14 Aralık 2009 Pazartesi

Ailem......

Kaç yaşındaydım?

Sanırım lise dönemlerimdi.Ablam daha üniversiteye gitmemiş olacak ki,birlikte fotoğraf çekilmişiz.Aslında çok net fotoğraflar bunlar,cep telefonuyla çekince silik çıktılar.

Canım annem,terzi olduğu için hepimizi o giydirirdi.Burda dergilerinden beğendiğimiz her modeli dikerdi.Canım babam da bizi her hafta sonu Askeri gazinıya götürürdü.Bu fotoğrafı da Burdur Askeri gazinoda bir hafta sonu anısı olarak çektirmiştik.Sağda ablam,her zamanki sıcaklığı ile gülümsemiş,ben solda,lakabıma uygun(buzdolabı) şekilde somurtmuşum,kızkardeşim ise annemle babamın arsına çitlenbik oturmuş.

Yıllar ne çabuk geçiyor.Kızkardeşim liseyi bitirdiği yıldı sanırım.Benim kızım onun yerini alıyor bu fotoğrafta.Babam,ben ve kızım,annem ve kızkardeşim.

Bu fotoğrafı da Pamukkale'de çektirmiştik.


Bu fotoğraf tam bir anı.

Annem ve babam...







Bu fotoğraflardan o kadar çok var ki,hangi birini yayınlayayım.

Bir babanın üç kızı varsa,vay haline.Eşi ve üç kızına kavalyelik yapınca her biriyle dans etmek zorunda kalırdı.

Ama onu gibi dans eden başka bir baba olduğunu sanmıyorum.Dansı çok sevdiğim için ve sadece babamla dans ettiğim için olsa gerek,aynı ilgiyi ve tarzı evlendikten sonra eşimden de beklemiştim...

Çok beklersin TüTü hanım.Herkes baban gibi aydın mı?
Dans da neymiş,tiyatro ve sinema da neymiş?Gece hayatını seven KADIN sen de!!!!!!







Aslında çok neşeli bir insanım.Sadece iyice tanıyana kadar yüzüm pek gülmez ilk tanıştığımda. Çocukluğumdan beri böyleyim ben.

Aileyi gülmekten yerlere yatırırdım.Ama belli ki biri beni çok güldürmüş.

Eminim kızkardeşimdir.. Hala her cümlesinde beni gülümseten esprileri çok fazladır...Zaten en kötü olaylar karşısında bile gülmeyi ve gülümsemeyi bilenlerdeniz...




Bir kaç sene önce,babamın ameliyatından sonra oğlumla beraber çektirdiğimiz bir fotoğraf bu...
Değişimi görüyorsunuz değil mi?
Özellikle hacmimden bahsediyorum.... :-))


Son günlerde biraz nostalji yaşıyorum da...Büyük bir özlemle fotoğraflara bakarken geçmiş gözlerimde canlandı epeyce.Biraz paylaşmak istedim
Bugünlerde oluşan olaylar nedeniyle eminim bir çoğunuz geçmişe özlem duyuyorsunuzdur...

10 Aralık 2009 Perşembe

Benimle TURKCHE KONUŞMA !!!!!

İyi yerine ii veya tamam yerine taam diyenlerle karşılaşıyoruz. Lütfen biraz özen!!


Atatürk`ün bizlere hediye ettiği bu güzel dile sahip çıkalım.


Turkche konuşma, Türkçe konuş..!


Özellikle çocuklar ve gençlere İLETELİM lütfen..





Keyfin adı; Çay ve simit (Fotoğrafın dili-19. çalışma)



Gerçekten de bizler sıradan insanlarız.Sıradan ve mütevazı bir yaşam içindeyiz .Herşeyin en pratiğini,en basitini düşünürüz hep.

Sahilde dolaşmanın verdiği keyif bambaşkadır.Hele çay bahçesinde otururken çekirdek çıtlatmanın keyfini çayla tamamlarız ya,böyle bir zamanda"Ah bir de bir çıtır çıtır simit olsa da yesek"demeyenimiz var mıdır acaba?

Ama sokak simidi olmalı, ondaki lezzet hiç bir yiyecekte bulunmayan bir sihir gibi adeta... Hele açsanız,ondan alınan tad,en lüks lokantadaki yemeğin yerini rahatlıkla alabilecek bir tada sahip olur...
Ne zengin dinler bu tad,ne fakir....Herkese aynı lezzeti tattırır bu susamlı lokmalar....

Bir bardak çayla başlayan keyif,simidin her ısırığında sevgi ve şükran karışımı mutluluk duygusu yaşatıyorsa keyiftir...

