9 Ekim 2009 Cuma

Burçlara göre anneler...

Koç burcu anne (21 Mart-20 Nisan) O masalcı bir annedir, çocuklar için bir oyun arkadaşı. Her akşam masallar anlatacak, masalların sihirli dünyasını çocukları için oluşturmaya çalışacaktır. Belki disiplin sağlamak için ısrar edecektir, bazen sinirli olacaktır ama öfkelerini çabuk unutacaktır. Çabuk öfkelendiğinde kırıcı olabilir. Yine de bunu unutup çocukları öpücüklere boğarak masallar anlatacaktır.

Boğa burcu anne (21 Nisan-21 Mayıs)Annelik onun sakin yapısına çok yaraşır. Çocuklar büyüdükçe sertleşen bir anne ile baş başa kalsalar da bu anneler şefkatli ve koruyucudur. Çocuklarını disiplinle yetiştirmek isterler. İtaatsizliğe, tembelliğe ve düşüncesizliğe dayanamazlar. Yıllar onu anne imajından kurtarıp çocuklar için iyi bir arkadaş kılacaktır. Ama genellikle çocukların büyüme ve gelişme dönemlerinde aileleri ile olan olağan problemleri nüksetmeye başlayınca, boşa annenin disiplin yanlısı karar ve tutumları çocukları ile arasında hoş olmayan anılara sebep olabilir. Yine de şakacı ve müşfiktirler, her türlü tehlikeye karşı çocuklarına kalkan olmak isterler, eğer çocuğu hasta ise günlerce başında sabahlayabilecek dayanıklıktadırlar.
İkizler burcu anne (22 Mayıs-21 Haziran)Güleryüzlü, eğlenceli bir anne olacaktır. Çocukları çok sevmesine rağmen onların kendisini kısıtlamasına izin vermeyecektir. Kafasında gerçekleştirmeyi düşlediği binlerce proje nedeniyle çocuklarına ayıracak çok vakit bulamayacaktır ama sevgisini kanıtlaması zor olmayacaktır. Çocuklar da onu örnek alıp bağımsızlıklarına düşkün, hayal gücü kuvvetli olabilirler. Çok hoşgörülü olmasına rağmen ders konusunda başarı bekler.

Yengeç burcu anne (22 Haziran-23 Temmuz)Fedakar bir anne, çocukları için kabuğundan çıkıp güçlü bir dayanak, güvenilir bir sığınak olur. Aile onun için çok önemlidir. Sıcak yuvasının odağı çocuklardır. Onlar için her türlü rahatı sağlar, güvenilir bir sığınak yaratır. Bazen zararlı olabilen bu durum, çocuğun dış dünyaya uyumunu zorlaştırabilir. Annesinin sağladığı rahatı dışarıda bulamayan çocuklar uyumsuzluk problemi yaşayabilirler. Bu çocukların yuvalarından uçmaları uzun zaman alabilir.

Aslan burcu anne (24 Temmuz-23 Ağustos)Çocuklarının üstüne aşırı sevgi ve şefkat duymalarına rağmen çok düşmezler. Çocuklarının hatalarını kolayca göremezler, ama söz konusu olan kendilerine duyulacak saygı olunca sertleşebilirler. Kendi hayatını yaşamaktan vazgeçmezler, iş hayatını ve çocukları ile ilişkilerini dengeli bir biçimde yürütebilirler. Genelde çocuklarını şımartır ama cezalandırmayı da bilir. Onlarla arkadaş olur, oyunlar oynar ama söz dinlemeyi de öğretir.
Başak burcu anne (24 Ağustos-23 Eylül)Çok çabuk çocuk sahibi olmazlar. Annelik duygusunu tatmin etme ihtiyaçları yok gibidir. Ama anne olduklarında, disiplinli ve titiz bir annedir. Çocuğunu asla kirli göremezsiniz. Şakacı ve nazik, tatlı bir havaları vardır, çocuklar onlara güvenir ve sevildiklerini bilirler. Rahat, disiplinli ama sevgisini gösterebilen bir annedir.

