30 Nisan 2008 Çarşamba

UMUT----------Kelime oyunları--------------


Haydi kızlar el ele...Evliler, bekarlar,Anne olanlar, olmayanlar, olmaya hazırlananlar,Hatta az sayıda da olsa toplumsal sorumluluğunu bilen, bizi izlemeye devam eden beyler…Şimdi sizden el ele vermenizi diliyorum.... ----------------------------------------------------------------- Okumak için lütfen tıklayınız.








Umudunu hiç yitirmeyen bir annenin yazılarını okumalısınız....Ve neler için umut etmeliyiz diye düşünmeliyiz...


Hikaye şu:




Çocuğu normal doğuyor,hastanede mikrop kapıyor.....


Mikrop beyinle vücut arasında su alışverişini sağlayan yere yerleşiyor...


"O"


UMUT ediyor!İyileşir diye.....




Seri ameliyatlarla ,bağlantı yerine "şant" takılıyor...


"O"


UMUT ediyor! İyileşir diye.....


Her ameliyatta bir sinire dokunuluyor...


Bu da yeme ve duyma yetilerinin kaybolmasına sebep oluyor..Yiyeceklerinin püre haline gelmesi gerekiyor çünkü çiğneme olayını yapamıyor....Konuşamıyor çünkü duyamıyor....


"O"


UMUT ediyor! İyileşir diye....



8-9 yaşına kadar altı bezleniyordu...O yaştaki çocuğun altının temizlenmesinin ne denli güç istediğini düşünebiliyor musunuz?Üstelik özürlü bir çocuğun...Şu an 17 yaşında...


"O"


UMUT ediyor!İyileşir diye....



Sürekli sokağı isteyen,ama istediği olmadığında,kendisine ve annesine zarar verecek kadar bilinçsiz şiddet gösterebilen güce sahip bu çocuk için...


"O"


UMUT ediyor!İyileşir diye...



Belki bir yerlerde,Bu tür çocuklar için bakım evleri vardır yoksa da yapılabilir amacıyla,ilgili televizyon programlarında dile getirdi problemlerini...Ama nafile....


ama,


"O"


Hala UMUT ediyor!düzelir diye...



Eşi bu hayatta onu yalnız bırakıyor..Boşanıyorlar..Biri özürlü,iki çocuğuyla onu yalnız bırakıyor...


"O"


Hala güçlü! Umudunu yitirmiyor..Arada tökezlese bile...


anneyiz.biz dergisine yazılar yazmaya başladı..Sesini milyonlara duyurdu...Şimdi bir bakımevi için girişimde bulunuyor yazarlarla birlikte...


"O"


Yılın annesi değil..Yılların annesi olmaya aday!



Hayattan elini ayağını çekmeyen,umudunu yitirmeyen arkadaşıma sevgilerimle...

...............................................................................................................................................

Arkadaşımın tüm yazıları burada...Belki okumak istersiniz.....

• Haydi kızlar el ele...

• Sınırları aşmayın!

• Kimse yoksa SİZ VARSINIZ

• Devlet birden bizi hatırladı

• Size en kısa zamanda geri döneceğiz!!!

• O kadar çok düşündüm ki

• Deli bunlar vallahi

• Oyuna gelmeyin

• İster gülün, ister ağlayın…

• Sizde okuyun istedim

• Komik bu komik

• Sözün bittiği yer

• 'BEN' demeyin 'BİZ' olalım...

• Hiç düşündünüz mü?

• Ateş düştüğü yeri yakar, yarın?

• Kaderimmiş derim çekerim

• 18+ Dikkat! Bu yazı şiddet içerir

• Bu kadar zor mu?

• Deşifre ediyorum

• Yorgunum, kırgınım, kızgınım...

• Yardımlaşmaya var mısınız?

• Engellerimiz

27 Nisan 2008 Pazar

Lütfen önemseyin !!!


Beni etkileyen bir mail daha geldi...


LÜTFEN HAYATINIZDAKİ TÜM KADINLARA GÖNDERİNİZ.
Anneler, kızlar, kız kardeşler, hala ve teyzeler, arkadaşlar vs.

Kasım ayında , nadir rastlanan bir çeşit meme kanseri bulundu. Bir bayanın göğsünde bir isiilik gelişti. Doktoru mamagrofisi temiz olduğu için antibiyotikle enfeksiyonu tedavi etti. İki kontrolden sonra isilik kötüye gitmeye başladı. Doktoru bir mamografi daha istedi. Bu sefer bir kitle görünüyordu. Biyopside hızlı büyüyen habis ur bulundu.Büyümesini geri çekmek amacıyla kemoterapi başladı, sonra mastectomy yapıldı, kemoterapi tamamlandı ve radyasyon tedavisi yapıldı. Şiddetli tedavinin yaklaşık dokuz ayından sonra bayan temiz bir sağlık listesi verdi. Yaşamının bir yılının her günü onunla doldu . Sonra kanser karaciğer bölgesine geri döndü . Dört tedavi aldı ve kaliteli bir hayat istediğine karar verdi, kemoterapinin daha sonradan ortaya çıkan etkisini yaşamak istemiyordu. Beş büyük ayı vardı ve son gününü en ince ayrıntısına kadar planladı. Morfine ihtiyaç duyduğu birkaç günden sonra öldü. Her yerdeki kadınlara dağıtılsın diye bu mesajı bıraktı :

KADINLAR, LÜTFEN NORMAL OLMAYAN HERHANGİ BİR ŞEY KARŞISINDA DİKKATLİ OLUN VE MÜMKÜN OLDUĞU KADAR ÇABUK YARDIM ALMAK İÇİNDE KARARLI VE İNATÇI OLUN..

Paget Hastalığı : Bu nadir tipte bir meme kanseri ve memenin dış çeperinde , meme ucunda ve haresinde isilik gibi görünüyor , daha sonra dış kenarı kabuklu bir yara haline geliyor . Meme kanserinden hiç şüphe duymadım ama kanserdi. Meme ucum bana hiç değişik gelmiyordu fakat isilik beni rahatsız etti, bu nedenle doktora gittim. Ara sıra kaşındı ve ağrıdı fakat bunların dışında beni rahatsız etmedi. Sadece çirkin ve sıkıntı vericiydi, doktorum ve dermatolog tarafından daha önce deri yangısı için verilen bütün kremlerle temizlenemedi . Biraz endişeli görünüyorlardı fakat kanser olabileceği konusunda beni uyarmadılar.
Şimdilik, dışarıdaki pek çok kadının meme ucundaki yada çevresindeki bir isiliğin yada yaranın kanser olabileceğini bildiğini sanmıyorum. Benimki meme haresinde tek bir kırmızı sivilce olarak başladı. Meme ucunun Paget hastalığında problemin en büyüğü semptomların zararsız görünmesi. Çoğunlukla deri iltihabı veya enfeksiyonu olduğunu düşündürüyor, en önemli talihsizlik ortaya çıkartma ve bakımında gecikme.

SEMPTOMLAR NELER ?

Meme ucunda kaşıntıya ve yanmaya neden olan sürekli kırmızılık, akıntı ve kabuk bağlaması. ( Benim durumumda , ben fark edene kadar çok fazla kaşıntı ve akıntı yoktu, fakat bir tarafta dış kenarda kabuk vardı. ) Meme ucunda iyileşmeyecek bir yara. ( Benimki meme haresi üzerinde idi.) Genellikle sadece bir meme ucu etkileniyor. Nasıl teşhis edilir?
Doktorunuz fiziksel olarak muayene etmeli ve iki memeninde mamografisini acil olarak çektirmenizi istemeli. Kırmızılık, akıntı ve kabuk deri iltihaplanmasına çok benziyorsa bile, eğer yara tek memenizde ise doktorunuz kanserden şüphelenmeli. Neler olduğundan emin olmak için doktorunuz yaradan biyopsi almalı.
Bu mesaj ciddiye alınmalı ve mümkün olduğu kadar çok sayıda akrabanız ve arkadaşlarınıza geç beliki birinin hayatını koruyabilmeli.

Benim meme kanserim, büyük dozlarda kemoterapi aldıktan, 28 kez radyasyon tedavisi olduktan ve Tamaxofin aldıktan sonra yayıldı ve kemiklerimi sardı. Eğer başlangıçta meme kanseri teşhisi konulsaydı belki yayılmayacaktı...

TÜM OKUYUCULARA :

Bu o kadar üzücü ki, kadınlar Paget Hastalığının farkında değiller. Biz diğerlerini bu mail ile hastalığın ve potansiyel tehlikesinin farkına vardırabiliriz, her yerdeki kadınlara yardım edebiliriz.
Lütfen , eğer yapabilirseniz, bir dakika alır bu mesajı olabildiği kadar çok insana göndermek, özellikle akraba ve arkadaşlarınıza .Sadece bir dakika alır , sonucunda bir hayat kurtarır.
alıntıdır..

25 Nisan 2008 Cuma

Anzakların anma töreni...




















Bugün Anzakların gün batımı törenleri var...
Çanakkale'de 57. Alayın başkomutanı Mustafa Kemal Atatürk ölen Anzak askerleri için şöyle demiş:
"Bizim topraklarımızda ölenler,artık bizim evlatlarımızdır."

İnternette bulduğum bir yazıyı sizinle paylaşmak istedim..


-Geri dön be Atam! -
Biliyorum boşu boşuna yırtındığımı, ama yap bi' güzellik işte Atam, geri dön!
Senin gitmen için yaptıklarından sonra, sen gittikten sonra da dış güçler çalışmalarına devam etti. Bir dünya savaşı daha oldu, dünya alt üst oldu. Amerika'yı sen gördün, bildin ama dişlerini asıl senden sonra gösterdiler - belki senden korktukları için senin vefatını beklediler... Dünyayı öyle bir yere getirdiler ki; dünyadaki birçok ülke şu anda birçok ülkeyle gergin ilişkilere sahip ve hepsi de yardım için Amerika'ya koşuyor. Amerika'ysa durumdan son derece memnun tabii: Ülkelere, hatta ülkelerin içindeki -belki de kendi oluşturdukları- örgütlere falan, hepsini birbirine düşürmüş ve hepsine de destek sözü verip oyalıyor, herkesi dolandırıyor.
Onlara hadlerini bildirmek istiyorum Atam! Ama ben genç adamın tekiyim, ne yapayım şimdi? Sen gelsen ya şimdi buraya, zehir gibi aklınla, kimsenin düşünemeyeceği stratejilerle Amerika'yı dünyadan silsen, tüm dünya sana hayran ve borçlu kalsa ya! Olmaz ki...
O zaman sana yemin ediyorum: Ülkemi, dünyamı (Amerika dahil) her tür pislikten kurtarmak için hayatımın ilerleyen dönemlerinde elimden gelen her şeyi yapacağım! Senin karşılaştığın kadar engelle karşılaşırsam, seni hatırlayacağım ve senin gibi düşünmeye gayret edip hepsini bir bir aşmaya çalışacağım. Ve hangi engeli aşarsam aşayım, hangi pisliği temizlersem temizleyeyim, senin kadar dürüst, senin kadar doğru olacağım.
Her yılın on kasımında bu yazımı hatırlayacağım. Eğer verdiğim söz adına bir çabada bulunmadıysam yaşayacağım utancı tahmin edebilirsin.
Yine de dönmeye çalış be Atam! Ben yalnızca bir kişiyim ama senin gibi Tek Adam değilim!