Ne demiş şair;
Basit yaşayacaksın basit!


....................................................................

Bu yazıyı,Öykü atölyesinin fotoğrafın dili(19. çalışma) için kaleme aldım...

7 Aralık 2009 Pazartesi

Yarın saat 20.30 daki konseri kaçırmayın derim...

Kaçırılmaması gereken bir konser...
Bizim için daha da anlamlı...
Derneğimizin burs verdiği öğrencinin de içinde olması ayrı bir gurur veriyor...

Klasik müzik “İstanbul Klarnet Korosu“ ile ilginç bir ziyafete dönüşüyor

Genç klarnet sanatçılarından oluşan İstanbul Klarnet Korosu, 40 kişilik dinamik kadrosu ve eşsiz repertuarıyla, şef Burak Tüzün yönetiminde bir kez daha müzikseverlerin karşısına çıkıyor! Türkiye’nin ilk klarnet korosu 8 Aralık 2009, Salı günü saat 20:30’da Caddebostan Kültür Merkezi’nde (CKM) gerçekleştireceği “The Great Clarinet Circus” konserinde göz kamaştırıcı bir performans sergileyecek.Ekim ayında gerçekleştirdikleri iki başarılı konserin ardından, yeniden müzikseverlerle buluşacak olan İstanbul Klarnet Korosu; “The Great Clarinet Circus” konserinde özenle seçilen repertuarını dinleyicilerle paylaşacak.Koro şefliğini Anadolu Üniversitesi Senfoni Orkestrası, Devlet Konservatuarı Oda Orkestrası ve Devlet Konservatuarı Gençlik Senfoni Orkestraları’nın şefliğini ve genel müzik direktörlüğünü sürdüren Burak Tüzün’ün üstlendiği konserde genç klarnet sanatçıları, repertuarlarından diyaloglara ve sahne akışına kadar, izleyiciye coşku dolu anlar yaşatacak. İstanbul Klarnet Korosu’nun temalı ve düzenli etkinliklerinin üçüncüsü olan “The Great Clarinet Circus”ta; koronun kurucusu Gürhan Eteke’nin yanı sıra, Barış Yalçınkaya, Çağdaş Engin, Özlem Kolat, Öykü Karadağ, Oya Karabey, Güneş Bulak, Ozan Tura, Sercan Büyükedes, Murat Selçuk, Burak Gürcan ve Ufuk Atar solist olarak sahne alacak. İstanbul Klarnet Korosu; İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda sanatçı öğretim görevlisi olarak klarnet, oda müziği ve orkestra repertuarı dersleri vermekte olan klarnet sanatçısı Gürhan Eteke tarafından 2009 yılının Ocak ayında kuruldu. Filarmonia İstanbul ve Akbank Oda Orkestrası’nda klarnet grup şefi olarak görev yapan Eteke’nin, sanat yönetmenliğini de üstlendiği İstanbul Klarnet Korosu; özenle hazırlanan rengârenk konser programı ve genç ekibin sergilediği keyifli sahne performansıyla müzikseverlerden büyük beğeni topluyor.Klasik müzik kültürünün ülkemizde yaygınlaştırılması ve ulusal bir klarnet ekolünün oluşturulması amacıyla, Gürhan Eteke’nin kurduğu Klarnet Derneği tarafından desteklenen İstanbul Klarnet Korosu’nun, 8 Aralık 2009, Salı günü saat 20:30’da CKM’de gerçekleşecek konserinin biletleri, Biletix’ten temin edilebilir

Caddebostan Kültür Merkezi Adres: Bağdat caddesi Haldun Taner sok. No:11Telefon: 0216 467 36 00Web: http://www.ckm.gen.tr/

6 Aralık 2009 Pazar

Gazoz beyle maceralar bitmez....

Gazoz beyin yeni mekanı....

Oradan pencereyi gözetliyor ki,açılır açılmaz içeri süzülsün.

Bir de,oradan kuşları gözetleyip nişan alması daha kolay geliyor gözlemlediğim kadarıyla.

Bir gün inanılmaz karga sesleriyle dışarı fırladım.Komşular dışarıda Gazoz'u kovalıyorlar.Ağzına aldığı kargayı inatla bırakmıyor ve karga sürüsü de onunla beraber hareket ediyor.İnanılmaz bir sesle adeta "bırakmazsan ölümlerden ölüm beğen"der gibiydiler.Bahçeye koşup ağzından almaya kalkıştım,ama ne mümkün.Hem bana göstermek için kaçmıyor,hem de diğer kargalara kafa tutuyor.Neredeyse elli tane kargaya!