Terazi burcu anne (24 Eylül-22 Ekim)Terazi burcu anne için çocukları eşinden sonra gelir. Ama çok sevecen ve şefkatli bir annedir. Gerektiğinde de serttir. Çocuklarını hiçbir zaman ihmal etmez, ama anne olmayı büyük olasılıkla eşi istediği için istemiştir. Çocuklar eşini dinlemezse öfkelenecektir. Çocukların babalarına saygısızlık yapmasına izin vermeyecektir. Çocuklar babaları şımartmadığı sürece derli toplu, terbiyeli olacaklardır.

Akrep burcu anne (23 Ekim-22 Kasım)Çocuklarını sevmelerine rağmen sevgisini gösteremeyebilirler. Çocuklarının yüksek hedefleri olmasını ve başarılı olmak için çabalamalarını ister. Çocuklarını zor durumlara karşı hazırlar ve mücadele etmeyi öğretir. Çocuklarının yeteneklerinin körelmesine izin vermez. Ama çocuklarının kusurlarını görmeyecektir. Onların mutlu olmasını engelleyen kim olursa olsun eşi bile olsa hakkından gelecektir.

Yay burcu anne (23 Kasım-22 Aralık)O çocuklar için iyi bir arkadaş olacaktır. İlk önceleri biraz korksa da sonra öğrendiği bu işi çok iyi yapacaktır. Kendisi gibi dürüst olmalarına önem verecektir. Neşeli olmalarını sağlayacaktır. Çocuklar çok güzel giydirilecektir ama bunun onun için pek önemi olmayacaktır. Rahat bir insan olması eğitirken kendine bazı sınırlamalar getirmesine neden olmalı, mesela disiplin kuralını uygulamayı öğrenmeli. Bazen patavatsız sözleri çocukları kırabilir ama o bunu çok tatlı bir cazibeyle atlatır. Neşeli ve uyumlu olmaları dolayısıyla çok cana yakın bir ev sahibesidir, konukları sever. Konumu ne olursa olsun herkesle muhabbeti vardır.

Oğlak burcu anne (23 Aralık-20 Ocak)Terbiyeli, görgülü, itaatkar çocuklar yetiştirmek isteyecektir. Çocuklarına tutumlu olmayı, kaliteye saygı duymayı öğretecektir. Şımartmaktan yana değildir. Çocuklarıyla ilgilenecek, onları dinlemek isteyecektir ama öpücükler dağıtmayacaktır muhtemelen. Çocuklar özgürlükleri için mücadele ettiğinde aralarında gerginlikler olabilir. Çocuklarını kaybetme ile karşı karşıya kalırsa inadından vazgeçip çocuklarını tercih edecektir.

Kova burcu anne (21 Ocak-19 Şubat)İlk önceleri annelik onları şaşırtır. Kendini o küçük insana adamak zor gelebilir. Kendini ona adasa bile biraz mesafeli davranır. Çocukların üstüne aşırı düşmezler. Çocukların yaptığı herşeyi doğal karşılar, pek cezalandırmaz. Sevgi gösterileri yapan bir anne olmayacaktır ama her davranışta kusur da aramayacaktır. Arkadaşça konuşacak, davranışlarıyla örnek olacaktır. Ev ödevlerine yardım eden eğlenceli bir annedir.

Balık burcu anne (20 Şubat-20 Mart)Balık annesi çocuklarına çok düşkündür, kendisinin küçüklüğünde mahrum kaldığı herşeye onların sahip olmasını ister. Aşırı hoşgörülü olması onlar üzerinde disiplin kurmasını zorlaştıracaktır belki de çocuklar disiplinsiz kalacaklardır. Kendisine çok yumuşak davranmasının zararları gösterilmeye ya da anlatılmaya çalışıldığında bu öğütleri dikkate alacak ve çabalayacaktır

7 Ekim 2009 Çarşamba

Kertenkele öldürmek sevapmış (!)....


