11 Ekim 2010 Pazartesi

Kardeş olmak,olabilmek....

Ben hem ablayım,hem kardeş....

Ortancayım yani...

Hımmmm...

Galiba mavi ortancayım ben...



Bakın...
Ortancalar kolay yetişmezmiş...

1-Bahçeniz yarı gölgeli mi, yol boyu devam eden ve önüne bitki dikilebilecek tipsiz bir duvarınız mı var, kışın ev içinde çiçeklerle aranjman yapıp mutlu olur muydunuz? Sorular bol… Cevap genelde evet ise, ortanca sizin bitkiniz. Almaya hak kazandınız.

Büyük kardeş, zaten koruyucu olması gerektiği için,ben onun arkasında oluyorum,gölgesinde...Ufaklık 6 yaş küçük olunca evin içinde ve dışında cıvıl cıvıl,peşinde koştururdum küçükken,aman bir şey olmasın diye...Ya da benim pabucumu dama attığı için,bir yerlerde çimdirmek için de olabilir,eski zamandı o zamanlar öyle şeylerde hatırlıyorum anılarımda...Çocukluk işte.... Ama ne olursa olsun varlığım faydalıdır çocukluğumdan beri....Ailem beni hakediyor yani (!)...


2-Önemle tekrar vurgulayalım, ortanca yarı gölge hatta gölge bitkisidir. Kabak gibi güneşe konmaz!

Asla ön planda olmayı sevmem,işin mutfağında olmak her zaman tercihimdir.Hemen herşeyede öne atılmam...

3-Yerliler mükemmel bakımlı olmadığından ithallere göre biraz cılız durabilirler ama sakın ortancanın şaşırtmasına kanmayın. Kocaman çiçek bir sene sonra küçücük pembe; aldığınız mor; mavi, pembe ya da beyaz olabilir. “Ama nasıl olur ben aldım, ben diktim. Rengi nasıl değişir” diye bunalımlara girmeyin. Ortanca topraktaki “ph” değerine yani asit oranına göre sonradan renklenir.

Hiç beklenmedik yerde ,kimsenin tahmin edemeyeceği zamanlarda sürpriz yaptığım çok olmuştur.Bir hafta içinde boşanmış olmam gibi...Ailem şok olmuştu."Nasıl yaparsın,şimdi ne yapacaksın,nasıl yaşayacaksın "gibi,vır vır,vır,zır,zır zır.... Televizyondaki bir yarışmaya katılıp kazandıktan sonra herkese söylemem gibi(sağdaki linklerimde var,şans kapıyı çalınca yarışması)...Ablamı da bu yarışmaya girmesi için teşvik etmem gibi...Tek düze yaşayamıyorum sanki....Biraz asitli topraklarda dolaşıyorum galiba...*-*


4-Toprak ne kadar kireçliyse pembe beyaz; bunun tam zıttı, ne kadar asitliyse yani simsiyah besince zenginse, o kadar mavi mor olur. Aslında maviyi demir sülfat, paslı demir suları ya da renklendirici çivit ilaveleriyle de yapabilirsiniz, size kalmış.
Her ne kadar mütevazı yaşamayı sevsem de ,değişiklikleri sevdiğimden olacak sürekli farklı olayların içinde buluyorum kendimi...Sıradan olsam da,hep macera gibi olayların içinde bulabiliyorum kendimi....Mavi neden benim rengim daha iyi anlıyorum şimdi,İlla ki,asitli sularla besleniyorum....

5-Ortancaların çoğumuzun bilmediği sarmaşığı hem çok arsız hem de güzel çiçek açan bir türdür. Tüm yaz beyaz açar. Yaprakları sonbaharda, altın sarısı olup dökülür. Bu da yarı gölge bitkisidir, fazla budanmayı sevmez.

İlkbahar ve yazı çok seviyorum,sonsuz bir enerji içinde oluyorum bu mevsimde...Bütün yaz bahçemle uğraşıp,yeni işlerin peşinde koşturmaktan zevk alıyorum...Şu aylarda ise eve kapanıyorum,aşırı soğuğu sevmiyorum çünkü hızımı kesiyor...
Bir de,hayatıma yapılan müdahaleleri sevmiyorum.Kimse benim hayatıma karışmamalı,hemen kaçıyorum o insanlardan...