İnanın,tam üç gün bahçede ve çatıda bekledi kargalar.
Ve ben, adeta"SAYGILAR " diyerek kıyıdan kıyıdan çıktım evden...

Ne kadar ürkütücüler anlatamam.Uzaktan güzel görünen o kargaları,yakından görmek,hele ki böyle bir olayla yakından görmek,adeta kabus gibi....

Ciddi panik yaşandı bir müddet....Taaa ki karganın ölüsünü görüp atana kadar....Sonrasında kayboldular...
Bağlılıklarına bakar mısınız....

Evin haylazı,bakalım daha ne işler açacak başımıza....

3 Aralık 2009 Perşembe

Hediye (Öykü atölyesi-kelime oyunları)

Bana hediye gelmesinden çok,birilerine hediye almak beni daha çok mutlu ediyor.Bunun için özel bir gün olması gerekmiyor.Bir ziyaret esnasında,elim boş gitmeyi hiç sevmiyorum.Mutlaka birşey alıp,ya da evde yaptığım herhangi bir şey.Bu, boncukla yapılmış bir aksesuar da olabilir,bir tencere dolma ya da bir kek de....Karşı tarafa,gülümseyen bir göz hediye etmektir asıl amacım.
Hediye ,hayatımda gerçekten çok önemli bir yer tutar.Ama zamanla ,bu duygumun dozunun ne kadar fazla olduğunu anladım.
Önce kızım,benden aldığı bu duyguyla çok fazla coştuğunu zamanla belli etti..Herkesin doğum gününü adeta hafızasına kopyaladı.O kadar abattı ki,artık tanıdıkların akrabalarına dahi hediye almaya kalkışıyordu.
-"O kim?" diye sorunca,filancanın amcasının kızı....Ya da arkadaşının,anne babası olabiliyordu.
İnanılmaz değil mi? Bunları duymaya başlayınca, ne kadar hata ettiğimi anladım.Yavaş yavaş,bizi sadece tanıdıklarımızın ilgilendirdiğini,ayrıca herkese hediye alınmasının şart olmadığını,bir telefonla hatırlamanın bile en güzel hediye olduğunu kanıksamasına çalıştım.

Şimdi o günleri hatırladıkça çok gülüyoruz.
Ama anne ve babanın davranışlarının, çocuk gelişiminde ne kadar etkin olduğunu da anlamış oldum bendeniz.
Hediye konusuyla ilgili o kadar çok şey yazabilirim ki....Ama özellikle bir tanesini daha önce yazmıştım.Belki hatırlarsınız.

Bu yazı ,bence bu konuya uygun diye düşünüyorum....Herkese nasip olmaz çünkü.. :-))
Buyrun;


Aslında bu yaz çok dinlendirici geçti.
Bakmayın bir önceki yazımda anlattığım gibi olmadı elbette....Hatta çok zevk alarak ilgilendim bahçemle.Hatta sümüklü böcekleri toplarken bile,onlardan özür dileyerek poşete koyuyordum,canlarını yakmamak için ...
Bahçemin keyfini doyasıya yaşadım bu sene.Sadece bir ara her sabah kapıda ve bahçenin muhtelif yerlerinde fare ölülerine rastlamaya başladım.Geçen sene giriş kapısının önünde her sabah bir fare ölüsüyle karşılaşırdım.Apartman yaşamından sonra bahçeli eve geçen biri için tiksindirici ve olağanüstü ürkütücü gelen bir durum.Hele her sabah kapıyı açıyorsunuz ve "SÜRPRİİİZZ!".Bir fare ölüsü? süpürgeyle bile alamıyorum.Allahım! Ne yapacağım derken bu fareleri kimin kapıma koyduğunu gördüm!
Bu yanda sereserpe yatmış olan Gazoz bey!
Öğrendim ki,kediler sahiplerine hediye getirirmiş.Kendisini beslediği için onlara minnetlerini sunarlarmış..
YAAA!
Hanginiz bu güne kadar böyle hediye aldınız söyleyin bakalım.Üstelik,sanki yoluma gül yaprakları döküyormuş hissi veren bahçede dolaştığım yol üzerinde,abartmıyorum,günde en az iki fare ölüsü ile karşılaşmanın ne büyük haz verdiğini anlatamam size...Bir de Gazoz bey,aşkını ilan edercesine ayaklarıma sürünerek beni o tarafa doğru götürüyor,sanki paket içinde tek taş yüzük hediye ediyormuşçasına...

Ne büyük bir AŞK Allahım...

Ne kadar şanslıyım değil mi?