http://www.agnostik.org/video/43-kertenkele-oldurmek-100-sevap.html

Bir dinleyin....
Sanırım lüks evinin bahçesini kertenkeleler sarmış beyefendinin...Canı yanmış olacak ki,öldürme eylemini bu şekilde kamufle ediyor...Ne de olsa bu gibi insanlar,ne söyleseler doğru olduklarına inanırlar....
Hem de ,bir vuruşta öldüren 100,iki vuruşta öldüren 50 sevap kazanırmış...
Akıl hastaneleri bu tip insanlarla dolu,sanırım bu gözden kaçmış....Sevap hastalığı da cabası...
Bizim kediler epey sevaba giriyorlar demek ki! Ellerinden kurtardıklarımla,benim yerim cehennem olmalı... Üstelik,isim bile takmıştım kaç "kerti "kaç diye seslenerek.Yazıklar olsun bana.Cayır cayır yanacağım Cehennemde... ;-))
GEL!
VATANDAŞ GEL!
SEVAP KAZANMAK İSTERSEN BİZİM BAHÇEYE GEL!
ZEBİL GİBİ KERTENKELE DOLU BAHÇEM!
BİR KERTENKELE YAKALAYANA İKİ SÜMÜKLÜ BÖCEK DE BENDEN!
PROMOSYON!
BELKİ İKİYE KATLANIR SEVAPLARINIZ!


6 Ekim 2009 Salı

Biraz internette dolaştım....


BAŞARI
> 4 yaşında başarı ....pantolonuna işememektir.

> 12 yaşında başarı .........arkadaş bulabilmektir.

> 16 yaşında başarı ............ ..araba kullanabilmektir.

> 20 yaşında başarı ............ ....seks yapabilmektir.

> 35 yaşında başarı ............ .......para kazanabilmektir.

> 50 yaşında başarı ............ .......para kazanabilmektir.

> 60 yaşında başarı ............ ....seks yapabilmektir.

> 70 yaşında başarı ............ ..araba kullanabilmektir.

> 75 yaşında başarı .........arkadaş bulabilmektir.

> 80 yaşında başarı ....pantolonuna işememektir.

> Biz buna CAN EĞRİSİ diyoruz!!...


Prof.Dr.Albert Follanberg

Demek ki ben,daha para kazanabilme yaşındayım....
:-))
.............................................................................................................
Bu tür öyküler benim hoşuma gider.Hayattan alıntılar gibi...Belki siz de hoşlanırsınız diye paylaşmak istedim.
Giysiler
Bir gün güzellik ve çirkinlik bir deniz kıyısında karşılaştılar. Ve dediler, '' Hadi, denize girelim'' Ve giysilerini çıkartıp sularda yüzdüler..
Hayat diye birşey var
Nedir, ne oluyor, unuttunuz mu yoksa yaşadığınızı, günler, kızgın küller gibi bütün duygularınızı kavurup öldürerek mi geçiyor üzerinizden, arzuyla dudağınızı ısırdığınız olmuyor mu hiç, bir müzik sesiyle şöyle bir koltuğunuzda doğrulduğunuz, aniden bir yaz yağmuru gibi boşanıveren sebepsiz sevinçlere inanmıyor musunuz...
Zaman geçmeden
Zamanin birinde bir kasabada yasayan dünyalar güzeli bir kiz varmis. Bu kiz öyle güzelmis ki çok uzak sehirlerden ve ülkelerden cok zengin ,çok yakisikli,asil pek çok delikanli onu görmeye gelirmis...
Mutlulugun tanımı
Büyük bir kedi, kuyruguyla oynayan küçük bir kediye sormus: "Neden kuyrugunu kovaliyorsun?" ...
Son mektup
Sevgili Amanda,Bu sana yazdigim son mektup. iliskimiz hakkinda dogru karari verdigimizi dusunuyorum...