6-Evet, budama denince en önemli bölüme geldik. Türkiye’de herkes ortanca budama üstadı olmuş. Makası eline geçiren maçta tezahürat yaparkenki heyecanla canım ortancaları haşat ediyor. Öncelikle ortanca ilkbaharda, yeni sürgünler ortaya çıkınca budanır. Sonbaharda yapılan budama, kışın bitkinin donmasına sebep olabilir. Hem geçmiş romantik çiçeklerin yaprağı dökülmüş çalılarda durmasının kime ne zararı var ki? Güllerdeki gibi bir muntazamlıksaplantısı… Bırakın dağınık kalsın, ellemeyin…
Bu sözler aynen beni anlatıyor,ne diyebilirim ki....Hayatıma müdahale edilmesine asla müsade etmiyorum.
Ben yanlış insan değilim,doğru bir insanım,gerek yok ki!

7-Yazın çiçekler açtı, çok beğendiniz; kesip saklamak istiyorsanız 40-50 cm’lik dalları kesip, öbek halinde bağlayıp, baş aşağı kurumaya bırakın. Hiç bozulmadan iki sene durabilirler. Hatta tek tük renk bile kalabilir.
Ortanca, toprakta asit seviyor demiştim. Dikimde hazırlayacağınız özel karışıma bayılacaktır. Elenmiş toprak, kum, yaprak çürükleri, öğütülmüş kabuk ve gazete kâğıdı parçalarını, yanmış büyükbaş hayvan (at, inek, varsa deve!..) gübresini harmanlayıp ortancayı dikin; mor-mavi açsın. Toprağınız asitliyse pembeleştirmek için ya kireç serpin ya da güvercin, tavuk gübresi dökün.Çok koyu pembe-kırmızı tonlar için bir kova suya biraz sirke ilave edin…Bakalım sonuç istediğiniz gibi olmuşmu?.

Baharda ve yazın hayata geçirdiğim projelerim,herkesin aklındadır,hiç unutulmaz.Sürprizlerim meşhurdur....En son,kızımın kına gecesinde ringa ringa ring müziği eşliğinde damadın yüz maskesiyle kızıma ve davetlilere farklı bir gece yaşatmış olmam gibi(gerçi aynı sürprizi kızımın arkadaşları da düşünmüş ve yapmışlardı aynı gece ama,olsun onemli olan düşünmek değil mi?)

Kendi düşüncelerimi hayata geçirmek gibi çılgın bir huyum vardır.Gecenin bir vakti aklıma gelen bir düşünceyi hemen programlayıp,harekete geçmekte asla gecikmeyen aktifliğim çok can sıktığı zamanlar olsa da,delidir yapar misali sesi çıkmıyor kimsenin...Ama en çok desteği de kardeşim ve ablamdan alırım...Bilirler ki bir şekilde iyi olacaktır...
8-Gölge kadar önemli bir konu da ortancaların rutubeti sevmesi; susuz kalamazlar. Zaten kalırlarsa hemen yaprağı, çiçeği boynunu büker, kendini belli eder. Hemen sulayın. Üretimi yaz sonunda çeliklemeyle çok basit. Aldığınız dalı, yapraklarını temizleyip toprağa saplayın, gelişecektir. Ama daha garantili bir sonuç için köklendirme tozu deneyin.

Ağlama krizlerim genelde geceleri olur,vanalarım bir bozuldu mu,ortalığı sel götürür...Çok su içiyorum galiba,çünkü ağladım mı güzel ağlarım ve genelde tuvalete çok giderim.Dedikleri doğru,rutubet içindeyim yani....Susuzluğa dayanamam,sanırım günde 3 lt su içiyorum,sucunun bile dikkatini çekiyor"sizin kadar sık suyu kimse almıyor "diyor.Ayda 7 damacana suyu kim alıyor dersiniz?
Sıkıntılı ve zor zamanlarımda,ablam ve kardeşim hep yanımdadır,hani diyor ya uzman"köklendirme tozu deneyin" diye....onlar aynı kökten olduğu için hep yanımdalar...


Kardeşler arasında ömür boyu sürecek gerçek sevgi ,asla tüketilemez...

10 Ekim 2010 Pazar

Bu bir maceraysa,ciddi bir macera yaşadım demektir...

Bir çok kişi,doğru iş yapmayı bilmiyor.



Genelde aldığım işleri sıfır hata ile vermeye gayret gösteririm.Ama son aldığım iş oldukça uğraştırdı beni....