-->
Bir hatırlatma: Yazıyı istediğiniz yerde yayınlamakta özgürsünüz. Tamamını bile yayınlayabilirsiniz yani. Ama verdiğim emeğin hakkını, karşılığını vermek adına yazıyı yazdığınız yerde, yazının hemen üstünde bu sayfaya bağlantı vermeniz gerekiyor. Bu koşullarda yayınlarsanız süper olur. Teşekkürler şimdiden.

24 Nisan 2008 Perşembe

SIR----------------Kelime oyunları-------------------

Sırlar!
Çok kapsamlı...
Anlatmaya başlandı mı sonu gelmez.....
Son zamanlarda,içimizi karartan o kadar çok olaylar duyuyoruz ki medyadan,aklımızdan çeşitli düşünceler geçmesine neden oluyor...
Gördüklerimiz ,işittiklerimiz ve yaşadıklarımız ile farklı zamanlarda ortaya çıkan,benzer olaylara ait sırlar,başkalarına güven duygusunu ve kuşkuyu sorgulamamıza neden olur...
Hep gizemli görüntüler gelir gözümün önüne....Sırlarını paylaştığım arkadaşlarıma ihanet gibi düşündüm bu kelimeyi okuyunca....
Bu nedenle daha güzel ve gündeme uygun sırlar vereyim istedim sizlere...
Güzellik ve sağlık sırları!

Haydi buyrun!



Şifalı bitkiler

Ihlamur maskesi kırışıklıkları önlüyor

Sivilceye yol açan tüylere limon suyu

Kayısı yiyin sinirleriniz gevşesin...

Kadının afrodizyağı bol bol çilek yemek

Hepsinden günde bir kere!

Ünlü güzellerin sırrı doğada saklı

Kakao yağı, selüliti ortadan kaldırıyor!

Hem yiyin, hem de sürün

Evinizde güzelleşin!

Midedeki şişkinlikten kurtulmanın yolları

Prostata karşı bezelye

Ayva, mideyi güçlendiriyor

Yoğurdun mucizeleri

Sinirliot şurubu kanı temizliyor

Cildinize kivi tazeliği

Yorulmadan incelin

Çatlak oluşumunu gidermenin yolu

Evde kolaylıkla yapılacak selilüt kürü

Genel vücut bakımı ve güzellik için peeling kremi...

Yaşlanmaya karşı yiyecekleriniz

Bu güzelliği neye borçlu

Cildine ballı maske...

Kırışıklık önleyici yiyecekler

Cildinizi limonla güzelleştirin

Sağlıklı yaşam için bilinçli spor

İdrar Yolu Enfeksiyonları,

Aromaterapi

Strese 'dur' diyen harika yiyecekler

Kırışıklık, Leke, Şekil Bozukluğu ve Sivilce İzleri

Elinizde ‘derde deva’ bitkiniz varsa paraya çevirebilirsiniz

SEDEF HASTALIGI (PSORİASİS)

Beyin Fonksiyonları Üzerine Etkili Besinler

Kirleten değil güzelleştiren çamur

Yaz diyeti

Yaşlanmaya karşı yaban mersini

Çiğ domates, etin zararını önlüyor

Tarihten günümüze güzellik sırları

Vücudunuzu detoksla yenileyin

Vitamin deposu otlar

Bilinçsiz balıkyağı zararlı

Hangi besin, ne tür vitaminler içeriyor?

Nezlede antibiyotik kullanımı etkili değil

Doğru beslenme

Hastalıkların ilacı sofrada

Erkekler "aşk simidi" meselesini nasıl halledecekler?

Beyaz enerji: Süt

Sağlıkta son gelişmeler

Tehlikeli ikili: Kahve ve sigara

Kolesterol

Depresyon! 2020

Sağlıklı bir cinsellik için...

Gençliğin sırrı armut ve erik

Hangi besinde, hangi vitamin bulunuyor?

BESLENİRKEN GÜZELLEŞİN

Yemeklerle tedavi ve ilaçlı yemekler

Fazla vitamin zarar verir mi?

Meyve suyu kokteylleri ile vitamin ve sağlık yüklemesi

Hangi hastalığa, hangi yiyecek?

Kansere ve yaşlanmaya karşı beslenme

Bal, 1 yaşın altındaki bebekler için çok riskli

Günde 50 gram fıstık birçok hastalığa deva

Güçlü bir bağışıklık sistemi için...

Bitter çikolata tansiyonu düşürüyor

Şarap, brokoli ve köri kanser düşmanı

Üzümün bir faydası daha

Yazın neler yemeli?

'Renkli' beslenin, sağlıklı kalın

Yağlarla mucize tedavi

Baş ağrısına Ginkgo Biloba çayı

Probiyotik beslenir olduk: Ayda 200 ton kefir içiyoruz

Güçlü bir bağışıklık için C vitamini

Kalbin genç kalması için

Doğanın hastalıkları iyileştirici harikaları

Cips, kraker yerine ceviz ve badem yiyin

http://oneriler.anneminmutfagi.biz/

Şeftali

Çilek

Kivi

PORTAKAL

SUSAM

Zeytin ve bu olağanüstü meyvenin bizlere sunduğu mucize zeytinyağı

Nar

Domates

Enginar

Bize güneşten enerji getirdiğini anlatan domates

Ballıbaba Bitkisi

Ayva

Ekinezya'nın iyileştirici gücü

Adaçayı

Ayrıkotu Kökü

Yulaf

Turp

Şerbetçiotu

Sinirliot

Rezene

Pelinotu

Papatya

Öksürükotu

Ökseotu

Orman Sarmaşığı

.............................................................................................................................................
Bitkilerle gelen güzellik

Çetin Şifalı Bitkiler Merkezi
Sahibi Yusuf Çetin, bir takım kimyasallar kullanılarak hazırlanan kozmetik ürünlerin bazı yan etkileri olduğunu hatırlatarak, bitkisel karışımlarla bu yan etkileri en aza indirerek cilt bakımı ve güzellik kürleri yapılabildiğine dikkat çekti.
Sağlık ve güzellik için kullanılan bitkiler ve faydaları şöyle sıralanıyor:

– Atkuyruğu: Bitki, içerdiği bol miktarda silisik asit sayesinde, cilde yeni bir esneklik kazandırır. İrin toplayan sivilcelerin tedavisinde kullanılabilecek çok etkili bir dezenfekte ilacıdır.

– Aynısafa çiçeği: Deriyi temizler ve kendini yenilemesini destekler İltihaplanmaları önler ve yaraların iyileşmesini çabuklaştırır. Aynısafa merhemi de yaraların iyileşmesinde önemli rol oynar.

– Gülyağı ve gülsuyu: Deriye canlılık kazandırır ve gerginleştirir.

Ihlamur: Deri dokusunu güçlendirir ve yeni hücre oluşumunu destekler, kuru ve duyarlı deriler için uygundur.

– Isırganotu: Derinin kan dolaşımını hızlandırır. Yağlı saçlara ve kepeğe karşı kullanılabilir.

– Kekik: Dezenfekte gücü çok yüksektir. Özellikle sağlıksız ve iltihaplanmaya yatkın deri için önerilir.

Oğulotu: Limon kokulu bu bitki, sinir sisteminin yanı sıra deriyi de genel anlamda yatıştırır.

Zeytinyağı: Kaliteli sızma zeytinyağı klasik bir kozmetik katkısıdır. Cilde derinlemesine işler, normalleştirir ve kendini yenileyebilmesine yardımcı olur

–Buğday kepeği: Mineraller ve B Vitaminleri içerir. Deriye düzgünlük kazandırır ve kurumaktan korur.

- Yeşil çay: Japonların ulusal içkisi olan yeşil çay, yalnızca içten değil, dıştan da kullanıldığında çok yarayışlıdır. Duyarlı ciltleri yatıştırır, olgunlaşma aşamasındaki deriyi besler ve vaktinden önce yaşlanmaktan korur.

– Elma sirkesi: Bu çok yönlü ilaç, deriyi güçlendirir ve derinin asidik koruma örtüsünü güçlendirir. Çok zengin vitaminler ve mikro besin maddeleri içerir. Kuru ve çatlak cilt kadar, yağlı ve sivilceli cildin bakımında da başarılıdır. Saçlara yumuşaklık ve parlaklık kazandırır.

-Havuç: İçerdiği karoten ve lesitin, deri sertliklerini normalleştirir, deriye sağlıklı bir görünüm ve renk kazandırır.

– Salatalık: Deri için klasik bir nemlendirici olarak bilinen hıyar, yağdan arındırıcı etkiye de sahiptir ve bu nedenle yağlı ciltler için hazırlanan maskelere ve kompreslere de girer.

– Limon: Doğal kozmetikte çok önemli yeri vardır. Mikrop kırıcı, sıkıştırıcı, büzüştürücü, gerdirici özelliği vardır ve deriyi yağdan arındırır.

– Yoğurt: İçerdiği bakteri kültürleri sayesinde, üstderi bakteri florasının yeniden yapılanabilmesine yardımcı olur. İçerdiği süt asidi ise cildin erken kırışmasını önler, ona yumuşaklık ve esneklik kazandırır.

– Yulaf: B grubu öncelikli olmak üzere, vitaminler, mineraller ve değerli yağlar içerir. Öğütülmüş yulaf deriyi düzgünleştirir ve özellikle bu amaçla hazırlanan yüz maskelerinde başarıyla kullanılabilir.

– Zencefil: Cildi çok olumlu etkileyen doymamış yağ asitleri bakımından çok zengindir. Deriyi yağdan arındırır, iltihapları yatıştırır, çatlakların ve küçük yaraların iyileşmesini hızlandırır.

