12 Mart 2012 Pazartesi

Alıntı bir paylaşım

PEK ÇOK RESTORANT FİKRİNİZİ SORMADAN, DAMLA SUYU GETİRİP HEMEN AÇIYORLAR...

n gece eve dönerken su almak üzere markete uğradım, görevliye şöyle

sordum:

1,5 lt. su var mı? Ama Turkuaz/Damla dışında lütfen

Turkuaz çıktığından beri bu şekilde su alıyordum artik.

Para verip kötü su içmeye hiç niyetim yok! Marketteki adamın dediklerini

aynen

aktarıyorum:

- Abi, ben o sudan satmıyorum. İnan ki gelen müşterilerden onda dokuzu

senin söylediğin şeyi söylüyor.

Peki, neden halen satıyorlar?' diye sordum.

- Abi, Turkuaz/Damla suyu, marketlere bedava veriliyor, satarsan kara

geçiyorsun, satmazsan öylece duruyor. Ama ben satmıyorum, çünkü alan

yok.

Ayrıca CocaCola satanın Turkuaz/Damla da satma zorunluluğu var, hatta
Başka su sattırmamaya çalışıyorlar.

Uzun söze gerek yok; hiç kimse almazsa, hiç kimseye satamazlar.. .

Lütfen okuyun, okutun! Bir şeye dikkatinizi çekmek istiyorum.

Türkiye'de bazı şişeli içme suları doğal kaynak suyu değil.

Doğal kaynak sularında devlete para ödemeniz gerekiyor, artı

bu tesislerin yatırım maliyeti çok yüksek.


Dolayısıyla CocaCola ne yaptı,

kaynak suyu araştırmalarının maliyetlerini çok yüksek bulduğu için

Bursa/Kestel ovasındaki CocaCola fabrikasında derin kuyu pompalarıyla

ovanın suyunu çekerek bunu da termostan geçirip filtre ederek hem

CocaCola meşrubatını hem de Türkuaz/Damla' yı şişelemeye başladı.

Türkuaz/Damla' nın etiketinin üst ve altındaki Kahverengi şeritlere dikkat

edin:

Sofra İçeceği' yazar. Devlet, CocaCola'nin uyanıklığını kanuna uydurmak

ve uyanıklığa yapılacak itirazları bertaraf etmek için böyle bir kural çıkardı!


Binlerce dönümlük tarım arazisinin bulunduğu

ve CocaCola hariç

hiçbir İsletmeye 'derin kuyu pompası' çakma izni verilmeyen Kestel

ovasında,

yeraltından

çekilen su, filtre edilip daha sonra içine bazı mineraller katıldıktan

sonra

Türkiye'nin en ücra kasabalarına bile satılıyor ve lıkır lıkır içiliyor.

Bazı yazlık kasaba ve köylerde neredeyse Turkuaz/Damla harici içme suyu

bulamazsınız çünkü

dağıtım ağı çok güçlü. Bayilere baskı bile olduğu yolunda duyumlar aldım.

Turkuaz/Damla içmeye Devam edecekseniz, unutmayın, yapay bir su

içiyorsunuz.

Duyarlı bir vatandaş olarak konuya dikkatinizi çekerim.


Her tarafı doğal kaynak sularıyla dolu memlekette, millete kuyu suyunu

zorla ve de üstüne para alarak içiriyorlar.

İçmeyin arkadaşlar!

Gönderenin Notu:

Kola'nın Ülkesi'nin 1960 lı yıllarda,

Özellikle ilkokul Öğrencilerine Ücretsiz süt tozu, balık yağı ve peynir yardımı

yaptığını,

bu tarihlerden sonra Anadolu tarihinde ilk kez çocuk felci vakalarının

görüldüğünü

ve de sonraları Çocuk felci aşısının 'rutin aşılar' arasına sokulduğunu,


bu aşıların bizlere büyük paralarla satıldığını HATIRLAYIN VE UNUTMAYIN..


Küba gibi bir ülkenin 'İnsan sağlığıyla ticaret olmaz' diyerek,


(ABD de bile patent aldığı) kanser aşısını,


yoksul ülkelere ilacı,

isteyen Ülkelere de patentini Ücretsiz verdiği,


buna karşın tüm AB / ABD / İSRAİL'in yapay hastalıklarla hazinemizi ve

sağlığımızı emdiklerini


BİLİN VE UNUTMAYIN..

Ücretsiz' adını bile söylemeyen bu malum firmalar,

'Ücretsiz su veriyorlarsa'

bunun nedenini DÜŞÜNÜN VE BULUN!!


Yazan ---Y.Doç. Dr. Cemalettin CAMCI

11 Mart 2012 Pazar

Bunu istiyorum!