Baştan anlatıyorum;

Ara ara işlerini yaptığım bir firma,haftalar öncesinde işi bana gösterip yapıp yapmayacağımı sordu.Şöyle bir baktım,"kolay "dedi firma sahibi."En kolay görünen işler en zorudur"derim her zaman...Yine tekrarladım."Siz yaparsınız"diyerek o zamandan ürünün bana geleceğini kesinleştirdi adeta...

Yaklaşık üç hafta sonra,aniden işi gönderdiler bana...

Oturdum inceledim,inceledikçe inanılmaz zor olduğunu gördüm.Bir kere zincirlerin yerini belirleyen bir şablon hazırlanması gerekiyor.Marka bir firmaya ait olduğu için de iplerin gözükmemesi için,aynı yünden ikinci bir astar kat yapılmış.Dikişler bunun altında kalsın diye...

Kazakların altı boş bırakılmış ki,oradan girip dikilebilsin diye...

Hemen kızkardeşim ve arkadaşının görev aldığı okulların velilerinden bir çoğunu ve bana iş yapan hanımları acilen eve çağırdım.Okulların açıldığı ilk gün,kimse işi almak istemedi.Hem işin zorluğu,hem de kitap ve defterlerin kaplanması konusu hepsini geri çekti...

Verilen süre iki gün!

Çıldırdım!

271 adet ürün,nasıl biter?

Hemen firma sahibini aradım,ve başka biri varsa ona vermesini söyledim...Eminim adamın sesini siz bile duymuşsunuzdur! "Bu saatten sonra ,kimseye veremem""Siz bunu yapmak zorundasınız!"diyor,başka bir şey demiyor.Ben itiraz edip durumu izah ediyorum,ama mümkün değil...

İhale bana kaldı anlayacağınız...

Düşüne düşüne çıldırıyorum...

Kızkardeşim benim bir arkadaşımı hatırlattı bana...

Hemen aradım,fotoğrafını çekip kendisine gönderdim."GETİR" der demez,kardeşimin arabasıyla hemen ona götürdük.

Size yol güzargahını anlatıyorum;

Mal Çağlayan'dan Beykoz'a bana geliyor.Kardeşimle Şişli'ye götürüyoruz,oradan da Gazi mahallesine gidiyor.Çünkü arkadaşımın grupları orada....

Cumartesi günü soruyorum kaç tane yapıldığını,rakam veremiyorlar.Çünkü kimse çabuk yapamıyor....Mal güzel yapılıyor ama süre kısıtlı...Neyse ki zincirleri az alan mal sahibi,geri kalan zincirleri ertesi günü getirdiği için ,iki gün daha kazanmış olduk....Ama ,grup başı,7 kişiye dağıtabildiği işlerin yetişmeyeceğini söyleyince beni düşünün artık.Ama arkadaşım,yedek bir grubu devreye soktu ve malı ikiye bölüp,bir kısmını yakın bir semtte iş yapan diğer gruba yönlendirdi..."Bitiririz" dediler...Ama bende tam üç gündür uyku yok zaten,sabahın köründe arıyorum 100 tane bile bitmemiş....Deli danalar gibi evde dört dönüyorum....

Hayatımda böyle son dakikaları stresli olan işlerin yetişmesini çok yaşadım,ama ürün benim elimdeydi ve yapılışını izleyebiliyordum.Böyle uzaktaki bir malı takip etmek,ilk kez başıma geliyordu....Herşeyden önce,pahalı ve kaliteli bir ürün,kirlenmemeli,sigara kokmamalı ve zarar görmemeli...

Çalınabilir,yanabilir gibi gibi...

Herşey yolunda dediler,ve bitiyor deyince hemen gittim.70 tane eksik dediler Allahım,çıldırıyorum! Nasıl olur diyorum.Daha yeni dağıtmışlar,iki saat sonra toplayacağız dediler....Adam telefonda bağırıyor....

Sonunda,kendi endişelerimle birlikte gelişmeleri tek tek anlattım iş sahibine"lütfen kızmayın ve sakin olun,yapılması gereken herşeyi ben yapıyorum,bundan sonrasını zorlamak hatalı malın gelmesine sebep olur "dedim.Bir süre sonra sakinleşti.

Getirdiğim ürünleri atölye sahibine teslim ettim."Abla bu işi nasıl aldın ve nasıl bu kadar kısa sürede bitirdin "dedi,

Şaşkınlıkla"Nasıl yani?"dedim

"Biz almadık bunu,çok zor bir iş ya" deyince,kendimi en aptal konumda hissettim.