22 Nisan 2008 Salı

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı

















KUTLU OLSUN !!

Atatürk’ün sözlerinde bir dizesi yer alan ve İstanbul’un İtilâf Devletleri tarafından işgâli sırasında yazılmış olan dörtlüğün tamamı şöyledir:

Binlerce can dirilse de nakletse geçmişi,
Dağlar lisana gelse de anlatsa hepsini;
Garbın cebin-î zâlimi affetmedim seni,
Türküm ve düşmanım sana, kalsam da tek kişi...

“Milletin saltanat ve hâkimiyet makamı yalnız ve ancak Türkiye Büyük Millet Meclisidir ve bu hâkimiyet makamının hükûmetine Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti derler. Bundan başka saltanat makamı, bundan başka bir hükûmet yoktur ve olamaz"(1 kasım 1922)


.......................................................................................................




TRT Uluslararası 23 Nisan Çocuk Şenliği, Türkiye Cumhuriyeti'nin ulusal bayramlarından olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı haftasında, 1979 yılından beri her yıl Türkiye Radyo Televizyon Kurumu tarafından düzenlenen uluslararası çocuk şenliği.[1] Dünyadaki pek çok ülkeden Türkiye'ye gelen 8-14 yaşları arasındaki çocuklar, çocuklu gönüllü Türk aileler tarafından evlerinde ağırlanır.
Şenlik her yıl ortalama 40 ülkenin katılımıyla gerçekleşir. 1979'dan bu yana, 90 farklı ülkeden 20 bin kadar çocuk ve yaklaşık 5 bin grup lideri katılmıştır.[2] Şenliğe katılan temsilciler, ülkelerinin halk oyunlarından, şarkılarından vb. örneklerle ulusal kültürlerini sunarlar. [1]
1979'dan 2000'e kadar başkent Ankara’da düzenlenmiştir. Daha sonraki yıllarda ise İstanbul, Kuşadası, Selçuk, Antalya gibi Türkiye'nin çeşitli yerlerinde kutlanmaya devam etmiştir. Son yıllarda kutlama için Antalya tercih edilmektedir.
.....................................................................................................
Fırat'ım,bugün,yukarıdaki resimde görülen gençler gibi,beyazlar içinde Türk Bayrağı taşıyarak okulunu temsil edecek....
Gurur doluyum!

21 Nisan 2008 Pazartesi

Pirinç almıyoruz....

Bana gelen bir maili yayınlıyorum....Birlikte hareket etmemiz gereken zamanları yaşıyoruz....Sanırım bir müddet pirinç yemeyeceğiz...

PIRINCTE OYNANAN OYUNU BOZABILIRIZ..
Arkadaşlar ,Uluslararası para mafyası ve onların yerli işbirlikçileri paralarını pirinçeyatırarak , çok büyük miktarda pirinç stoğu yaptı , Türkiye'de pirinç fiyatlarını toptan 400 bin liradan 4 milyon liraya kadar çıkarttı , bir süredaha stoklarını piyasaya sürmeyerek 5 ytl e çıkınca süreceklermiş .Tüketici birlikleri bir süreliğine boykot çağrısı yapıyor Bu stokları 1hafta 10 gün içerisinde piyasaya sürmezlerse büyük zarar edeceklermiş ,herkesi ay sonuna kadar , 1 Mayıs'a kadar kesinlikle pirinç almamalarıkonusunda uyarıyorlar .15 gün pirinç yemezsek ölmeyiz, ama stokçulara bu milletin duyarsızolmadığını , aptal olmadığını , gerektiğinde tepki verebileceğini duyurmaklazım . Ben Mayıs ayına kadar kesinlikle pirinç almayacağım , lokantadayemekhanede pirinç pilavı yemeyeceğim , etrafımdakileri de uyaracağım .Pirinçi 5 ytl yerine 1 ytl'den yemek istiyorum .
Bu maili yayın , milletimizgözünü açsın artık .

19 Nisan 2008 Cumartesi

Sınav heyecanı-OKS-





Bu sene bizi meşgul eden,düşündüren ve oğlumun geleceğini belirleyecek olan bu imtihan sistemini benimsemediğimi söylesem de,sistemin içinde olduğumuz için,mecburen çalışmak zorunda olunan OKS !!!!



Zaman yaklaştıkça,strese giren oğluma,baskı yapmasam da,çalışması ve hazırlanması için kendisini sıkması gerektiğini söylemek benim gerçekten canımı çok sıkıyor...

Fırat'ıma şunu söylüyorum:

-"Oğlum,eninde sonunda,öyle ya da böyle bir liseye yazılacaksın...Şurada 1,5 ay kadar bir zaman kaldı.Çalışırsan iyi bir okula kendi çabanla girersin.Çalışamasan da bulabildiğimiz en yakın ve iyi bir okula girebilmek için elimizden geleni yapacağız....Moralini bozmadan elinden geleni yap,sonrasında da ben elimden geleni yapacağım."






Ben özel hocalar tutmadım,herkes gibi iki yıl öncesinden dersanelere yazdırmadım..Normal okul kitaplarının dışında,geçen sene dersaneye gidenlerden test kitaplarını aldım.küçük test kitapçıklarından aldım.Olabildiğince çözmeye gayret gösteriyor...



Ama kendisi ,dersanenin kendisini motive edeceğini,daha iyi konsantire olacağını söylediği için son sene ikinci dönem,en yakın dersaneye yazdırdım.Kendi okulundan en yakın arkadaşıyla gidip geldiği için mutlu...Bu bana yetiyor...

Bu hırsın içine dahil olmadım hiç...

Belki bunda çocuklarımın da katkısı olmuştur...Her ikisi de çalışmayı,okumayı seven çocuklar...Beni zorlamadılar hiç...

Sadece ders dinlemelerini öğütleyip,okul zamanı iyi çalışmalarını sağlamış olmam da etkendir büyük ihtimalle...

Ama okul hayatları boyunca hiç vaadde bulunmadım onlara.."sınıfını takdirle geçersen sana şunu alırım" gibi hiç telkinlerim olmamıştır.."kendiniz için çalışıp,kendi referanslarınızı kendiniz vereceksiniz"demişimdir hep....

Kararlar verilir ve uygulanır...Psikolojik kavgalar hiç yaşanmaz bizde...Ne kibir aşıladım çocuklarıma,ne de pasifliği....

Benim için önemli olan fiziksel sağlık,ve akıl sağlığı....

Sosyal hayatta güvenilir olmak ve özsaygılarıyla hareket etmeleri çok daha önemli benim için...

Bana"çöpçü olacağım anne" desen bile,saygı duyarım,amaaaaa,görev yerine geldiğimde senin bölgen olduğunu anlamalıyım diyorum."biliyorum anne,o bölge temizliğinden belli olacak değil mi?"diyor..İstediğim bu!Ne istediklerini bilip,en iyisi olacaklar...

Bunları neden anlatıyorum biliyor musunuz?

Çocuklarımızı aşırı sıkmamız ve kendi hırslarımızın sonucunda çocuklarımıza neler yaptığımızı,kapı komşum bakın nasıl anlatıyor...

LÜTFEN,LÜTFEN,LÜTFEN

OKUYUN !!!!!

Bazı şeyler anlatılmıyor, yaşanıyor dilerim hiçbiriniz yaşamayın, yaşamak zorunda kalmayın ya da bırakılmayın.
Adı: ERDEM
18 - 20'li yaşlarda bir delikanlı.Yatağa bağlı, buna rağmen durdurulamıyor. Duvarları tekmeliyor, boğazlanıyormuşçasına bağırıyor, galiz küfürler savuruyor.Yorulmuyor, durmuyor, sakinleşemiyor...
Adı: SİBEL
16-18’li yaşlarda.Uykuda gezer gibi bir hali var ama agresif davranışlar gösteriyor. Temizlik yapan kadının önüne atlıyor aniden. 'Temizim, titizim diyorsun, söyle bakalım Barış Manço'nun mezarı nerede? NEREDE? diyorum sana.'
Temizlikçi kadın umursamıyor işine devam ediyor. (Kadın yorgun, bezgin kendi sorunlarını düşünüyor besbelli.) Sibel kızgın... Beni gözüne kestiriyor aniden 'Sen söyle, sen biliyor musun Barış Manço'nun mezarını?' diye üstüme sıçrıyor bir adımda. 'Bilmiyorum' diyorum. Laf olsun diye...
Cevap vermek adına…Aşağılayıcı bir tavırla 'Neden?' diyor. ‘Sen temiz, titiz değil misin?’
Bir diğer delikanlı sürekli namaz kılıyor. Daha doğrusu kıldığını düşünüyor. Seccade gibi kullandığı bez parçasının bir başına, bir sonuna geçip, hep elleri bağlı, rükuda duruyor.Bir diğeri benim neden orada olduğumu, neden annesinin orada olmadığını sorguluyor.Kimisi bana sarılmaya, öpmeye çalışıyor, kimisi Oğulcan'a kendi hırkasını vermeye...
Ve anneler, babalar DİKKAT!
Bu çocukların büyük çoğunluğu SINAV KAYGISIYLA bu hale gelmiş…Hani şu onlara daha iyi bir hayat verebilmek adına zorladığımız OKS, ÖSS gibi bir gün, bir kaç saat içinde geleceklerini belirleyeceğine, iyi bir hayata kavuşacaklarına inandığımız, inandırıldığımız garip sınavlar adına...Çoğunuzun hiç görmediği ve benim hiç birinizin görmesini dilemediğim hayatlar var orada.Sınırı aşmaya görün, geri dönüşü yok bunun.Kısacası ya AKILLI, ya DELİ…Ama bir kez düşünün…Sınavı kazanan mı Akıllı, kaybeden mi?Bu kuralları koyan mı Akıllı?Koca bir hayatı kurallı yaşama adayanlar mı?Hayali bir gelecek adına, gelecek yok edenler mi?
SON SÖZ: Küçük oğlum Onurcan bu sene OKS sınavlarına girecek. Askeri Lise Sınavlarına girecek Allah nasip ederse…Abisi Oğulcan'a rağmen, Annesi ve Babasına rağmen...
BU VESİLE İLE;Sınava girecek çocuklarımıza ferahlık,Anne Babalarına rahatlık,Cümlemize kolaylıkDiliyorum.
Sınırı aşmayın, aştırmayın...
Geri dönüşü YOOOKKKK…
Yapıyorlar bir iğne…
Sonra ne kadar çırpınsan, bağırsan NAFİLE.
Tijen ve Oğulcan'dan Bakırköy Ruh Halleri...