Düşünsenize,bir misafiriniz geliyor ve siz"kediden korkar mısın?" diye sorduğunuzda ,doğal olarak çoğunlukla"hayır" cevabı alırsınız.
Merak ediyorum,böyle bir kedi içeri girince ne hissederler acaba?Korkup kanepenin arkasına mı kaçarlar,yoksa benim yapabileceğim gibi üstüne atlayıp mıncıklarlar mı?

Bir kedi bu cüsseye nasıl ulaşır acaba?

Kapıya "dikkat köpek var"tabelası değişir bu kediyle.

"Dikkat kedi var!" tabelalarını hazırlamalı artık.

9 Mart 2012 Cuma

Ayakta uyumak!

Üç günde toplam üç saat uyumuşum,yaptığım aksesuarı teslim etmek için otobüse bindiğimde,uyuyabileceğim rahat bir yer arıyorum.Özellikle tek kişilik koltukları tercih ediyorum.Beykoz'dan otobüse bindiğimde bu olanağım oluyor,çünkü ilk durak.Çok rahat bir şekilde,eğer yol açıksa 45 dakikalık bir dinlenmeyle birlikte şekerleme gibi tatlı bir uyku çekiyorum

Ama Mecidiyeköy''den Beykoz'a gelirken bu olanağı bulmak zor.Yani oturacak yer bulma lüksü...
Eğer hava müsaitse,bir sonraki otobüste oturacak bir yer bulmak için yeni sıraya girmek en iyi yöntem.Ama soğuk havada dışarıda ayakta durarak donmaktansa,otobüste ayakta gitmek daha iyi diyerek bindiğimde ise,malum İstanbul trafiğinde köprüye ulaşmak bile iki saatinizi alabiliyor ne yazık ki...
Ayakta uyumayı öğrendim ben!
Otobüste uyunan 5 dakikalık bir uyku bile bazen tüm gece uykularına bedeldir.İki elimi ,dengemi sağlayacak şekilde çapraz tutunma şekliyle garantiye aldıktan sonra,gözlerim uykusuzluğun ve yorgunluğun etkisiyle kendiliğinden kapanıyor zaten.Ama bu uyku tilki uykusu gibi,her şeyi duyabiliyor ve hissedebiliyorsunuz.Hele cam kenarında demirlerin L yaptığı noktasında durabiliyorsam,değmeyin keyfime....
Atkımı beremin içine koyup yastık gibi camla başımın arsına koydum mu,derin bir uykuya dalabiliyorum.Bazen neredeyse 3 saat bulan yolculuğum sırasında,sabaha kadar uyanık kalmamı sağlayan sağlam bir uyku çekebiliyorum.Arada fren olduğunda rahatım bozulsa da keyifli bir uyku zamanım oluyor anlayacağınız gibi...Eğer horluyorsam da yapabileceğim bir şey yok!
Her zaman uyku uyuyamıyorum,ama gözlerimi kapatıp,hem gözlerimi dinlendiriyorum hem de bin bir fikirle başbaşa kalıyorum.Günlerimin planını yapabiliyorum.Durağı kaçırmak gibi bir kaygım da yok.İlk ve son durak benim güzergahım.
Japonlar yapmışlar yapacaklarını yine...Türkiye'ye getirseler ilk ben alabilirim bunu...

Ama bu videodaki gibi uyumak çok fena!


Ama bu video ise komik...

18 Şubat 2012 Cumartesi

O bir başarı ikonu....

"Bütün seslerin en güzeli övgüdür" KSENOPHON


Bir yolculuk bu....
Başarılı bir yolculuk...
Bence bir başarı öyküsü bu....
Az kullanılan bir yolu seçti ,yaşayarak ,deneyim sahibi oldu. Evliya Çelebi gibi....
İleriyi görerek,planlı çalıştı ve akıllı insanlarla çalıştı...
Çünkü okudu!
Ben onu tanıdığımda elinde kitap vardı,abisinden sürekli kitap isterdi.Onları ziyarete gittiğimde,gelip" hoşgeldin" der,hal hatır sorduktan sonra,gündemdeki konulardan konuşurduk.En fazla yarım saat kalırdı yanımızda,odasına çekilir,ya ders çalışırdı,ya da kitap okurdu.
Başarı kokusunu oğluma ektiğini farketmeden hem de....


Anne ve babası emekçi bir aile...Bir Polis ve bir asker...
Varlarını yoklarını iki çocuklarının geleceklerine yatırdılar....
Parlak bir gelecek planı yapan çocuklarına güvendiler....
Çünkü en büyük servetimiz çocuklarımız....
Her şeye,taptaze bir başlangıç için,dünyaya açılmanın şart olduğunu düşünmüşümdür hep.