Hele ürünün 15 gündür depoda beklediğini duyunca,kaynama noktasına gelen beynimi sakinleştirmek biraz zaman aldı.Eğer ,o hızla firma sahibinin yanına gitseydim,ciddi problem çıkacaktı...Kavgayı seven bir insan değilim,ama kavga etmektende kaçmam...

Hele tamamını teslim edeyim de ondan sonra konuşayım dedim.

Hemen geri dönüp kalanları alıp gelirken,firma sahibi"Tülay hanım gelip bir görün,nasıl yapılmış,berbat "demez mi?

Beni düşünün artık!

Haklıydı!

Hiç kalıba uyulmamış!

Gelişigüzel uzunlukta zincirlerle tutturulmuş.Toplam 24 adet olan zincir sayısı,8 il 30 arasında değişerek dikilmiş....Arkadaşım geldi,yapılacak bir şey yok.Tekrar geri götürüp ikinci bir riski göze alamadım ... Her zaman feveran halinde olan firma sahib,arakadaşım yanımda olduğu halde"Tülay hanım,sizinle çalışmaktan çok memnunuz,hatta geçenlerde kulaklarınızı tatlı tatlı çınlattık.Tülay hanım bu malı alırsa ne yapar eder bize yetiştirir dedik.o yüzden bu malı size verdik.Ama zamanında teslim etmediğiniz gibi hatalı gelen bu mal,yarına kadar yetişmez ise ben nasıl zarar ediyorsam siz de bundan etkileneceksiniz"dedi....
Tehdit kokusu burnunuza geldi değil mi?

Söylemem gereken"eğer siz bu malı zamanında bana gönderip,süreyi uzun tutsaydınız,hem zamanında organize olurdum,hem de sakin sakin yapardım bu işi.Çünkü şablonu hazırlamak ve zincirleri kesmenin ne kadar zaman aldığını bilseniz böyle konuşmazdınız"sözlerini yutmak zorundaydım. bir mahcubiyet oluşmuştubir kere,iş bilmeyen kadınlar yüzünden...

Sabaha kadar firmada durup herbirini tek tek kontrol edip,70 tanesinde az düzeltme yaparak,tam 271 adet kazak tek tek düzelteceğimi söylediğimde,herkesin gözleri faltaşı gibi açıldı.
"Ben bu işleri sabaha kadar bitirmek zorundayım"dedim.Kimse evini bırakıp gelmedi yardıma...Hatayı ben yapmadım ama sorumluluk bendeydi,yakın bir mesafe olmadığı için kontrol edememiştim.Başta kimse olmayınca disiplinsiz bir şekilde yapılan hatayı tamir eme zorunluluğu bana kalmıştı....
Firmanın kriz anında çağırdığı bayanları ile birlikte 4 kişi sabaha kadar bu işlerle uğraştık.Üstelik altları dikilmiş vaziyette...sabah 11 gibi firma malı teslim almaya gelecek.saat 8 de ,kalite kontrolleri yapılıp,fiyatları asılmış,etiketleri yapıştırılmış,naylonları geçirilmiş halde hazır olması gerekiyordu...

Saat 7.30' da firmadan ayrılırken,hayatımdaki en zor zamanlardan birini daha geride bırakmanın rahatlığını yaşıyordum...

Eğer telaş yapmayıp,oturup kendim yapsaydım,5günde rahatlıkla bitirebilirmişim....


Atölyede etiketleme işleri yapılıyor..

Ambalajlama yapılıyor... Hepsinin yüzleri gülümsemeyle kaplı...O kadar huzurlu iş yapıldı ki o akşam ,sabaha kadar rahat çalıştım...


Tamir işleri yapılıyor... 30 TL için sabaha kadar çalışan bir grup insan olduğunu o akşam öğrendim ...
Fotoğraftaki tatlı kız,nişanlı...Yakında düğünü olacakmış,para biriktiriyor...


Bu şeker kız 16 yaşında,o sabah ayağına sıcak su dökülmüş çaydanlıktan.O halde bütün gün çalıştıktan sonra ,sabaha kadar bizimle çalıştı...Babası içeride ütü yapıyor,o da buradaki işlerle meşgul oluyor....
İlk başlarda gülen yüzler,sabaha karşı yorgunluk ve açlıktan yerini somurtmaya vermeye başladı.Ciddi yorgunluktu...Sanırım hayatımdaki en zor gecelerden biriydi...
Hepsine teşekkür ediyorum...