Tijen benim arkadaşım ve komşum.Oğlu Onurcan,Fırat'ın sınıf arkadaşı ve en yakın arkadaşlarının başında gelir...Daha önce de bahsetmiştim.Anneyiz biz dergisine yazılar yazıyor diye....Tijen Güden,Ayşe Arman yazılarında bağıra bağıra anlatır bu yaşamı..

İlk oğlu,doğumdan sonra hastanede mikrop kapıyor ve beynine yerleşen mikrop,bir hayatı değil,bir aileyi nasıl bir olumsuz bir yaşamın içine itiyor.....

Yazılarını okuduğunuzda,ne demek istediğimi anlayacaksınız...

http://www.anneyiz.biz/yazarlar/yazidtl.php?yzid=7856387



18 Nisan 2008 Cuma

Haftanın acıları ve ayıpları....

Bir insanlık ayıbı daha !....




Adana’da tüp patlaması sonucu yaralanan iki kişiyi ücret ödemedikleri gerekçesiyle sevk etmeyen hastane kapatıldı...

Umarım örnek olur da insanlar vicdanlarıyla hareket etmeyi hatırlarlar....

.........................................................................................................................................................

Bir kendini bilmez meclis daha !...





TBMM Genel Kurulu dün Sosyal Gevenlik Yasası'nın kabul edilmesinden sonra karıştı. Katar ile askeri işbirliğini öngören uluslararası sözleşmenin görüşmelerinde Kamer Genç, hükümete yüklenerek, "Bunların ömrü 15 gün. Çankaya'ya çıkardığınız kişi, yeni uçaklar alarak bu ülkeyi yönetemez" deyince kavga çıkmış..





Milletimizin vekilleriiiiii....


..................................................................................................................................

Bir kendini bilmez zam daha.!


Gıdaya el atılması,kimin cebini dolduruyor merak ediyorum....

Biz bunları düşünürken,fırsatçılar cirit atıyor...



Birileri aç kalırken,birilerinin cebi doluyor......

İlişki kirliliği almış başını gidiyor....

.....................................................................................................................................................................



Bir kendini bilmez sapık daha !...


Kadına bakış açısı değişmedikçe,teselli edilemeyecek acılar hep yaşanacaktır....



















................................................................................................................................


Bir kendini bilmez lider daha!......



Papa, “Avrupa’da sanki Tanrı yokmuş gibi hayatımızın her alanından dini çıkarmak için adımlar atılıyor. Bunun adına da laiklik deniyor. Bu çok tehlikeli ve din karşıtı bir laiklik anlayışıdır. Buna karşı var gücümüzle savaş vermek zorundayız. Amerikan tarzı laiklik bu konuda anahtar olabilir. Buna ”pozitif laiklik“ diyebiliriz” diye konuştu.

17 Nisan 2008 Perşembe

İnsan ve insanlık-------Kelime oyunları---------


Asla,asla dememeli!

Kelimenin tam anlamıyla,ya hissediyorum ya da çağırıyorum.
Yok yok! Çağırıyorum!




Bahçeli evim olmadan asla kedi beslemeyeceğim demiştim değil mi?


Çok büyük konuşmuşum!

Anlatıyorum:


Hersabah çayımı alırım ve Yapımı süren okulu seyrederim..(Bir başka yazımda bundan da bahsedeceğim...)


Birden başını dimdik yapmış bir kedinin koşarak ,inşaatın dışındaki boş kolilere doğru gittiğini gördüm.Kedileri tanıdığım için,yavrusunu ensesinden tutup yeni bir yer arayışına girdiğini anladım..Gülümseyerek baktım.Bakalım kaç tane taşıyacak diye meraklandım...Ama çıkmadı bir daha...İnşaattan birşey düşşe parçalanacaklar diye düşündüm...Ama anne kediler güvenilir yer bulmakta ustadırlar diye fazla kafa yormamaya çalıştım..İki gün sonra, yine elimde çayım okula bakıyorum..



Birden,kolinin içinden kedinin çıktığını gördüm..Takip edeyim bakalım nereye götürecek diyerek,maceraya adım atmış oldum.

Yolun ortasında duran kamyonun altında durdu..Yoruldu ,mola verdi diye düşündüm...Yaklaşık 10 dakika kadar bekledim..Mutlaka yeni bir yer buldu ve oraya götürecek diye düşündüm...

Ama hayır!

Orada duruyor!


O zaman anladım ki ortada kaldılar..


Hemen koştum...


8. katta oturuyorum ve görme mesafem en az 50 metre..

İnşallah gitmezler dedim.
İndiğimde hala oradaydılar...

Anne yabani ,yanına sokulamadım..

Çağırıyorum,mümkün değil!

Ufaklık,betonda duruyor..Uzun bir sopayla,kamyonun altından ve annesinin yanından yavaşça yuvarlayarak yavruyu kendime çektim ve kağıt çantanın içine koydum..Ve kamyon hareket etti,anne kendisini zor kurtardı..Eğer yavruyu çekmeseydim,gözümün önünde ezilecekti..Kamyonun çalışmasını bile duymamıştım çünkü...

Amacım yavrunun sesiyle yavaş yavaş anneyi de eve getirmekti..


Anne hareket edince anladım ki diğer yavruları ölmüş..Memeleri süt doluydu,yüzü yorgun ve bitkin..Belli ki hayatta kalan tek yavrusuna iyi bir yer bulmak için çabalıyor ama nafile...


Merdivenlerin başına kadar getirebildim...Ağır beton kamyonlarından biri yoldan geçince,anne korkudan fırladı gitti...Bir müddet bekledim,belki yavrusunun sesine gelir diye ama gelmedi...


Mecburen eve çıktım..Eğer yavrusunu aramak için gelirse sesini duyarım dedim..Çünkü en yüksek volumla ağlar gibi miyavlar anne kediler..O zaman götürürüm,ne yaparsa yapar dedim,ve yavruya kokum sinmesin diye termofora sıcak su koyup,havluya sarıp,bir kutunun içine koydum ve hayvanı içine yatırdım...


İnanır mısınız,tam 1.5 gün uyanmadı!


Korktum,öldü zannettim!


Ama kedinin mırıldama sesini duyunca rahatladım..


Eski bir göz damlasının içini boşalttım ve iyice yıkadım...Çok az süt koydum,tırnak ucuyla toz şeker ve geri kalanını kaynamış su koyarak uyanmasını bekledim..Bir yandan da kulağım dışarıda...Arada camdan dışarı bakıyorum,Fırat'ı dışarıya gönderiyorum ama anne yok!


Birden ciyaklayan kedi sesiyle kendime geldim!


Etinden et kopartılıyor sanki.!


Hemen damlalığı ağzına uzattım,ama alamadı,emme eylemini arayarak ciyaklıyor!


daha önceden tecrübeli olduğum için(2 sene önce Fırat 4 yavru bulup getirmişti,onlara da bakmıştım) ağzının kenarından sütü akıtmaya başladım...Şaşkın şaşkın aldı..Ayın 11'inde geldi evimize,en fazla 1 haftalık olabilirdi...Birden boynunun altını gördüm ve içim parçalandı..Kan içinde ve birazı kurumuştu..Hemen merhem sürdüm ve o sırada koltuk altında koca bir beze yapmış ikinci yarayı gördüm..Ve anladım ki anne bunu çok yere taşımış...Boynundan tutarak taşındığı için hayvan çok hırpalanmış..Yara çok kötüydü,resmini yayınlayamam..İlk resme bakarsanız 6 gün sonraki halini görürsünüz...Kendi beneği gibi görünüyor ama değil...koltukaltı ve boynunun altı ,yaralı bölgeler...3 gün sıksık uyanarak anneyi aradı..Emme ihtiyacı hissediyor...Elimi yalayarak bu ihtiyacını gidermeye çalışıyor.Kaç gündür bizde,ancak alışıyor...


Beni annesi gibi görüp boyumda uyuyor..Yavaşça alıp sürekli sıcak tuttuğumuz termoforlu kutuya koyuyorum..Çok uzun uyku süresine başladı...Daha az bağırıyor....

Şimdiiiii!

Ben insanım,yaptığım davranış insanlık mı?

Yoksa annesinden ayırdığım için insanlık dışı bir davranış mı yaptım?

Bu, hep sorgulayacağım bir konu olacak...

Kendimi annenin yerine koyuyorum,içim acıyor....Sonra eğer almasaydım soğuktan donacaktı diyorum...Ya da ezilecekti...

Anlayacağınız iki arada bir derede kalmış vaziyetteyim..

Gerçek olan şey,evimize farklı bir canlılık geldi...

Zeynep,"Panda" ismini koydu...

Fırat ve arkadaşı Onurcan "Gazoz" adını koydular..
En fazla 4 ay bakabilirim,bakalım sonrasında ne olacak...?

2 hafta sonra veteriner günlerimiz başlayacak..

Karnesini çıkaracağım...

16 Nisan 2008 Çarşamba

İyi haber..

Babam ameliyattan çıkmış..
Bir saat yoğun bakımda kalmış...
Biraz tansiyonu yükselmiş,sonra normale dönmüş...

Kist alınmış,patalojiye bile göndermemişler...
Ablam"çıkan taşlara inanamazsın"diyor...Çok fazlaymış....

Bundan sonrası bakımına bağlı...
İçimde , adlandıramadığım korkularımın sona erdiğine çok seviniyorum.Ama yaşanan olayların gidişatı,ister istemez üzüntü ve endişeye yol açıyor..Yaşanan duygulara engel olmak mümkün değil...
Henüz tam anlamıyla rahatlamış değilim..
Daha birkaç gün merak ve endişeyle geçecek..
Hiç birşey yapılamaz..
Bekliyeceğiz..

Bir böbrek ameliyatı....

O,İzmir'de,ben İstanbul'dayım...


Yanında değilim...


Psikolojik tepkilerim,şimdilik iyi ...



Canım babam bugün böbrek ameliyatı oluyor.Belki de böbreklerinden biri alınacak...


Üstelik,şeker hastası ve 73 yaşında.....





Düşünüyorum da yıllardır bu acının içinde kendisi...


Sürekli tedavi oluyor...Ağrıdan halıları tırmaladığını hatırladığım zamanlar ise,15-16 yaşlarıma denk geliyor...