Farklı düşünmek cesaret ister,hayallerini hayata geçirmek ise yetenek...

Üniversite hayatlarında, sıradan bir mezuniyet zihniyetiyle okumadı iki kardeş,Erasmus olayı ile kendi geleceklerine adım attılar.Mezun olan ağabey,dünyayı dolaşarak geliştirdiği işinde,sadece kendini düşünmedi.Anne ve babasına vefasını gösterdi.Ama kızkardeşine verdiği destek örnektir.İrem'in cesaretine sınırsız özgürlük sağladı.
İki kardeş,iki çocuğum için de çok önemli yer tutar hayatlarında.Özellikle oğlumun,başarılı okul hayatının öğrenme dürtüsünün sebepleridir ikisi de.Cihan abisinin anlatılarıyla,başarının bir yolculuk olduğunu öğrendi.Bir de Galatasaraylı olmasını pekiştiren unsurlarıyla.....



Üniversite okuyan öğrenciler dikkatle okusun beni.Okul başladığı andan itibaren,iş hayatı konusunda araştırma yapmalısınız.İş hayatı engin bir denizdir,sadece branşınız konusunda değil,kendinize A'dan Z'ye planlar yapın.Seçenekleriniz çok olursa,bilgileriniz eşliğinde kapılar size açılacaktır.Sosyal hayatınız eğlenceli olmalı elbette,ama geleceğinizi kurmanıza yardımcı olacak kişilerle görüşmeyi alışkanlık yapmalısınız.Sezgileriniz zaten cesaretinizden destek alarak,yapmak istediğiniz her şeyde size yol gösterecektir. Sıradanlıktan kaçmalısınız.
Öğrenmek,öğrenmek,öğrenmek!
Okumak,okumak,okumak!
Araştırmak,araştırmak,araştırmak!

İrem,Kocaeli üniversitesinde okurken,Erasmus olanağından faydalanarak,Dünyaya açıldı.Aslında,daha lisede okurken folklor ekibiyle dünyaya açılarak başarıya giden hayatında ilk sayfayı çevirmiş oldu.Daha sonra Amerika macerası başladı.Üniversite hayatı bittiğinde hem çalışıp hem de Southern States University de yüksek lisansını tamamladı.

Yolu Eksi10 ile buluştuğunda ise,yolun daha yeni başladığını anlatmış oldu....




Tüm yoğunluğuna rağmen,bir tanecik kızımın düğününe geldiği için çok mutlu oldum.

Bazı kavramlar vardır,canlandırıcı nefes etkisi yaratır,azim yükler.Ve kendi yaşam yasanızı oluşturur...
İrem bir başarı öyküsüdür.
Gençliğini,içindeki bilgeliği kullanarak aklına açtı.Ve hayatla bir bütün oldu.
O,şimdi Yurt dışından yapılan bir programın,çok başarılı bir sunucusu...
Amaaaa.....
Ailesinin kendisine yaptıklarını onlara sunuyor aslında...


"Dünyada bir çok kabiliyetli kişiler, küçük bir cesaret sahibi olmadıkları için kaybolurlar." Sydney Smıth
.................................................................................

Irem Akdere

10 Şubat 2012 Cuma

10.02.2012 Cuma saat:11.00 itibariyle evimin önü...

Sürekli yağan kar,tipinin sebep olduğu şekillerle karşımızda...Sanki kuş yuvası gibi..
Eminim ki,kar kalkar kalkmaz,erik ağacım mısır patlağı gibi çiçek açacak.İnanılmaz büyüklükte tomurcuk dolu....
İçeride bile üşüyen" Poşet hanım" (daha gözleri açılmamış halde poşet içerisinde çöpe atılmış halde bulup bana getirmişlerdi)kaloriferin üstüne uzanmış...
Sürekli temizlediğim giriş balkonumda itinayla yürüyen kedilerden biri,ayağıma sürünerek yemek istiyor...Az sonra...
Sürekli yağıyor...
Vişne ağacımın görünen dallarındaki tomurcuklanmayı seçmek zor ama tüm ağaçlarım tomurcuk dolu....
İçerideki ve dışarıdaki ....Merak ve oyun...
Bütün gece yağan kar bütün gece böyle izlendi....
Armut ağacım,her an çiçek açacak kadar kocaman tomurlarla dolu....
20 cm.karın göründüğü en net yer çatı....

1 Şubat 2012 Çarşamba

B.M.