Mahcubiyet öyle bir hız vermişti ki o akşam bana,hiç yorgunluk hissetmeden çalıştım sabaha kadar.

Örnek kazak bu!
Verev bir şekilde inmesi gerekiyor zincirlerin...

Bir de aşağıdaki fotoğraflara bakın lütfen....

Gelişigüzel dikmiş hanım...


Neredeyse gülen yüz şeklinde dikilmiş... Zincirlerin uzunluğuna bakar mısınız?
Bir de,zincir yetmiyor denilmişti bana...

Herbiri bir başka alem...


Kadınlar kendilerine göre tasarlamışlar....


Eğer yolunuz Network'e düşerse ,ve alırsanız kulaklarımın çınlayacağını bilin lütfen....
Almasanızda(etiket fiyatı 146 TL) çınlayacaktır....
Dediğim gibi,birçok kişi doğru iş yapmayı bilmiyor ne yazık ki....

20 Eylül 2010 Pazartesi

Kireçlenmeye DİKKAT !!


Uzun zamandır işlerin peşinde koşturduğum için ,bloğum ,tarafımdan gereken ilgiyi görmüyor maalesef.

Aslında biraz da ızdırabım var.Son iki ayda dizim beş darbe gördüğü için kaslarda yırtık oluşmuş.

Peşpeşe üç kez düşmekten zedelenen diz kapağım,yürümemi engelleyecek şekilde hırpalandı.

Bir gece aniden banyodan gelen su sesiyle uyandığımda,hızla koşup banyoya girdiğimde,bir bale harketiyle ayaklar ayrılınca,zor toparladım.Ama o anda bacağımda bir sıcaklık hissettim,çok az bir çıtlama sesisiyle sızı başladı.Lavabonun altındaki boru patlamış.İki dakikada banyo havuz olmuş.İyi ki evdeyken oldu bu iş.Vanayı kapatıp yattım.Sabah hallederim diye...

Dizimden dolayı,artık görünür şekilde topallamaya başladım.Geçer diyerek,iki haftayı atlattım.Ancak,bir gün otobüste ayakta dururken ani bir frenle duran otobüste ağrıdan dolayı tepkisel olarak adım atamadığım için,vücut dizlerimin üzerinde öne doğru sallandı.O anda dizimden bir ses geldi."Eyvah!" dedim,"Diz hepten gitti". Yanılmamışım....Sabaha kadar sızladı.Ertesi günü acilde aldım soluğu....Emar çekildi,ve kaslarda yırtık oluştuğu ortaya çıktı.Hem de iki yerde...Sonuç Ameliyat!

Fakat eski futbolculardan bir tanıdığım,kilomdan dolayı ameliyatın tehlikeli olduğunu söylemesi bana mantıklı geldi.Üstelik kireçlenme başlangıcı oluşmuş kilodan dolayı dizlerimde.

Üzüldüm,ve kendime kızdım.Sadece kendime özen göstermediğimi anladım.Doktordan tedaviyle iyileşip iyileşmeyeceğini sordum.İki aylık bir tedavi verdi,hala geçmez ise mecburen ameliyat dedi.Bir de kıkırdak besleyici verdi.

Hala hafif bir aksama olmasına rağmen, onbeş gündür ağrı ve sızı yok.

Bu yaşta kireçlenmeye karşı savaş vermezsem,ileriki yaşlarımda kitlenmeler yaşabileceğimi biliyorum.O yüzden,doktorların dediğini elbette yapacağım.Öncelikle yavaş bile olsa kilo vermem gerekiyor.Bunun yanında kireçlenmeye karşı doğal yolları da deneyeceğim.

TV programlarında duyduğum iki tarifi sizlerle paylaşıyorum.

Daha etkili yöntemler bilenler tavsiyede bulunursa sevinirim...

...............................................................


İbrahim Saraçoğlu'nun önerdiği bir tedavi şekli de;

Kür için bize iki tane çınar yaprağı gerekiyor. İki adet büyük boy çınar yaprağını ( olgun yaprak olmalı -yeşil ya da kurutulmuş çınar yaprağı da olabilir) soğuk suda yıkayın ve parçalara ayırın.
Bir su bardağı suyu (klorsuz su olmalıdır) kaynattıktan sonra çınar yapraklarını ilave ediniz ve kısık ateşte bir dakika demleyiniz. Demleme süresi tamamlandıktan sonra sıcak iken süzünüz. Ilıyınca akşam yemeklerinden önce ve gece yatarken içiniz. iki içim arasında en az üç saat fark olmalıdır.
Çınar Yaprağı Kürüne otuz gün ara vermeden devam ediniz. Her defasında taze olarak hazırlayınız. Şikayetlere göre dönem dönem tekrarlayabilirsiniz.
Çınar yaprağı, şekilde Aa ile gösterilen tür olmalıdır. Geniş yıtrıkları olduğuna dikkat ediniz.