Dün akşam telefonla konuştuğumda;"Kızım,ya ameliyat olacağım ya da bıçakla ben kesip atacağım " dediğinde,içim acıdı..Gözyaşlarımı görmediğine sevindim...





Bu sabah ,saat 10 gibi görüştüğümde ise konuşamadık...Ameliyat öncesi,karşılıklı hıçkırdık...Sadece"seni çok seviyorum babam benim"diyebildim..O ,konuşamadı..11 gibi ameliyata girdi..7-8 saat sürecek...


Ablam yanında...Sürekli arıyorum,henüz birşey yok.....

Bekliyoruz...........


Hemen,kendimi oyalamak için,internette girdim.. Araştırma yapıyorum...

Eğer böbrek ve böbrek taşı hakkındaki bilgiler ilginizi çekerse okuyun.

11 Nisan 2008 Cuma

Elma ve elma sirkesi...



VÜCUDUN İÇTEN TEMİZLENMESİ, GENEL SAĞLIK AÇISINDAN BÜYÜK ÖNEMTAŞIMAKTADIR. ELMA SİRKESİ VÜCUTTAKİ KİRLERİ/ BİRİKİNTİLERİ ERİTİYOR, SU İSE ATIYORMUŞ, ELMA SİRKESİNİN PH (ASİT DEĞERİ) VÜCUDUN PH DEĞERİ İLE AYNI OLDUĞUNDAN KİRLERİ ERİTİRKEN, VÜCUDUN HÜCRELERİNE ZARAR VERMİYORMUŞ,
AYRICA GÜNDE EN AZ 1.5 LİTRE SU İÇMEK ÇOK ÖNEMLİYMİŞ, VÜCUDUNZEHİRLERİNİN VE İHTİYAÇ DUYMADIĞI FAZLA/BİRİKMİŞ MADDELERİNİN ATILMASINI SAĞLIYORMUŞ.
ELMA, AYRICA VİTAMİN-MİNERAL DEPOSUYMUŞ.
ELMA (MALUS DOMESTICA) BİTKİ ÖZELLİKLERİ :DÜNYAMIZDA 5000'DEN FAZLA TÜRÜ OLAN ELMA HAKKINDA HERHANGİ BİRTANIMLAMAYA HİÇ GEREK YOK. DAMAK TADINIZA EN UYGUN ELMA TÜRÜNÜSEÇEBİLİRSİNİZ.
BİLEŞİM: SU ORANI %85, ŞEKER %12, PEKTİN, ORGANİK ASİTLER, SODA,FOSFOR, TANEN, VİTAMİN A, B1, B2, C, E, PP. KULLANIM ALANLARI VEBİÇİMLERİ:

ELMA,
İÇERDİĞİ ORGANİK ASİTLER, SODA VE FOSFORUN YARDIMI İLE,BEYNİ, KARACİĞERİ VE MİDEYİ ÇOK OLUMLU ETKİLER.
KULLANIM BİÇİMLERİ,
-TAZEMEYVE VE MEYVE SUYU OLARAK SIRALANABİLİR.
-ÇİĞ ELMA KABUĞU YENEREKBEDENDEKİ ÜRİK ASİT AZALTILABİLİR.
-PİŞMİŞ ELMA İLE YAPILAN KOMPRESLERYUMUSATICI VERAHATLATICIDIR.
- TAZE ELMA SUYU İLE YIKANAN KIRIŞIK VE PÖRSÜK DERİ CANLILIKVE TAZELİK KAZANIR.
-YATMADAN ÖNCE YENEN BİR ELMA, RAHAT UYUMAYA YARDIMCI OLUR.
- KABIZLIĞA KARŞI PİŞMİŞ ELMANIN ETKİLİ OLDUGU BİLİNİR.
-GUT, BÖBREK, MESANE HASTALIKLARINA VE HEMOROİTE KARŞI UYGULANACAK BİR ELMA KÜRÜNDEN YARARLI SONUÇLAR ALINABİLİR.
- DERİ DÖKÜNTÜLERİNE, GUT VE ROMATİZMA RAHATSIZLIKLARINA KARŞI, TAZE ELMA SUYU BASARIYLA KULLANILABİLİR.
-ELMA SUYU, ÖZELLİKLE SOĞUK ALGINLIĞINA, ÖKSÜRÜĞE, SESKISIKLIĞINA, YÜKSEK ATEŞE VE İLTİHAPLI HASTALIKLARA KARŞI BAŞARILIDIR. AMAÇOK SOĞUK İÇİLMEMELİDİR.
- ELMA SUYU AYRICA, ROMATİZMAL BÖBREK VE KARACİĞERRAHATSIZLIKLARI, DAMAR SERTLİĞİ VE EGZAMAYA KARŞI DA KULLANILABİLİR.
-ELMA GENELDE, YATIŞTIRICI VE ATEŞ DÜŞÜRÜCÜDÜR.
-ELMA SUYU,SİNDİRİM SİSTEMİNİ UYARIR VE MİDE MUKOZASİNİ GÜÇLENDİRİR.
-SİNDİRİM YETERSİZLİĞİNE KARŞI, RENDELENMİŞ BİR ELMA YEMEKLERDEN ÖNCE YENİLMELİDİR. AMA RENDELENDİKTEN SONRA, RENGİ KOYULAŞANA KADAR BEKLETİLMELİDİR.
-HAM ELMARENDESİ İSHALE KARŞI KULLANILABİLİR.
KISACA, SAĞLIKLI YAŞAMAYA ÖNEM VERENKİŞİNİN YAKININDA HER ZAMAN ELMA BULUNDURMASI GEREKİR.

ELMA SİRKESİ
DOĞAL BİR YAŞAM İKSİRİDİR!
BİLEŞİM: KALSİYUM, FLUOR, POTASYUM, MAGNEZYUM, SODYUM, FOSFOR,SİLİSYUM, A VİTAMİNİ, BETA-CAROTİN, B1, B2, VE B6 VİTAMİNLERİ, C VİTAMİNİ,SİRKE ASİTLERİ, MEYVE ASİTLERİ, PEKTİN, DOĞAL AROMA MADDELERİ.
YASLILIĞIMIZDA DA SAĞLIKLI OLABİLMEK İÇİN HAREKETLİ BİR YAŞAM VE SAĞLIKLI BİR BESLENME BİÇİMİ OLUŞTURMAYA ÖZEN GÖSTERMELİYİZ..İŞTE BURADA ELMA SİRKESİ SEÇİMİNİN DEĞERİ İLE KARŞILAŞIYORUZ.İÇERDİĞİ ÇOK DEĞERLİ VE ÇESİTLİ MADDELER NEDENİYLE, EN SAĞLIKLI SIVILARDANBİRİDİR O. ELMA SİRKESİ, BEDENİMİZİ İÇTEN VE DIŞTAN TEDAVİ EDEBİLECEGİMİZOLAĞANÜSTÜ BİR DOĞAL İLAÇTIR. BURADA SİZE, BEDENİNİZİ GENEL ANLAMDA GÜÇLENDİRMEK, ÇESİTLİ HASTALIK BELİRTİLERİNİ HAFİFLETMEK VE GEREKLİ CİLT BAKIMINI YAPMAK İÇİN ELMA SİRKESİNİ NASİL KULLANABİLECEĞİNİZİ ANLATMAK İSTİYORUM.
KULLANIM BİÇİMLERİ:DOĞAL ELMA SİRKESİNİN EN ETKİLİ KULLANIM BİÇİMİ, ÇİÇEK BALI İLEKARIŞTIRILARAK OLUŞTURULUR:
*1 BARDAK SU*1 TATLI KAŞIĞI DOLUSU ELMA SİRKESİ*1 TATLI KAŞIĞI DOLUSU ÇİÇEK BALIHEPSİ İYİCE KARIŞTIRILIR VE SABAHLARI AÇ KARNINA KÜÇÜKYUDUMLARLA İÇİLİR.SÜREKLİ KULLANIM SAYESİNDE, ÖNCELİKLE BEDENİN BAĞIŞIKLIK SİSTEMİGÜÇLENECEK VE SİZİ PEK ÇOK HASTALIKTAN KORUYABİLECEKTİR.
BU ENERJİ KOKTEYLİ AYRICA SİZE CANLILIK VE GÜÇ KAZANDIRACAK VEİLERİ YAŞLARA KADAR SAĞLIKLI VE MUTLU KALMANIZA ÖNEMLİ KATKILARSAĞLAYACAKTIR.
SABAHLARI AÇ KARNINA İÇTİĞİNİZ BİR BARDAK ELMA SİRKESİ-BALKOKTEYLİNİN İÇİNDEKİ MÜTHİŞ ZENGİNLİĞİ ÖĞRENMİŞ BULUNUYORSUNUZ ARTIK. BU ZENGİNLİĞİN SAĞLIĞIMIZA YAPTIĞI KATKILARA DA ŞÖYLE KISACA BİR GÖZ ATMAMIZ HERHALDE YARARLI OLACAKTIR:
- ÖNCELİKLE BEDENİMİZ GÜÇLENİR VE BEDENSEL UĞRAŞLARA VE STRESEKARŞI KOYABİLECEK DAYANIKLILIĞI KAZANIR.
-SİRKENİN İÇERDİGİ YÜKSEK ORANDAKİPOTASYUM SAYESİNDE, KALP KASLARI DAHİL OLMAK ÜZERE TÜM KAS YAPISI DA GÜÇLENECEKTİR.
- KRAMPLARA KARŞI, KOKTEYLİNİZİ MADEN SUYU İLE HAZIRLAYABİLİRVE HER ÖĞÜNDE 1 BARDAK İÇEBİLİRSİNİZ.
- SIK SIK GRİP, SOĞUK ALGINLIĞI VEYA ÜST SOLUNUM YOLLARIİLTİHABINA YAKALANAN KİŞİLER, BAĞIŞIKLIK SİSTEMLERİ SİRKE-BAL KOKTEYLİ SAYESİNDE GÜÇLENECEĞİ İÇİN, BU TÜR SIKINTILARDAN BÜYÜK ÇAPTA KURTULMUŞ OLACAKLARDIR. AMA BU TEDAVİYİ ASAĞIDAKİ PLANA GÖRE UYGULAMAKLA KALICI SONUÇLARA ULAŞABİLMEK MÜMKÜN OLACAKTIR.
- SOĞUK ALGINLIĞI VE GRİP ZAMANLARINDAN ÖNCE, 4 HAFTALIK BİRSİRKE-BAL KOKTEYLİ KÜRÜNE BASLAYIN VE GÜNDE 3 BARDAK İÇİN.
- AYRICA, 4 GÜN BOYUNCA AKŞAM SAATLERİNDE 1 ECHİNACEA PREPARATİALIN. ÜÇ GÜN ARA VERDİKTEN SONRA YİNE 4 GÜN DEVAM EDİN VE BU TEDAVİYİ 4 HAFTA BOYUNCA SÜRDÜRÜN. BU TEDAVİ, BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİN GÜÇLENMESİNEÖNEMLİ KATKILAR SAĞLAYACAKTIR. BU TEDAVİYİ AYRICA DOĞAL C VİTAMİNİ İLE DEDESTEKLEYİN.
- SİRKE-BAL KOKTEYLİ NEZLEYE KARŞI DA BEDENİ GÜÇLENDİRECEKTİR.NEZLEYE KARŞI AYRICA, 1 ÖLÇÜ ELMA SİRKESİ 2 ÖLÇÜ SUYA KARIŞTIRILIR,KAYNAMA DERECESİNE KADAR ISITILIR VE İNHALASYON TEDAVİSİ UYGULANIR.
- BOĞAZ AĞRISI VE SES KISIKLIĞINDA, 1 ÖLÇÜ ELMA SİRKESİ İLE 3ÖLÇÜ ILIK SU KARIŞTIRILIR VE SAAT BAŞI DERİN GARGARALAR YAPILDIKTAN SONRA TÜKÜRÜLÜR. BU GARGARALARIN ADAÇAYI İLE DÖNÜŞÜMLÜ YAPILMASI ETKİYİ DAHA DA ARTTIRACAKTIR.
- ÖKSÜRÜĞE KARŞI, 4 YEMEK KAŞIĞI DOLUSU AKIŞKAN BALLA 3 TATLIKAŞIĞI ELMA SİRKESİNİ İYİCE KARIŞTIRIN. ÖKSÜRÜK GICIGINA KARŞI YARIM TATLIKAŞIĞI ALIN VE YAVAŞ YAVAŞ YUTUN. AYRICA, BOLCA KEKİK ÇAYINI BALLA TATLANDIRIN VE YUDUMLAYARAK İÇİN.
- YÜKSEK KOLESTEROLE KARŞI, GÜNDE PEK ÇOK KERE ELMA SİRKESİ-BALKOKTEYLİ İÇİLİR. SALATALARDA ÖNCELİKLE ELMA SİRKESİ KULLANILIR
.- GAZ ŞİŞKİNLİĞİNE KARŞI, HER ÖĞÜNDEN YARIM SAAT ÖNCE 1 BARDAKELMA SİRKESİ-BAL KOKTEYLİ İÇEREK, SAĞLIKLI BİR BAĞIRSAK FLORASİNİNTEMELİNİ ATIN. BU KOKTEYLE REZENE VEYA FRENK KİMYONU ÇAYI DAEKLEYEBİLİRSİNİZ.
- KABIZLIĞA KARŞI, GÜNDE PEK ÇOK KERE, 1 BARDAK SUYA 1 TATLIKAŞIĞI ELMA SİRKESİ EKLEYEREK İÇİN.
-AYRICA, 4 LİTRE ILIK SUYA 1 SU BARDAĞIDOLUSU ELMA SİRKESİ VE 2 TATLI KAŞIĞI TUZ EKLEYEREK AYAK BANYOLARI ALIN. BANYO SÜRESİ 10 DAKİKADIR.
- YARALARIN ÇABUK İYİLEŞMESİ İÇİN, GÜNDE 3 BARDAK ELMASİRKESİ-BAL KOKTEYLİ İÇİN.
- ERGENLİK SİVİLCELERİNE KARŞI, HER YEMEKTEN YARIM SAAT ÖNCE,İÇİNE 1 TATLI KAŞIĞI ELMA SİRKESİ EKLENMİŞ 1 BARDAK SU İÇİN. YÜZÜNÜZE BUĞUBANYOLARI UYGULAYIN: 1 LİTRE KAYNAR DERECEDE SICAK SUYA 4 YEMEK KAŞIĞIELMA SİRKESİ VE 2 YEMEK KAŞIĞI DOLUSU MAYIS PAPATYASI EKLEYİN, 1-2 KERE KARIŞTIRIN VE BAŞINIZI BÜYÜK BİR HAVLUYLA ÖRTEREK 5-10 DAKİKA GÖZLERİNİZİ YUMARAK BEKLEYİN. YÜZÜNÜZÜ SUYA ÇOK YAKLAŞTIRMAYIN!
UYARI: ELMANIN VE ELMA SİRKESİNİN BİLİNEN HİÇBİR YAN ETKİSİYOKTUR