Mümkün olsaydı...(Fotoğrafın dili-17.çalışma)

Mümkün olsaydı,bütün o riskleri göze almazdık.
Bu risklerle,üzüntü ve acıları duymazdık.Hepsi üst üste binen ve her biri belkide bizi derinlere iten düşünce ve duygulara katlanmaz ve hissetmeden yaşardık.Sevmezdik,hissetmezdik ve hiçbirşeyi öğrenemezdik.
Ama insan olmanın en güzel yanı,burun buruna yaşamak,üstüste binen,büyüklü küçüklü,sıkıntı,dert,neşe,kavga gibi yaşamsal kavramları dozunda yaşayamamak.Çünkü hayat çözülmeyi bekleyen bir bulmaca gibi...
Ama çözüm bulabilmek elimizdeyse eğer,en uçtaki olayı çözümleyerek başlamalı.Üç ayrı sıkıntının aşamaları neyse,ona göre sıralayıp,akılcı davranmak gerek....
En alttaki taşı çekersek,üsttekinin ağırlığı altında kalabiliriz,ya da başkalarının canını yakabiliriz.
Bunlar korkuların tuzağıdır.
Hangi riski almamız gerektiğini düşüneceğimize,kaybolan hayallerimizin yerine,gerçekçi yaşamlar inşa edelim.Bazı riskleri göze alarak...


Bu yazıyı, Öykü atölyesinin,Fotoğrafın dili adlı çalışma için karaladım...

29 Eylül 2009 Salı

Aldığınız en ilginç hediye neydi hatırlıyor musunuz?Benim hediyem çok ilginç de....

Aslında bu yaz çok dinlendirici geçti.
Bakmayın bir önceki yazımda anlattığım gibi olmadı elbette....Hatta çok zevk alarak ilgilendim bahçemle.Hatta sümüklü böcekleri toplarken bile,onlardan özür dileyerek poşete koyuyordum,canlarını yakmamak için ...
Bahçemin keyfini doyasıya yaşadım bu sene.Sadece bir ara her sabah kapıda ve bahçenin muhtelif yerlerinde fare ölülerine rastlamaya başladım.Geçen sene giriş kapısının önünde her sabah bir fare ölüsüyle karşılaşırdım.Apartman yaşamından sonra bahçeli eve geçen biri için tiksindirici ve olağanüstü ürkütücü gelen bir durum.Hele her sabah kapıyı açıyorsunuz ve "SÜRPRİİİZZ!".Bir fare ölüsü? süpürgeyle bile alamıyorum.Allahım! Ne yapacağım derken bu fareleri kimin kapıma koyduğunu gördüm!


Bu yanda sereserpe yatmış olan Gazoz bey!

Öğrendim ki,kediler sahiplerine hediye getirirmiş.Kendisini beslediği için onlara minnetlerini sunarlarmış..

YAAA!

Hanginiz bu güne kadar böyle hediye aldınız söyleyin bakalım.Üstelik,sanki yoluma gül yaprakları döküyormuş hissi veren bahçede dolaştığım yol üzerinde,abartmıyorum,günde en az iki fare ölüsü ile karşılaşmanın ne büyük haz verdiğini anlatamam size...Bir de Gazoz bey,aşkını ilan edercesine ayaklarıma sürünerek beni o tarafa doğru götürüyor,sanki paket içinde tek taş yüzük hediye ediyormuşçasına...

Ne büyük bir AŞK Allahım...

Ne kadar şanslıyım değil mi?

Kedilerle saklambaç oynayan,onlar tarafından fare hediyesi alan,sümüklü böceklerden özür dileyen bir insan hakkında ne düşünürsünüz?(bence düşüneleriniz saklı kalsın. :-)) )