......................................................................................




Dr. Feridun Kunaktan kemik erimesine iyi gelecek ve bazı diz problemlerine karşı fayda sağlayacak kür tarifi
Malzemeler
40 tane limon20 diş sarımsak10 adet yumurtanın kabuğu (Eğer kemik erimesi fazla ise, 15 adet yumurtanın kabuğunu kullanın)1-2çorba kaşığı toz zencefil1 avuç kaparı bitkisi (Her hangi bir kan hastalığınız varsa, kapari bitkisini kul-lan-ma-yın).
Hazırlanışı ve Kullanılışı
Limonların suyunu sıkıp, cam bir kavanoza koyun. İçine, dövülmüş sarımsakları ekleyin.Toz zencefili de ilave ettikten sonra, kapariyi ( Eğer kapariyi konserve olarak almışsanız,suda bekletin ki tuzu çıksın) blendırdan çekerek ilave edin. Yumurta kabuklarını da blendırdan çekip karışıma ilave edin.
Hazırlamış olduğunuz karışımı 1 hafta buzdolabında beklettikten sonra, boza kıvamına gelen karışımı, hergün, kahvaltıdan sonra 1 fincan için.bu karışım sizin dizinnizdeki kireçlenmeye ve diz ağrılarına iyi gelecektir.
Read more: Cilt Bakımı Feridun Kunak'tan Kireçlenmeye Bitkisel Çözüm http://www.saglikguzellikrehberi.com/post/feridun-kunak-kireclenme.aspx#ixzz1aIJZdN2O
............................................................................
Diz kireçlenmesi hakkında bilgi nedir.
Diz Kireçlenmesi (Gonartroz) Osteoartrit (kireçlenme) agirlik tasiyan eklemlerin yaslanmaya bagli olarak yozlasmasidir.
Kireçlenme kikirdaktan baslar, kikirdak altindaki kemigi, eklem kapsülünü ve eklem çevresindeki baglari etkiler. Hatta agridan dolayi kullanilamayan kaslarda incelmeler ve sertlesmeler olur.Diz vücudun en fazla agirlik tasiyan ve dolayisiyla kireçlenmeden en fazla etkilenen eklemlerinden biridir. Diz ekleminde üç adet kemigin eklem yüzeyi vardir. Femur (baldir kemigi), tibia (kaval kemigi) ve patella (diz kapagi kemigi ). Tibia femurla, femur patella ile eklem yapar. Tibia ve femur arasinda iç ve dis eklemler vardir. Kireçlenme daha çok iç femorotibial eklemlerden baslar ve diger eklemleri etkiler. Ancak genellikle dizdeki üç eklem birlikte etkilenir.diz kireçlenmesi egzersizleriDiz eklemlerinin içinde iki adet bag vardir (ön ve arka çapraz baglar ). Ayrica eklemin iç yaninda ve dis yaninda kuvvetli baglar vardir. Eklem yüzlerinin uyumunu saglamak için iki adet menisküs vardir. Diz hareketlerini baslica iki kas grubu saglar, dizi dogrultan ekstansör kaslar ( quadriseps ) ve büken fleksör kaslar ( harmstringler).
Gonartroz (diz kireçlenmesi ) kimlerde görülür?
Gonartroz orta ve ileri yaslarda görülür. 50 yasin üzerinde kadinlarda daha sik görülür. Hastalik daha erken yaslarda da görülebilir. Hastalar genellikle kiloludurlar. Daha önce geçirilen eklem operasyonlari, travmalar, spor yaralanmalari, iltihapli romatizmalar, dogustan gelen bazi bozukluklar en önemli sebepleridir.diz kireçlenmesi ameliyatıGonartozlu bir dizde neler olur?Gonartrozda en erken degisiklik eklem kikirdaginda olur. Kikirdakta incelme sonucu eklem araligi daralir. Kikirdak altindaki kemiklerde de incelmeler ve yipranmalar olur. Ayrica eklem kenarlarinda kemiksi çikintilar (osteofit ) olusur. Eklem kalinlasmis olarak görülür. Eklem çevresi kaslarinda agri sebebiyle kullanilmamaya bagli atrofiler (incelmeler) olur. Ayrica eklemin iç yaninda pannikülit adi verilen yag lobülleri vardir. Bunlar çogu zaman agrilidir. Ayrica zaman zaman eklemlerde iltihaplanma olabilir (sivi toplanmasi ).diz kireçlenmesi için şifalı bitkilerHastanin sikayetleri nelerdir ?Eklemlerde agri ve tutukluk hastaligin ilk belirtisidir. Hastalik bazen hiçbir belirti vermeden ilerleyebilir. Bazen de hastalik belirtileri oldugu halde röntgen filmleri normal olabilir.Hastalik ilerledikçe eklem hareketleri kisitlanir yürümek ve merdiven inmek-çikmak zorlasir. Bazen topallama olabilir. Eklemin düzeni bozulur, bacaklarda egilmeler olabilir. Eklem içinde, dizin arkasinda ve eklemin ön tarafinda bursalarda iltihapli siskinlikler olabilir. Ilerlemis ve rehabilite edilmemis dizlerde dizi dogrultmak, ya da bükmek zor ve agrili olabilir.Muayenede neler bulunur ?Eklemde sürtünme sesi, sislik, kaslarda erime, pannikülit, eklem hareket kaybi, en sik rastlanan muayene bulgularidir. Ayrica degisik derecelerde deformiteler olabilir.