10 Nisan 2008 Perşembe

Kendin olmak....


Bir karar aldı!
Bugünden başlayarak,yeniden yapılanmaya başlayacaktı.
Kendini masaya yatırdı.
Şartlanmışlıklarını,otomatiğie bağladığını ve bunun hiç gerekli olmadığını farketti..

Masadaki rollerine baktı..
Hepsi de gülümseyen ve mutlu yüzlerdi..Hüzün ve hırçın yüz nerede hani?
Yine masaya baktı...
-"Bunlar benim,başkası değil!""Rol değil"
-"Ama içimdeki baskılar nerede? Boyun mu eğmişim,yoksa hesaba almıyor muyum?"
Yoksa denge miydi?
Yoksa içine kazınmışlık mı?
Halbuki kendi inanç ve düşüncelerine ters düşen bir davranış sergilemediğine emindi...
Hay Allah!
Ne yapmalıydı..
İçinde harekete geçen neydi peki?
Herşeyin iyi ve kötü yanını tartmak için oturmamış mıydı bu masaya?
Kökten değişim yapacaktı!
Sınırları aşıp,yeni bir yüz takacaktı..
Ama olmuyordu..
Kibir ve ego uymuyordu yüzüne..
Hırs ve korku zaten olamazdı...
Kendine acı da verse şuna karar verdi!
Sahtelik yapardı, eğer yüzüne oturtmaya çalıştığı maskeler uysaydı..
Gururu ve özsaygısı giderdi..
Tekrar masaya baktı..Gülümsedi..
Farkına vardı ki..
Gerçek duyguları oradaydı...
Sıkıntılarını attı üzerinden..
-"Ben buyum" dedi..
Kendi yüzünü okudu,ve kendisi hakkında olumlu sonuçlar aldı.
Değişime gerek yoktu..
İdeali arayıp,özgürlüğünü kısıtlamanın anlamı yoktu...
Hayata olumlu bakıp,geleceğin bilinmeyen gücüne gülümsedi..
Sempatinin gücü!

9 Nisan 2008 Çarşamba

Kanserle ilgili uyarılar...

Hemen hemen hergün ziyaret ettiğim bloglardan biridir Erdil bey.Dün Meme kanseriyle ilgili bir post yayınlamış..Kanser beni de çok ilgilendirdiği için,Televizyonda verdiği bilgileri çok dikkatli dinlediğim Prof.Dr.Erkan Topuz'un konuşmalarını aynen yayınlıyorum..Ve ,Ne çok hata yaptığımı anladım....


Lütfen dikkatlice okuyun!

Prof. Dr. Erkan Topuz: Gerçekleri anlatırsam Türkiye sarsılır!
Esra Ceyhan'ın Kanal D'deki programına konuk olan İ.Ü. Onkoloji Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Erkan Topuz, yine herkesi ekran başına kilitleyen açıklamalar yaptı.


Topuz, kanserle mücadelenin anne karnında başladığına dikkat çekerek hamile kadınların ve bebek sahibi insanların evde dikkat etmeleri gereken noktaları anlattı.


Erkan Topuz, bulaşık deterjanlarından, halıların temizliğine kadar çok önemli ayrıntılardan bahsetti.


-"Benim mücadelem bu yaştan sonra halkımızı kanserden korumaktır. Kanser tedavisi sonra geliyor. Bir korunma bin tedaviden evladır. Bunları ilk defa duyuyorsunuz ama gerçek bunlar. Ben bunları kendimi bu işe adadığım için anlatıyorum. Bu anlattıklarımı Türkiye ilk defa duyuyor. Belki dünyada da çok az duyan vardır" diyen Prof. Dr. Erkan Topuz, herkesi şaşırtan açıklamalar yaptı.


-"Ben gerçekleri anlatıyorum. Ama çok fazla anlatmıyorum çünkü her şey sarsılabilir Türkiye'de" diyen Topuz'un sarsıcı açıklamaları şöyle:


-Evde sokakta giydiğimiz ayakkabılarla dolaşmamalılar. Eğer evde ayakkabı ile geziyorsak dışarıdan geldiğimiz ayakkabıları çıkartıp başka bir ayakkabı giymeliler. Çünkü dışarıdan giydiğimiz ayakkabı ile eve soktuğumuz pestisitler kanserin en önemli sebeplerinden bir tanesidir. (Pestisit: Tarım ürünleri, kimyasallar, egzozdan çıkan gazlar vs)


-Kanserle mücadele anne karnında başlıyor. Anne adayları aşırı miktarda vitamin almaktan kaçınsınlar. Çünkü bilinçsizce alınınca vitaminin içindeki kobalt, bazı aşırı miktarda minareller... Doktor bir tane yut diyordur ama çocuk gelişsin diye bir kaç tane yutuyorlar. Bu çocukta birikime sebep olabilir ve kansere neden olabilir.


-Gökkuşağının 7 rengini, ne buluyorlarsa, hepsinden günde en azından 3-5 tane yesinler. Her bir renkte bir şeyler var.


-Kırmızı et alsınlar gebeler haftada 2 kere. Özellikle balıkla beslensinler. Sağlıklı bir insanın kansere yakalanmaması için, bebeğin daha anne rahmindeyken vücudunun direncinin artması ve zehirleri alarak bağışıklık sisteminin bozulmaması lazım.


-En tehlikeli yer halıdır. Halı bütün pestisitleri tutar. Bu nedenle halıların temizliğine dikkat ediniz. Kesinlikle deterjanla temizlemeyin. Sirkeli su ile silin.


-Deterjan kullanınca muhakkak eldiven kullanın. Plastik eldiven kullanmayın, içine izci eldiveni giyin. Çünkü deterjanlar alerjiktir ve ufak dozlarda alındığı takdirde kronik olarak kanserojendir. (İzci eldiveni: Pamuk eldiven)


-Bulaşık makinasında kullandığınız deterjan da petrol ürünüdür, kanserojendir. Ne kadar yıkarsa yıkansın kalıntılar kalabilir. Eğer sağlığınızı düşünüyorsanız çıkardığınız bulaşıkları sirkeli suyla ya da limonlu suyla silin.