Sevgili prensesim AYRAN,doğurduğu 4 yavrusunun üstüne titriyor adeta.Fotoğrafta da 1,5 aylıklardı.Şu an 3 aylıklar ve neredeyse anneleriyle aynı boydalar ve hala annelerini emiyorlar.Her bir kocaman ve şişmanlar.Ben ayrı besliyorum,anne ayrı...Anne bir lokma bir şey yiyor hemen gidip onları emziriyor.Kuş kadar kaldı yavrum..Hayatı onları yalamakla ve başka kedilerden koruyacağım diye kaplan kaplan dolaşmakla geçiyor.Kapıya "DİKKAT KEDİ VAR"diye yazacağım neredeyse...
Her birine bir yuva bulup anneyi kurtarmam lazım.
XXXXXXXXXX
Arka bahçeyi atölye haline getirdim adeta.
Bir dolap çıkardım dışarıya ve içini boncuklarımla düzenledim.Yaptıklarımı çamaşır ipine astım.Sonra bir çok ev hanımına öğretmeye başladım.
Çünkü bir iki yerden iş alma durumum olacak ve bunları öğretmezsem ve aniden gelen bir işle ortada kalırım.
İkitelli tarafında bir terlik firmasıyla anlaştım ve oldukça yüklü bir siparişi ekimde başlayacak şekilde söz aldım.Ancak sel baskınında zarara uğrayan firma masrafın altından kalkamayacağı için bir yıl sonraya erteledi.
Hani çok şanslıyım demiştim ya(!)
Ama önemli olan o sel baskınından can kaybı olmadan kurtulmalarıydı benim için önemli olan.
O olay,bir Metropolde yaşanabilecek en büyük şok oldu herkes için...Zira sadece cepleri yakmadı,yürekler de yandı...Allah yardımcıları olsun...

Daha sonra bir mayo firmasından,yanda gördüğünüz patik siparişi geldi.Şaşırmayın,gecelik ve iç çamaşırı yapan bu firma yurt dışında çok satılan bu tarz patikleri yok satıyormuş.Gecelik ve pijamalarla birlikte satılacakmış.
Hani çok şanslıyım demiştim ya,işte o şans bu işi de red etmeme sebep oldu.5 şişle yapılan bu işi burada kimse yapmak istemedi.Sade yaşlılar yapıyor ve onlar de günde sadece bir çift yapabiliyor.10 günde 1000 çift yaptıracak bir yer bulamadığım için o da iptal oldu.Ama mayo süslemelerim için start bekliyorum bu firmadan.
Ama ben inatçıyım.Yakında bir iş alacağım.Kızkardeşim ve arkadaşının desteği ile hem tığ işine hem örgü işine ve kendi işim olan takı ve aksesuar işine balıklama dalıyorum...Son yaptığım işlerden bir kaç tanesinin fotoğrafını çekmeye çalıştım ama başarılı olamadım.Dışarıda güneş altında çekince bu kadar olabildi ancak...















27 Eylül 2009 Pazar

Biri buna dur demeli!


Bir varmıııış bir yokmuuuuş...


Sonradan görme,hiç bahçe görmemiş bir kadının,bulduğu bir karış toprağı,nasıl eşeleyip de,ne ekeceğini şaşırmış halini anlatarak başlıyoruz bu öyküye...


Pazara gidip bir yığın fide alıp geliyor bu bilgisiz ve sonradan görme hatun!

Hele bir sor bakalım!

Hangisi domates,hangisi biber diye?Hadi sordun diyelim...Pekiiii,hangisi dolmalık,hangisi çarliston ya da sivri diye niye sormazsın?

Sebzeler ortaya çıkınca,tencere tencere dolma yapmak zorunda kalınca,çocuklar;

-"Yine mi biber dolması?" deyince,ne yaptı dersiniz?

Mahalleye dağıtmaya başladı.

Domateleri o kadar sık dikmiş ki,birbirine sarılmış domatesler,kızaracak ışığı göremeden yeşil yeşil dökülmeye başlamış.Kalanlar ancak bir tabakmış...

Bu sırada ,ağaçtan meyve yiyorum pozlarıyla,her sabah mahalleye hava atarak yediği vişnelerin zamanını geçirip çürütünce,armutların vakti geçip,rüzgarla yere dökülünce,saçları dimdik olarak çıldıran bir tipin mezarlığa dönen bahçesini,makineliyle tarama pozisyonunda bahçeyi sulamasını seyretmeliydiniz....Tabiiii salatalık fidelerini istila eden sümüklü böceklere saldırışını söylemiyorum bile...