10 Eylül 2010 Cuma

Bayram kahvaltısı

Damadım ve kızım ,ilk bayram ziyaretlerini yaptılar.
Bunun keyfini Anadolu Kavağı'nda kahvaltı yaparak çıkarttık.

Servis her ne kadar kötüyse de,neşemizi bozamadı...



Hele balıklar bir başka güzellikti.

Attığımız her ekmek parçasına,her boydan balıklar hücum etti.

6 Eylül 2010 Pazartesi

İYİ BAYRAMLAR

İyi ve sağlıklı bir bayram geçirmenizi diliyorum.

Hayattan alınan 45 ders...

Son zamanlarda bloğumla ilgilenemiyorum.Hep alıntı yapmak zorunda kalıyorum.Yakın zamanda gelip bir şeyler yazacağımı umuyorum...
Ama bana gelen maillerin içinden bu yazı hoşuma gitti .Sanki bizi özetlemiş gibi....
...............................................................................
Hayatın bana 45 dersi, Hayattan aldığım 45 ders.Plain Dealer, Cleveland, Ohio'lu 90 yaşındaki Regina Brett'in kaleminden:
Bir zamanlar, doğum günümde, "Hayattan aldığım 45 ders" başlıklı bir yazı yazmıştım.Bugüne kadar en çok okunan ve istek alan makalem oldu!

1.Hayat haksızlıklarla dolu ama yine de güzel!!.
2.Şüphede kalma, ikinci bir adım daha at!
3 Hayat, nefrete harcayacak kadar uzun değil
4.Hastalandığında sana işin değil, ailen, arkadaşların bakacak. Onlarla ilişkini koparma!
5.Her ay kredi kartlarını ödemeyi unutma.
6.Her tartışmayı kazanacaksın diye bir şey yok! . Fikir farklılıklarını kabul et!!.
7.Ağlayacaksan, bir başkası ile birlikte ağla! Tek başına ağlamaktan evladır..
8.Tanrıya kızmanda bir mahzur yok! O bunu kaldırabilir! !.
9.İlk maaşından başlamak üzere, emekliliğine para ayır..
10 Söz konusu çukulataysa, direnmenin anlamı kalmıyor. .
11 Geçmişinle barış ki, bugününün içine etmesin!.
12 Çocukların seni ağlarken görsün! Bundan kaçınma..
13 Hayatını başkaları ile mukayese etme, ötekilerin neler çektiğini bilmiyorsun!
14.Bir ilişki gizli olacaksa, sen içinde olmamalısın!.
15.Göz kırpacak kadar bir zamanda herşey değişebilir. Ama merak etme, Tanrı asla göz kırpmaz!!
16.Derin bir nefes al, kafanı sakinleştirir.
17.Güzel ve yararlı olmayan, seni mutlu etmeyen her şeyi çöpe at!!
18 Her ne yaşıyorsan, seni öldürmediği müddetçe, güçlü kılar.
19.Mutlu bir çocukluk geçirmek için geç kalmış değilsin de, bu sadece ve sadece sana bağlı!!
20.Hayatta sevdiğin her ne ise, peşinden giderken asla "hayır" sözcüğünü cevap kabul etme.
21.Mumları yak, değerli yatak takımlarında uyu, kendine pahalı iç çamaşırları satın al.... Bunlar için özel fırsatlar bekleme, bugün zaten özeldir!!