-Her türlü deterjandan kaçınız. Devamlı olarak zeytinyağı ve defne sabununu seçiniz. Ellerinizi, vücudunuzu hakiki zeytinyağ, defne veya fıstık yağından yapılan hakiki sabunlar da seçilebilir. Bunları örnek olarak söylüyorum. Deterjandan kaçıyoruz ve çok aşırı miktarda suyla duruluyoruz.


-Beyaz olan her türlü iç çamaşırınızı muhakkak yeni aldığınızda en az 2 kere kaynatınız. Çünkü bunlar beyazlatılmak için kanserojen maddelerle yıkanıyor.


-Oda spreyleri doğrudan doğruya petrol menşeli. Zehiri soluyorsunuz. Akciğerinize geçiyor ve dolaylı olarak bağışıklık sisteminizi bozuyor.


-Sebzeleri mevsiminde dondurup saklamakta fayda var. Yalnız bir kez çözülünce onu muhakkak pişirin. Mikro dalgada bir kere ısıtın. Ateşte ısıttıklarımızda ise bir kere ısıtınız. Çünkü bir dahaki sefere değeri ölür. DNA'yı bozar. DNA kırılması da kanserojene yol açar.


-Radyasyon kronik olarak kansere en çok yaklaştıran faktörlerden biridir. Televizyondan çok uzak duralım.


-Çocuklarınıza haftada 2 kez balık çorbası içirin ama içine zerdeçal koymak suretiyle. Soğan, sarımsak ve o mevsimin sebzesiyle yapmalısız. Çocuk anne karnındayken bu terbiyeyi almaya başlamalı.


-Gebeler haftada 1 kilo balık tüketmeli. Bu miktarın üzerinde balık tüketilmesine karşıyız. Çünkü en steril balıkta bile az civarda civa vardır. Bu balıklar dip balıkları olmamalı. Somon veya yüzey balığı, Akdeniz, Ege balığı olmalı. Marmara'nın dip balıklarını lütfen tüketmeyiniz.


-Kanola yağı kızartma için en uygun yağdır. Onun dışında birinci seçeneğimiz zeytinyağdır. Memleketimizin iftihar edebileceği yağdır. Fındıkyağı da tercih edilebilir.


-Çocuklarımız fastfood türü yiyecekleri 15 günde bir yiyebilirler. Ama haftada 3 kez yedikleri takdirde beyin tümörlerinde, lenfomalarda ve lösemilerde 3 kat artış gözükecektir. Çocuklarımıza arada bir verebiliriz. Ama dışarıdaki yiyeceklerin nasıl kızartıldığını bilmiyorsunuz. Ona göre hareket edin.


-Çocuklara meyve ve yoğurdu bol yedirelim. Ancak yoğurdu prebiyotik ve ev yoğurdu olarak kullanalım. Yoğurdunuzu evde yapın. Peynir ve çökelek fazla miktarda yiyin. Keçi peyniri çok faydalıdır.


-Çocuklarımızı beyaz un, beyaz şeker ve tuzdan koruyalım.-Belki tuzcular üzülecekler ama Konya'ya akan kanalizasyonlar ve kirletici sularla, Türkiye'nin en büyük tuzunu karşılayan Tuz Gölü'müz maalesef torbaların içinde çok iyi steril edilmedikleri takdirde bize kanseri ufak ufak taşıyorlar. Bu nedenle kaya tuzunu tercih edin. Yani turşu kurduğunuz tuzu çekin ve çok az miktarda kullanın. Çünkü tuz da kanserojendir.


-Amerika'daki çocukların tombul olmasının sebebi her şeye şeker katmalarıdır. Ucuz beslenmedir.


-En faydalı gıdalardan birisi cevizdir. Daha sonra fındık ve bademdir. Ayçiçeği açık alın. İşlemden geçmemiş olacak, kavurup yiyebilirsiniz. Ama fındık, ceviz gibi yiyecekleri kabuklu alın. Çünkü içine böceklenmesin diye ilaç sıkılmaktadır. Sonsuz faydaları olan yiyeceklerdir. Günde bir avuç muhakkak tüketiniz.


-Elma dünyanın en faydalı gıdalarından birisidir.


-Plastik, bakır, alüminyum kap kullanılmamalı. Porselen, cam ve çelik kullanın. Meyveleri de bu tür kaplarda yıkayın. Bunların içine litresine göre 9-10 çorba kaşığı elma sirkesi atın. Aşağı yukarı yarım saat bekletin. Sonra tekrar yıkamayın. Tekrar mikrop alır.


-Meyvelerin üzerine parlak görünmesi için mum sürülüyor. Bunları hakiki zeytinyağlı sabundan geçirdikten sonra elma sirkeli sudan geçirin. Ya da elma sirkesi ile ovun. Meyveyi kabuğuyla tüketin eğer sterilse.


-Lahana, marul gibi yiyeceklerin ilk dört kabuğunu çöpe atın. İstediğiniz kadar yıkayın bunların üzerindeki pestisitleri temizleyemezsiniz. Çaresi yok.


-3 ayda bir suyunuzu değiştirin. Çok muhteşem sularımız var ama ne olursa olsun tabiatı rezil ediyoruz. Satın aldığımız sularda az miktarda da olsa kanserojen dozlar karışabilir. Bunlar kontrollü sular ama 3 ayda bir değiştirmek gerekiyor.


-Plastik her yerde zehir. Plastik bardaklar, kaplar, plastik herhangi bir şey... Ben ona girmiyorum bu lafı söylersem yer yerinden oynar. Bu plastikler ev yapımına girdiler. Doğrudan doğruya inşaat malzemesi olarak kullanıyorlar. Çok bilinçli olun, çok iyi markalar kullanın. Bunları söylemem demek Türk ekonomisiyle oynamam demek. Ben insanlara kendimi adadım, onun için kimseden korkmuyorum açık açık söylüyorum.



-Bakır, özellikle beyin tümörlerinde ön plana çıkıyor. Çok iyi kalaylı olursa bu etki azalıyor. Ama kulağınıza bakır küpe bile takmayın.

-Meyva suyu yerine posasıyla tüketin. Biz kanserli hastalara suyunu veriyoruz. Meyve suyuna geçmeyen çok madde posada kalıyor. Bu şekilde kolon ve miğde kanserinden korunmuş oluyorsunuz.



-Çocuklarımızı yeşil plastik sahalarda oynatmayınız. Plastik çimenler sentetiktir ve kanserojen madde alabilirler.


-Havuzların iyi temizlenmesine dikkat ediniz. Ozonla temizlemek en fazladır. Aşırı klorluysa yine kansere hazırlık yapıyorsunuz spor yerine.


-Bütün beyazlatıcılardan kaçınız. Çocuklarımızın kullandığı o pırıl pırıl bembeyaz defterler klorla temizleniyorlar. Bunlarla temizlenmemiş defter kullansınlar. Kullandıkları boyalarda da kanserojen etkisi vardır.


KANSER DALGA DALGA GELİYOR


Prof. Dr. Erkan Topuz, verdiği şu çarpıcı bilgi ise kanserin boyutlarını açıkça ortaya koymaktaydı: "Kanser dalga dalga geliyor. 2020 yılında 20 milyon insan kansere yakalanacak. Ama eğer bunları yaparsak belki bunu 15 milyona indirebiliriz. O yüzden gözümüzü açalım. Bu iş çocukluktan başlıyor. Çocuklarımıza bu terbiyeyi vermek zorundayız. Ailedeki çocuk annesini taklit eder. Anne ne yiyorsa çocuk da onu yer."Erkan Topuz, yaptığı açıklamalar nedeniyle bir takım sektörleri zor duruma soktuğu eleştirileri için ise,


"Benim için insan sağlığı birinci plandadır. Ekonomi ikinci plandadır. Bir insanın kanser olması durumunda devlete ve millete verdiği zarar milyarlarca dolardır. O yüzden dikkatli olduğunuz takdirde ekonomiye de katkınız olur. Aslında ben bunları anlatarak Türkiye'nin ekonomisini de kurtarıyorum farkında değiller" diye konuştu.

PROF. DR. ERKAN TOPUZ’UN SAĞLIK KONULARIYLA İLGİLİ TÜM AÇIKLAMALARI İÇİN TIKLAYIN... (
Erkan Topuz Uyarıyor... Mutfaktaki Tehlikeye Dikkat... TIKLAYIN...
Erkan Topuz’dan Kanser Hastalarına Büyük Müjde... TIKLAYIN...
Sağlık Bakanlığı Olaya El Attı... TIKLAYIN...
Erkan Topuz’dan hayati bilgiler... TIKLAYIN...
Erkan Topuz’dan önemli uyarılar. TIKLAYIN...
Erkan Topuz’dan sarsıcı açıklamalar... TIKLAYIN...
Erkan Topuz’dan gıda üzerine uyarılar... TIKLAYIN... )
Kaynak: TELEVİZYONGAZETESİ

8 Nisan 2008 Salı

Atatürk hakkında bilinmeyenler..