Bir çok deyim,onunla anlam kazanmadı mı?Her şarkısında gizli mesajlar saklı,Büyüklere,küçüklere neşeyle şarkı söylerken düşünmelerini sağlamıyor mu?Sağlık için nane limon kabuğu,çocuklara sebzeleri sevdirmesi,domates biber patlıcan,hayvanlara olan sevgisi,arkadaşım eşek gibi gibi...
Bakın şarkı başlıklarına....
+Dön Desem Döner Misin +Anlıyorsun Değil mi +Süper Babaanne
+Gülpembe +Çıt Çıt Çedene +Domates Biber Patlıcan
+Kağızman +Fil ile Kurbağa +Geçti Dost Kervanı
+Katip Arzuhalim +Lahburger +Bahçede Hanımeli
+Rüya +Ağlama Değmez Hayat +Dere Boyu Kavaklar
+Benden Öte Benden Ziyade +Kol Düğmeleri +Burası Muştur
+Uzun İnce Bir Yoldayım +Zehra +Ben Bilirim
+Yine Bir Gülnihal +En Büyük Mehmet Bizim Mehmet +Yeni Bir Gün Doğdu Merhaba
+Gönül Ferman Dinlemiyor +Ayı +Kazma
+Günaydın Çocuklar +Ah Tut-i Mucize Guyem +Sarı Çizmeli Mehmet Ağa
+Cacık +Al Beni +Nenni Bebek
+Ayrılık +Düriye +Mahkum
+Müsadenizle Çocuklar +Eski Bir Fincan +Dağlar Dağlar
+Alla Beni Pulla Beni +Hatırlasana +Affet Beni
+Dört Kapı +Ham Meyvayı Kopardılar Dalından +Nane Limon Kabuğu
+Abbas Yolcu +Allahım Güç Ver Bana +Hemşerim Memleket Nere
+Kalpler Beraber +Gül Bebeğim +Gülme Ha Gülme
+Olmaya Devlet Cihanda +Gel +Bugün Bayram
+Gibi Gibi +Aynalı Kemer +Can Bedenden Çıkmayınca
+Bir Bahar Akşamı +Sahilde +Gamzedeyim
+Bir Selam Sana +Arkadaşım Eşek +Gönül Dağı
+Lambaya Püf De +Sözüm Meclisten Dışarı +Osman
+Adem Oğlu Kızgın Fırın Havva Kızı Mercimek +Kara Sevda +Tuti-i Mucize Guyem
+Güle Güle Oğlum +Nerede +Yolla Yarim Tez Yolla
+Ahmet Beyin Ceketi +Delikanlı Gibi +Ne Ola Yar Ola
+Ölüm Allahın Emri +Bal Sultan +Yol
+Ne Köy Olur Benden Ne De Kasaba +Unutamıyorum +Sakız Hanım - Mahur Bey
+Ce Sera La Temps +Halhal +Anahtar
+Dönence +Ömrümün Sonbaharında +Bal Böceği
+Elveda Ölüm +Dıral Dedenin Düdüğü +Dut Ağacı
+Sarıl Bana +Hayır +Beyhude Geçti Yıllar
+Acıh Da Bağa Vir +Yine Yol Göründü +Unutamadım
+İşte Hendek İşte Deve +Gesi Bağları +Halil İbrahim Sofrası
+Küheylan +S.O.S. Aman Hocam +Söyle Zalim Sultan

Çocuklarla iletişimi müthişti.Hiç bir gezi programı zevk vermiyor.Belgeseli sunarken benzetmelerindeki içerik,coğrafyayı ve hayvanları kalıcı bir biçimde kafamıza kazıyordu sanki.Tüm öğelerin etkinliklerini anlatırken,pür dikkat dinlemeyen var mıydı acaba?

Özlemeyen var mı acaba?
B.M (Birleşmiş Milletler anlamına da gelmiyor mu?)

Patileri korumaya aldım.....

Sesimi duyar duymaz çıkıyorlar yerlerinden.O yüzden yatarken çekemedim fotoğraflarını.Adeta desen çalışması yapılmış gibi....
Evdeki nevresimleri yattıkları yerlere serdim ve bir battaniyeyi keserek sıcak oluşturmaya çalıştırdım.iki kat naylonu da bağlayınca tipi nedeniyle kar gelmesini engellemeye çalıştım.Hem rüzgardan hem de kardan korunuyorlar,ama üşümelerine engel olamayacağımı biliyorum.
Alt katında bir dolap daha koruyucu,ama onların cama yakın olup ufak bir aralıktan beni seyrediyor olmalarına henüz anlam vermiş değilim.
Yemeklerini sıcak suyla hazırlıyorum,çünkü beş dakikada donuyor ve yiyemiyorlar.Hatta bazen antibiyotik eritip koyuyorum yiyeceklerine...Çoğu hapşırıyor ve öksürüyorlar...
Şu an biraz daha iyiler.Sularının içine biraz zeytinyağı damlattım ama donmasına engel olamıyorum.
Veeee nur topu gibi bir buzulum oldu! Fotoğrafını çektikten sonra kırdık...