22.Önce hazırlan, sonra da kendini akıntıya bırak.
23.Şimdiden egzantrik ol! Kırmızı giymek için yaşlanmayı bekleme.
24.En önemli seks organı beyindir..
25.Mutluluğun için senden başka sorumlu yoktur! .
26.Her yaşadığın felaketin ardından kendine şu soruyu sor: "Beş yıl sonra bunun benim için ne önemi olacak??"
27.Daima yaşamı seç.
28.Herkesi, herşeyi affet.
29.Başkalarının senin hakkında ne düşündüğü seni ilgilendirmez! .
30.Zaman her imkana sahip.. Zaman tanı!
31.Durum ne kadar iyi veya kötü olursa olsun, değişecektir..
32.Kendini fazla ciddiye alma, kimse almıyor ki zaten!.
33.Mucizelere inan!!.
34.Tanrı, Tanrı olduğu için seni seviyor. Yoksa yaptıkların ya da yapmadıkların için değil!!
35.Hayatı denetlemeyi bırak!.Öne çık, kendi hayatını kendin yarat.

36.İki seçeneğin var "Erken ölmek" ya da "yaşlanmak"..
37.Çocuklarınızın, yaşayacak başka çocukluk dönemi yok!.
38.Sonuçta gerçekten önemli olan sevmiş olmandır!!.
39.Her gün dışarı çık.. Mucizeler her yerde seni bekler!.
40.Dertlerimizi bir torbaya doldurup, milletinkilerle birarada görsek, bizimkileri geri toplardık..
41.Kıskançlık zaman kaybıdır. Zaten ihtiyacınız olan herşeye sahipsiniz!!
42.Herşeyin en iyisini daha yaşamadın!!.
43.Kendini nasıl hissedersen et, kalk, giyin ve dışarı çık!
44.Yol ver!
45.Hediye paketinde olmasa bile, hayat yine de bir hediyedir!!. "

5 Eylül 2010 Pazar

Atatürk'e mektup...


Teraziye oturtmuşlar zorbayı ...
Keyfe göre dolduruyor torbayı
Adalet yürekten yedi darbeyi
Sana malum olmadı mı ATATÜRK
..........
Dövüşler oluyor değnekli taşlı
Hepsi düşman oldu kamalı haçlı
Eller yedi içti biz olduk borçlu
Sana malum olmadı mı ATATÜRK
........
Kin kervanı ortalıkta duruyor
Uyuz itler derisini sürüyor
Vurguncu soyguncu taktir görüyor
Sana malum olmadı mı ATATÜRK
........
Hiç kalmadı halkı için çalışan
Haktan adaletten kalmadı nişan
Efendi dediğin köylü perişan
Sana malum olmadı mı ATATÜRK
.......
Avrupa yı telim ettik papaya
İmralı da dans ettirdik A poya
Terör geldi bayrak dikti kapıya
Sana malum olmadı mı ATATÜRK
.......
Pusularda vurularak ölüyok
Bayraklara sarılarak geliyok
Doğru düzgün başımız yok biliyok
Sana malum olmadı mı ATATÜRK
.......
O şehitler benim başıma taçtır
Gazisi sefildir yetimi açtır
Bir lokma ekmeğe yiğit muhtaç tır
Sana malum olmadı mı ATATÜRK
..........
Sana arz ederim memleket halin
Sırtlarında cubba ayakta nalin
Çeteler töredi ki ensesi kalın
Sana malum olmadı mı ATATÜRK
.........
Bu günü bilen yok unuttuk dünü
Doldurmuş beynine öfkeyi kini
Siyasete alet ettiler dini
Sana malum olmadı mı ATATÜRK
.......
Güneş gözlüğünü taktık körlere
Ehliyetsiz kişi girdi her yere
Başbakanlık yemekhane şeyhlere
Sana malum olmadı mı ATATÜRK
.......
Borani sazımın telleri küstü
Kargalar yüzünden bülbüller sustu
Çağ dışı yılanlar zehrini kustu
Sana malum olmadı mı ATATÜRK
............
İnernetten alıntı...