1."ATA" LAFINI SEVMEZDİ-"Atatürk" hitabını ilk kez donemin Türk Dil Kurumu Başkanı birkonuşmasında kullanmış, Mustafa Kemal de çok beğenerek soyadı olarakalmıştı.Kendisine "Ata" diye hitap edilmesinden hiç hoşlanmazdı.
2.EN SEVDİĞİ YEMEK-Manastır Askeri Lisesi yıllarından kalan bir alışkanlıkla hayatıboyunca en sevdiği yemek kuru fasulye ve pilav olarak kaldı. Tatlıyadüşkün değildi ama cani istediğinde çok sevdiği gül reçelini tercihederdi.
3.EN BÜYÜK HAYALİ DÜNYA TURUNA ÇIKMAKTI-Ömrü yetseydi bir dünya turuna çıkıp Türk dili ve tarihi üzerindekiçalışmalarını genişletmek en büyük hayaliydi.
4.BAŞUCU KİTABI "ÇALIKUŞU"YDU-Binlerce kitabi vardı. Ama bunların arasında bir tanesini hayatıboyunca hatta cephede bile başucundan ayırmadı. Reşat NuriGüntekin'in ünlü "Çalıkuşu" romanını hep yanında taşır, her gün rastgele bir yerinden acar, birkaç sayfa okurdu.
5.KABUL SALONUNDAKI AT YAVRUSU-Atlardan sonra en sevdiği hayvan köpekti. "Fox" adını verdiği köpeği,Gazi`nin yatağının ayak ucunda uyurdu. Hayvanlara düşkünlüğü odereceydi ki bir gün misafirlerinin de görebilmesi için yeni doğmuşbir tayla annesinin Cankaya Kosku kabul salonuna getirilmesini bileemretmişti.
6.TAM BİR SALON ADAMI-En sevdiği dans valsti. Müzik zevki çeşitlilik gösteriyordu.KlasikBati müziği dışında Anadolu ezgilerini de severek dinlerdi.
7.GÖMLEKLERİNİN TÜMÜ BEYAZDI-Gömleklerinin hepsi beyazdı. Bu gömlekler ilk yıllarda İsviçre`deözel olarak dikilirken sonra yerli mali kullanma kampanyasına öncülükedebilmek için Beyoğlu`nda bir terziye diktirilmeye başlanmıştı.
8.DOLABINDA LACİIVERTE YER YOKTU-Takım elbiselerinin tasarımlarını hep kendisi çizerdi. Lacivert takımgiymeyi sevmezdi.
9.ÖLÇÜLERİBoyu 1.74 idi. Hayatinin son dönemlerine kadar 76 olan kilosuhastalığının ilerlemeye başlamasıyla 46'ya kadar düşmüştü. 43 numarasiyah rugan ayakkabı giyerdi.
10.RUMELİ ŞİVESİ-Özenli ve temiz bir Türkçe konuşurdu. Ancak bazı kelimeleri Rumelişivesiyle telaffuz ederdi.
11.HAZİN BİR HİKAYE-Hayatında bir donem çok önemli yer tutan Mustafa Kemal`inevlenmesinden sonra hayatına trajik bir şekilde son veren FikriyeHanim`in mezarının nerede olduğu bilinmiyor.
12.CUMHURBAŞKANLIĞINDAN SIKILIYORDU.-Hayatinin çoğunu geçirdiği savaş cephelerinden sonra Cumhurbaşkanıolarak geçirdiği yıllar ona bir tecrit yaşantısı gibi geliyor, çoksevdiği halkından ve sade bir vatandaş yaşamından uzaklaştığınıdüşünüyordu.
13.PAPA`NIN TEMSİLCİSİNE ELBİSE-Kıyafet Kanunu çerçevesinde tüm din adamlarının dini kıyafetleriylesokağa çıkmaları yasaklanınca, Monsenyör Roncalli`ye kendi terzisiKemal Milaslı eliyle bir koleksiyon hazırlattı.
14.KENDİSİ TIRAŞ OLMAZDI-Sabah kahvaltılarıyla arası hiç hoş değildi.Yataktan kalkar kalkmazodasındaki divanin üzerine bağdaş kurarak oturur, günün ilk kahvesinisigarasını içerdi. Bir özelliği de kendi kendine tıraş olmamasıydı.
15.DÜZEN TAKINTISI VARDI-Evinde, çevresinde hatta konuk olduğu evlerde bile eğri duraneşyaları düzeltmeden rahat edemezdi.
16.HOŞGÖRÜLÜ LİDER-Köylünün birinin gazete kağıdına sardığı tutunu içmeye çalışırken eliyanmış, "Alin bunu kendi içsin" diyerek Atatürk`e küfretmişti.Mahkemeye çıkarılacaktı. Atatürk olayı dinledikten sonra "Onumahkemeye vereceğinize doğru dürüst sigara içmesini temin edin" dedi.
17.SİGARA PAZARLIĞI-Hastalığının başlangıcında kendisini muayene eden Dr.Fissinger gündekaç paket sigara içtiğini sormuş, Atatürk "sekiz" demişti. Doktorbunu günde bir pakete indirmesi gerektiğini söyleyince gülümseyerekcevap vermişti: "Ben zaten bir paket içiyorum. Bundan sonra bunusizin izninizle yapacağım".
18."BU NASIL HALKÇILIK?-"Bir sabah milletvekilleri ile trene binmişti. Kondüktörünmilletvekillerinden bilet parası almamasına sasırmış nedeninisormuştu.Trenin milletvekillerine bedava olduğunu öğrenince epeysinirlenmiş, "Ne de güzel halkçılık ama" demişti.
19."LAİKLİK ADAM OLMAKTIR!-"İlk mecliste bir oturum sırasında üyelerden biri laikliğin ne manayageldiğini anlamadığını söyleyince Gazi çok sinirlenmiş ve elinikürsüye vurarak bir din bilgini olan üyeye cevap vermişti: "Adamolmak demektir hocam, adam olmak!"
20.KURBANLARI BAĞIŞLARDI-Gittiği yurt gezilerinde kendisi için kurban edilen hayvanlarabakamaz böyle durumlarda sırtını döner yada kesilmelerini engellerdi.
21.YABANCI DİLE MERAKI-Askeri lisede öğrenmeye başladığı Fransızca'yı sonraki yıllardageliştirdi. Zengin bir kelime bilgisi vardı. Konuşurken arayaFransızca sözcükler de eklerdi.
22.FASULYESİNE POKER-Kumardan hoşlanmaz ama arkadaşlarıyla fasulyesine poker oynardı. Oyunsonunda kazandıklarını iade ederdi.
23.KAN GÖRMEYE DAYANAMAZDI-Cephelerde düşmanla göğüs göğüse savaşmış biri olarak en ilginçözelliği savaş meydanları dışında kan görünce fenalaşmasıydı.
24.KULAKLARI DUYAN TEK KİŞİ-Fransız tarihçisi Herriot Ankara`ya geldiğinde Gazi`nin kulaklarınınduyuyor olmasına sasırmış anılarında bunu esprili bir dilleanlatmıştı: "T.C`de bir tane kulakları duyan kişi var onu daCumhurbaşkanı yapmışlar".
25.BİR RİCASI BAŞ TACIDIR-Bir gün halk arasında dolaşırken çarşaflı bir kadınarastlamış, "Hafız Hanim benim hatırım için başındaki örtüyü acarmısın?" diye sormuştu. Kadın bas örtüsünü açarak, Atatürk`ün önündeeğildi ve ellerini öptü.
26.BİLARDO VE YÜZME-Sportmen kişiliği vardı. Her gün at biner, yüzmeye gider ve bilardooynardı.
27.EN BAŞARILI DERSE-ğitim hayatı boyunca en başarılı dersi matematikti. Pozitifbilimlere ilgisi hayatı boyunca sürdü.
28.YAGCILARA GECIT YOK-Yağcılara çok kızardı Bir aksam sofrasında kendisine gereksiz şekildeiltifat eden Abdülhak Hamit`e müdahale etti.
29.SON YILBASI GECESI-1937`yi 1938`e bağlayan son yılbaşı gecesini Dışişleri Bakanı TevfikRüştü Aras ile bas basa geçirmişti. O gece dolabındaki bazıelbiseleri bakana hediye etmişti.
30.KÖŞKTEKİ GÜVERCİNLİK-Kuşları çok severdi. Çankaya Köşkü`nde özel bir bakıcının ilgilendiğigüvercinliği vardı.

7 Nisan 2008 Pazartesi

Taciz....!!!!!!!


Cesaret mi, korku mu?


Erkek özne,kadın nesne midir?


Yoksa makus kader mi?


Hayatta kalmak için,erkek gibi mi düşünmeli?


Hayır!


Ben bunlardan bahsetmeyeceğim....


Çağdaş bir iş yerine giriyorsunuz..Zaten mezuniyetten sonra ,sosyal bir değişim yaşıyorsunuz..Çalışan durumundasınız ve yönetim ağırlığını,değişimin ilk darbesi olarak yaşıyorsunuz.."Normal galiba" deyip,sistemin içine girdiğinizin farkına varamıyorsunuz..Potansiyel mağdur olma yolunda ilerlediğinizin de farkına varamazsınız..Daha önce yaşamamışsınız çünkü..

Kariyer hedefli başlayıp,işinize saygı gösterirken,

Yönetenin kişilik bozukluğu,ayrı zamanlarda,baskı ve yıldırma politakası şeklinde üstünüze gelimeye başlayınca,ve psikolojik olarak rahatsızlık başlayınca,sizin ilkeleriniz de ortaya çıkar..Üstüne üstlük,görev arkadaşlarından birisi tarafından rahatsız edilmeye başlanmışsınız..


Korunma isteğiniz,komik bir cevapla gelir.

"İş dışında karşılaşmayın"

Olur canım!

Aynı mekanda,sürekli yanyana olacaksın,üstüne üstlük çifte baskı göreceksin...

Performansı düşürecek her türlü davranış sana yapılsın ve verim beklensin...

Yok böyle şey..

Psikolojin yok olmuş,kimsenin umrunda değil...

Karar verirsin!

İstifa mektubunu hazırlarsın!

Çünkü mücadeleye değecek bir karşılığın olmayacaktır..

Yaşadığın sadece ücret kaybı olacaktır...

İş yerindeki tacizi görmemezlikten gelirsen,kişiliğini yok edeceğini biliyorsun çünkü..

İş yerinin mükemmelliği arama adına,etik değerlerden yoksun insanlarıyla çalışmaktansa istifanı verdin!

Kendini bildiğin için,sosyal hayatın geleneksel baş eğme politikasını taaa baştan görüp,ilkelerini iş yerine bildirip,kendine ve mesleki hayatına duyduğun saygıdan ötürü, seninle gurur duyuyorum kızım.!


SEVGİLİ İŞVERENLER !

Bakış açınızı değiştirmek için,kendinizi geliştirmenin yollarını bulmalısınız...
Liderlik yollarını bulup,vizyon sahibi olmalısınız...
Yoksa her çalışanın size uygun olduğunu düşünürseniz hata yaparsınız!
Bir emekli....

Yorumsuz ......

Buyrun haşemalara!!




















5 Nisan 2008 Cumartesi

Hata ve affetmek---Kelime oyunları----



Affetmek,en büyük intikamdır,ya da katlanmaktır derler ya...

HAYIR!
HAYIR!
HAYIR!







İhanete uğramışsan,


Sömürülmüşsen,


Küçümsenmişsen,


Yıpratılmışsan,


Engellenmişsen,


Umursanmamışsan,


Aşağılanmışsan,

Kullanılmışsan,


En kötüsü,


kuşatılmışsan,


Affedersen ,en büyük hatayı yaparsın!