Kedilerle saklambaç oynayan,onlar tarafından fare hediyesi alan,sümüklü böceklerden özür dileyen bir insan hakkında ne düşünürsünüz?
(bence düşüneleriniz saklı kalsın. :-)) )

Bu yazıyı öykü atölyesinin,kelime oyunları için yazdım...

2 Aralık 2009 Çarşamba

Biraz eğlenceli felsefe yapmaya ne dersiniz ?


ASLAN DOĞURMAK
Hayvanlar bir gün kim daha çok çocuk doğurabilir diye çekişmeye başlarlar. Hep birlikte dişi aslana gidip danışırlar.

- 'Sen kaç çocuk doğurabiliyorsun? ' diye sormuşlar aslana.

-'Bir.' diye yanıtlar dişli aslan.

- 'Fakat ben aslan doğururum.'

DERSİMİZ;


NITELIK, NICELIKTEN ÖNEMLIDIR.


************

YENGEÇ ILE ANNESI

- 'Neden böyle yan yan yürüyorsun yavrum' diye sorar anne yengeç çocuğuna.

- 'Düzgün yürüsene ! ' der.

- 'Pekala anne' der çocuk.

- 'Sen önümden düzgün yürü, ben seni takip ederim.


' DERSIMIZ;

HAREKETLER SÖZLERDEN ÖNDE GELIR?


************ ***

ASLAN, KOYUN, KURT VE TILKI

Aslanın biri, bir koyunu yanına çağırır ve kendi nefesinin kokup kokmadığını sorar. Evet ! diye yanıtlar koyun. Aslan bu yanıta kızar ve koyunu oracıkta parçalar. Daha sonra kurda seslenip yanına çağırır, ona da aynı soruyu sorar. Hayır ! ! ? diye yanıtlar kurt korkudan. Ancak o da yağcılık yaptığı için aslanın öfkesinden kurtulamaz. Sıra tilkiye gelmiştir. Aynı soruyu tilkiye de sorar. Tilkinin yanıtı şöyle olur;

- Üzgünüm, üşütmüşüm biraz, o yüzden burnum koku almıyor ! ?

DERSIMIZ;

AKILLI KIŞI TEHLIKELI DURUMLARDA KONUŞMAZ !!!

************ **

KAZLAR VE TURNALAR

Kazlar ve turnalar bir gün aynı tarlada yiyecek ararlarken birden yanlarına yaklaşmaya çalışan avcıyı fark ed erler. Turnalar daha çevik ve hafif oldukları için hemen uçarlar. Oysa kazlar ağır hareket ettikleri için avcıdan kurtulamazlar.

DERSIMIZ;

YAKALANANLAR HER ZAMAN SUÇLU OLANLAR DEĞILDIR?

************ *********

HASTA GEYIK

Yaşlı bir geyik hasta düşer ve daha rahat otlayabilmek için güzel otlarla dolu bir çalılıkta yaşamaya başlar. Her hayvanla iyi geçindiği için pek çok hayvan sık sık geyiğin ziyaretine gelir. Zamanla her gelen hayvanlar bu güzel otlardan tatmaya başlayınca kısa süre sonra tüm otlar biter. Geyik hastalıktan kurtulur ama yiyecek hiçbir şeyi kalmadığı için bir süre sonra açlıktan ölür.

DERSIMİZ;

SIZCE ?
BENCE; iyilik eden cezasını bulur !

************ ********* ***

FARELERIN TOPLANTISI

Bir gün fareler bir araya gelirler ve başlarına musallat olan bir kediden kurtulma planları yaparlar. Pek çok fikir öne sürülür. Hiçbiri kabul görmez. En sonunda genç bir fare kedinin boynuna bir çan asmayı önerir.Böylece kedi kendilerine yaklaşırken farkına varacak ve kaçabileceklerdir. Bu öneri fareler tarafından alkışlarla onaylanır. Bu arada bir köşede sessizce onları dinlemekte olan yaşlı bir fare ayağa kalkar ve bu önerinin çok zekice olduğunu, başarılı olacağından hiç kuşkusu olmadığını belirtir. Fakat, der, Kafamı bir soru kurcalıyor. Çanı kedinin boynuna KİM asacak ???

DERSIMIZ;

IYI BIR PLAN YAPMAK AYRI, O PLANI GERÇEKLEŞTIRMEK AYRIDIR. *



* İnsanlar FELSEFE yi; * Çocukken MASAL'lardan, * Büyüyünce KiTAP'lardan, * ihtiyarlarlayınca da arkalarında kalan YAŞAM'larından Öğrenirler...
.___