişi,çocuk kafamın alamayacağı zamana denk geldiğini düşşünüyorum,ama hala aklım alamıyor...o binadan çıkan ölü sayısı 15 ...O sene olan Burdur depreminde ,şiddet 5,9,kayıp sayısı 59 idi..Bunu düşünecek olursak,bir binadan çıkan 15 rakamı ne kadar vahim,değil mi?
12 yaşımda yaşadığım bu deprem,çocuk dünyamda bir çok kayıba neden olmuştu..Onlardan biri de tek dersten zayıf aldığım için bir senemin yok olmasına sebep olmuştu..Çünkü depremden sonra okullar kapatılmıştı...
Bir yılım enkaz altında kaldı....

Ah fotoğraf!
Bana neleri hatırlattın!
Beni nerelere götürdün!



31 Mayıs 2008 Cumartesi

Fala inanma ,falsız da kalma!-Kahve -Kelime oyunları



"At bi beşlik,bakayım be falina"

Biraz daha devam etseydim,kesin bu kalıba girerdim...Köşesinden döndüm demeliyim..

Merak ettiğinizi biliyorum ve anlatıyorum...

Bilirsiniz..

Apartmanda arkadaş toplantıları çok güzel olur..

Özellikle kış günlerinde doyum olmaz...

-"Haydi kahve yapıyorum gelin" diyerek çağrılmalar sonucunda,ister istemez fincanlar kapatılır,ama kimse bakamazdı...

Tabii en kahraman Rıdvan ben olduğum için,hemen atladım ve renk olsun diye,

-"hadi ben size birşeyler atayım bari "diyerek,ilk fincanı elime aldığmı hatırlıyorum...

(Kesinlikle bu işin evvelini anlatmalıyım size..Çocukluğumdan beri,özellikle bulutlara bakarak şekillerden hikaye çıkarmayı seven biriydim,sürekli değişen bulutlar,değişen hikayeleri doğururdu.Biten sulu yemeklerin tabakta bıraktığı şekiller bir konuydu benim için..Çay dökülür,şekillerden konu çıkar,sulu boya yaptığımda boyarken bile çıkan şekiller hayal gücümü harekete geçirirdi.)

Bu yüzden bir kahve fincanına bakmak ne kadar zor olurdu ki benim için...

Başladım döktürmeye...

Tabii, bir toplulukta bunlar bir sohbettir benim için ,bir renktir sohbetlerde...Çoğunlukla kahkahaların yükseldiği bu kahve fallarında,farkında olmadan kısır bir döngüye girmiş oldum..Belli ki anlatımlarım keyif veriyordu...Anlatmak bana da iyi geliyordu..Ve hepimiz keyif alıyorduk...

Gittikçe alışkanlık yapmaya başladı bu durum...

Arkadaşlarımdan bazıları,işin dozunu artırıp,ne zaman evlerine misafir gelse beni çağırmaya başladı...Yavaş yavaş bu durum beni rahatsız etse de hiç birini kıramayacağım için,gidiyordum..Bir kaç ortamdan sonra,anladım ki insanlar anlattıklarım konusunda bana inanmaya başladılar....Halbuki şekillere isim vererek konu yaratıyordum..

Özellikle ikisini anlatıyorum....

1-Fincanda,yatan bir ihtiyar şekli gördüm ve ağaçların bol olduğu bir tepe gibi bir yer mizanseni var..

"Yakınlarından ,yaşlı hasta biri var sanırım.Öleceğini bilen biri..Çok güzel ve tepe bir yerde gömülecek."dedim ve ben unuttum...

İki hafta sonra ,kadının babası aniden hastalanıyor,kanser olduğu için öleceğini söylemiş,vasiyetinde bilmem neredeki tepeye gömülmek istemiş..

Alın size,çıkmış bir fal.!

2-Yine bir arkadaş misafirleri için beni çağırdı..Tam 6 kişi...

"Yok daha neler"dedim ama baktım...

Seri halde bakıp kalkayım dedim...Bir tanesinde,başında hare olan bir genç çocuk gördüm.Aynen anlatıyorum:

"Bir çocuk var,intiharı düşünen ve sürekli etrafınına üzüntü veren..Şimdi de hasta yatan bir arkadaşı için çok üzülüyor ve bir pencere görüyorum.Takibe alınması gerek,camdan atlayabilir..Bu bir erkek ve kız arkadaşı için gözyaşı döküyor "dedim ve başımı kaldırdığımda kadının ağladığını gördüm..ve diğerlerinin ağzının açık olduğunu gördüm ve çok üzüldüm..Ne olduğunu sorduğumda,kadının oğlu sürekli intihar etmeye kalkışırmış,sürekli psikologlara taşınıyorlarmış meğerse..Ve kız arkadaşı lösemi olmuş ve hastanede yatıyormuş..

Nasıl üzüldüm anlatamam..Yaaa bu bir fal ,ben atıyorum dedim ama bu insanı çok üzmüş oldum...

Bir ay sonra arkadaşım telefon açtı,kadının bana teşekkür ettiğini söyledi..Nedenini sorunca,oğlunu pencereden atlarken yakaldığını ,eğer ben uyarmasaymışım takibe alamayacağını ve oğlunun şimdiye ölmüş olacağını söyleyince.."tamam!"dedim.."olay burada biter'"...

Bu iki olayı özellikle anlattım..Artık bu keyfin tadı kaçtığı için bırakma sebebimin bu iki olay olduğunu bilmenizi istedim...

Halbuki,ne kadar güzel şeyler anlatıyordum..Kısmetler diyordum,tipleri tarif ediyordum,düğünler dernekler,numaralara göre bilet almalarını,sınavlarda ne kadar başarılı olduklarını,kapris yaptıklarını,eşlerinden özür dileyerek mutlu olmalarını,üç vakte kadar,beş vakte kadar ,toplu para,kısmet ,uzun boy,kısa boy,diyerek keyif almalarını sağladığımı sanırken,bende kendimi kaptırmış gidiyordum..Bu işin bağımlılık yaptığını ve insanların beni gereğinden fazla ciddiye aldıkları görünce tedirgin olmaya başladım...

Hatta bir arkadaşım bunu para karşılığında yapmamı söyleyince işin dozunun kaçtığını anladım..

Benden beklentileri çok üst düzeye çıkmaya başlayınca bende alarmlar çalmaya başladı..

Ve fal olayını sonsuza kadar kapattım...

Kahve hiç içmem,ama kokusunu o kadar severim ki,Eminönü'ne gittiğimde kahveci Mehmet Efendi'nin olduğu sokakta biraz dolanırım o kokuyu içime çekmek için...Bu çok farklı bir hazdır benim için...

Ama,

Sonuçta,sahip olduğum bu özellik,arkadaşlarımın ruhsal durumu üzerinde kötü etkiler yarattığını anladım.Reaksiyonumda haklı olduğumu düşünüyorum....

Hiçbir temele dayanmayan bu görüşlere inanmaya devam edeceğiz galiba...

Çünkü geleceği merak etmek çok doğal bir özellik,değil mi?

Fala inanmayın ama falsız da kalmayın!