Sanki çay toplar gibi kürekle naylon poşete doldurduğu sümüklüleri,uşağı olarak kullandığı zavallı oğlunun eline tutturup,uzak bir bölgeye attırması ise hayvanları koruma derneğini harekete geçirecek cinstendi....Hayvanları kendi bölgelerinden nasıl uzaklaştırırsın diye....Tam 10 kiloya yakın ....

Yuh yani!

Biraz maydanoz,nane,dereotu ve taze soğan toplayınca sevinçten havalara uçtu sevgili bağyan....

Asma yaprağındanda bol bol sarma yapınca,çocukları evi terketmeye kalktı...

-"Bu ne ya!Biber olmasa,yaprak! İçimiz dışımız dolma oldu be!" diyerek,mahallenin diğer ucunda oturan teyzelerine iltica ettiler'İMDAAAT!' diye diye...


Baktı ki,bahçeden hayır yok,yeni doğum yapan kedisine sardı bu kez.... yavruları nasıl temizleyip terbiye edeceğini şaşırdı.O sakin,asla tırmalamayan anneyi bile delirtme başarısını gösterdi ya,artık ne demeli bu kadına bilmem...

Yavrular bile onu görünce annesinin arkasına saklanır oldular,"nerden geldi bu yaaaa"der gibi tavır aldılar.

Ne haliniz varsa görün dedi ve onlarla uğraşmayı bıraktı.

Bu kez oğluna el attı.İlle Basketçi olacaksın diye,hocaların kapısını çalmaya başladı...Yaşı geçiyor diye kabul etmeyenlerle kavga edip,birtanesini sindirdikten sonra onun himayesine bıraktığı oğlunu,bir kaç kez antremana gitmedi diye neredeyse öldürecekken kendine geldi...

Başarısızlıklar ve evde estirdiği terör havasından sonra bir de baktı ki yaz bitmiş....


İşe başlayınca durulur dediler...

Hadi bakalım , GÖRECEĞİZ!


23 Eylül 2009 Çarşamba

Nihayet !!!!!


Umarım kavuştum....
Öyle özlemişim ki,hepinizi ziyaret edip şöyle bir göz gezdirdim yazılarınıza....Herkese daha uzun zaman ayırıp yorumlar bırakacağım büyük bir keyifle....
Şimdiye kadar yazmış olduğunuz yorumlara cevap veremeyişim,onları görememiş olmamdan kaynaklanıyor.Özellikle son iki yazıya gelen yorumları henüz okuyabildim.
Ve ne kadar zorlandığımı anlatamam....
Bilgisayar,adeta bağımlılık yapmış bende.İlk zamanlar,inanılmaz krizdeydim.Masaya oturup bozulan PC başında,bir türlü açılmayan kasayla cebelleşmem zaten bir skeç konusu olabilecek nitelikteydi....Elektrik süpürgesiyle içini temizleyerek başladım ki,hani ,evimiz cadde üzeri ya,işte o nedenle belki toz kaplamıştır diyerek tamirciliğe soyundum...Sonuç alamayınca mecburen tamire verildi emektarımız....Yani mucit macitliğim pek işe yaramadı anlayacağınız...
Evin elektrik tesisatı ,elektronik eşyalarımı yavaş yavaş yok etmeye devam ediyormuş.İlk taşındığımızda buzdolabım stop etmişti,anlamamıştım.Motoru yandığı için yeni buzdolabı almak zorunda kaldım
Saç kurutma makinesi ve ardından da bilgisayar arızalanınca,elk.aksamı gözden geçirildi.
Bilgisayar da tamirden geldi ama sürekli reset atması benimde şalterlerimi attırdı.Bir daha oturmadım bile başına.Küstüm yani...
Çocuklar onunla başa çıkabiliyor,ama ben yapamadığım için hiç oturmadım bir daha....
Şimdi işe tekrar başladım.4 ay gibi bir tatilden sonra tekrar dernekteki işime döndüm.Durum böyle olunca sağlam bir bilgisayarın başına geçmiş oldum....
İş yerini biraz düzenleyip hemen dönüyorum...
:-))